İnsan sevilmediği bir ortama niye girer? Tüm gözlerin/bakışların nefreti altında o ortamda bulunma mecburiyeti yoksa neden ısrar eder? Bu öfke ve nefreti bildiği halde sevilmediği ortamda bulunmak ne kazandırır?

Bu ısrarı bir inat ve muhtelif alanlarda karşı atak olarak algılasa da istenilmediği ortamda bulunmanın psikolojik baskısı, kişilik bozukluğuna sebep olacaktır. Sürekli eziklik hissetme, sürekli bir öfke seline karşı olduğunu bilme, sürekli aşağılanma; kin, nefret ve hor görülme beklentisi kaygı ve karakter bozukluğunu ileri seviyeye götürür. Dolayısıyla toplumsal normlarda belirgin bir şekilde sapma, duygu ve davranışlarda kalıcı zararlara sebep olacağından bu ortamlara girmemek en doğrusu olsa gerek.

Sözüm işgalci rejimedir. Dünya arenasında sevilmediği gibi tüm bakışların nefretini çektiğini de bilir. Her türlü dışlanmaya rağmen hala sevilmediği ortamda bulunmayı dünya kupasında da ısrarla talep etti. Daha önceleri müzik yarışmalarında, sinema ve görsel alanda, otomobil veya farklı spor dallarında, özellikle turizm bölgelerindeki otel gibi konaklamalarda, eğitim ve mezuniyetlerde, son olarak da dünya kupasında bu tepkiye açıkça şahit olduk.

Netenyahu kameralar önünde defalarca katliamcı ve soykırımcı olan ordusunun dünyanın en barışçı ordusu olduğunu ısrarla söyledi. Bu algı gibi bunca dışlanmaya rağmen hala kendilerini dünyanın efendileri görme yüzsüzlüğü, yüzsüzlükte zirvedir. İstenilmediğin ortamda bulunmaya nasıl bir tahammülün var anlayamadım doğrusu. Bireysel yüzsüzlükten toplumsal yüzsüzlüğe varan bir gidişat…

FIFA’nın işgalciyi dünya kupasından dışlayamaması ayrı bir sorun olmakla beraber, her turnuva her maç Filistin’e övgü, işgalciye tepki ile neticeleniyor. Kanada’da "İsrail'i FIFA'dan Atın" pankartı bu öfke ve tepkinin özetiydi. İran’ın Yeni Zelanda ile yaptığı maçta ise bir işgalci taraftar bayrak açmaya çalışınca aldığı tepkiye inanamadı. Miami’de çekimde olan kameraya bir İskoç taraftar dünyaya Gazze zulmünü haykırdı: “Gazze’de hemşireydim. Neler olduğunu gördüm. Bir soykırım var.”

Maçların hemen hemen tümünde Filistin zulmünü telin etmek ve işgalciyi lanetlemek sıradanlaşmıştı. Tıpkı diğer alanlarda işgalciye dünya halklarının bireysel ve toplumsal tepki göstermesi gibi. Her fırsatta zulmü ilan etmek ve duyurmak hem şimdiki zaman hem de geleceğe tarihsel gerçeklik adına imza atmaktır. Sevilmediği ortamda bulunmaması bundan geri durması gerektiğini işgalciye hatırlatan adımların çoğalması/atılması adına direnişe devam Gazze’ye selam…