En evvela bir İslam beldesi olduğundan ve mertçe Gazze'li kahramanları desteklediğinden.
Kendi göbeğini kendi kesebildiği için.
Yıllarca uygulanan acımasız ambargolara rağmen... Halen ayakta.
Körfez ülkelerine hiç benzemiyor. Para için el etek öpmüyor. Öyle sünepe, pısırık falan hiç değil. Minnetsiz, aktif ve enerjik.
Orta doğu ülkelerinden de farklı. ABD ve avenelerinden silah, teknoloji, ferah, siyasi destek dilenmiyor.
Şu ana kadar kullandığı tüm silahlarının menşei hep İran. Tasarım İran. Üretim, arge. vb. tüm aşamaların tamamı milli ve gizli.
Yani anlayacağınız orta doğuda tek başına güç üretebilen tek devlet. Evet evet tek devlet.
SİHA’ları var, milli.
Füzeleri, süpersonikleri, uyduları var, milli.
Deniz mayınları, hücum botları, uçaksavarları, tankları, topları hatta kimsenin envanterinde bulunmayan manevra kabiliyetli bombardıman füzeleri bile var ve onlar da milli.
Bu nedenler, batı emperyallerinin ve siyonist teröristlerin hedefinde olmak için yeterli değil mi?
Dahası; ABD’nin ve işgal rejiminin elçiliği bulunmayan ve Filistin elçiliğinin olduğu...
NATO ve ABD üslerinin olmadığı, emperyallerin vakıf-dernek adı altında hiçbir kurum ve kuruluşunun bulunmadığı...
Karşılıklı meşruiyetin dahi olmadığı, uluslararası buluşmalarda bile ABD ve işgal rejimi yetkilileriyle tokalaşmayan tek ülke.
Sanırım bu alamet-i farikalar yeter de artar.
Bu nedenlerden dolayı işgal rejimi sürekli, yok edilmesi gereken en büyük engel İran demiyor mu?
ABD’nin petrolüne bir türlü çökemediği bu ülke kendileri için çok tehlikeli bir ülke olmaz mı?
Peki ya şu meşhur Hürmüz Boğazı!
Suud, BAE, Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan boğaz... Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 25'ini, doğal gazın yüzde 20'sini ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unu sağlayan güzergahı kontrol etmek! Bunu yaparken de sadist canilere tek kuruş haraç ödememek...
İşte Episteinli ifritlerin nefesini kesen ve aşağılık saldırılarına neden olan asıl mesele bunlar.
Düşmanlarını çok iyi tanıyan İran ise İslam Devrimi’nden bugüne yaklaşık 45 yıldır savunma stratejisi üzerine durmaksızın envanter üretmekte. Hızlı, etkili, gizli, ucuz ve teknolojik..
Peki şimdi ne olacak? Barış mı yoksa savaş mı?
Her iki durumda da ABD petrodolar hegemonyasını kaybedecek yani süper güç oluşunu.
Nasıl mı?
Hürmüz Boğazının en büyük iki adası Kiş ve Hart adaları. Biri ekonomik ada, diğeri savunma adası.
Hart adası karaya yirmi kilometre mesafede. Yani İran dilediği zaman tank, top vb. savunmayla bile adayı muhafaza edebilir.
Kiş adası yüz elli bin sivilin yaşadığı ve yer altının tamamı askeri tünel ve üretim merkezleriyle donatılmış yüzen bir üs misal...
Dünyanın en komplike sistemleriyle donatılmış karmaşık tüneller, tuzak ve çıkmazlarla dolu askeri bir dahiliğin ürünü.
Yüzeyi beş kat betonla güçlendirilmiş ve ABD’nin sığınak delicilerine bile rahatlıkla dayanan muhteşem, muhkem bir füze/techizat üretim merkezi. Belki uranyum zenginleştirme merkezidir de.
ABD bu sorunu her zaman yaptığı şekilde vahşilikle/güçle çözmeye kalkışsa, İran çevresindeki petrol kuyularının tümünü vuracağı tehdidinde bulunuyor. Yani boğazdan geçecek ürün kalmayacak. Boş boğaz kimin işine yarar. Anlaşmaya kalkışsa boğazın hakimiyetini temelli unutacak ve İran artık bu işi Yuan ile yapacağını söylüyor.
Kısacası, her firavunun boğulacağı ve her emperyalistin yok olacağı bir denizi vardır. Musa olabilenin de asası.. Hürmüz İran'ın asası olurken tiran Trump'un da boğulacağı denizi olmuş.
Musa'ya -Musa'lara- düşen dik durmak ve minnet etmemek.
İşte Aziz Gazze, insanlığın iyiliği adına kardeşlerine ve dünyanın hür insanlarına bu bilinci yükledi. İnşaallah İran direnerek ve sabrederek bu bilincin eyleme geçiş sürecini gösterecek.
Sonrası mı?
İşte o zaman gelecek artık bizim için gelecek ve güneş her doğdukça tüm karanlıkları yırtıp yok edecek.