Yönetmen Mustafa Akkad`ın onun büyük mücadelesini 'Çöl Aslanı' filmiyle tüm dünyaya tanıttığı büyük bir İslam kahramanı.

Yirminci yüzyılın en büyük direniş önderlerinden biriydi Ömer Muhtar.

Senusi tarikatına mensup, mütevazı ve dindar bir insandı.

Libya`da direnişin başına geçtiğinde 60 yaşındaydı.

Çöl şartlarında fakir insanları teşkilatlandırarak dönemin süper güçlerinden İtalya`ya karşı destansı bir direniş gerçekleştirdi.

Faşist Musollini tüm gücüyle yüklenmişti Libya`ya, öyle ki ülke bir açık hava hapishanesine dönüşmüştü.

Ömer Muhtar defalarca rezil etti işgalci zalimleri.

Her imkanı kullanmaya çalıştı; ama asla işgalcilerle anlaşıp halkını yalnız bırakma yoluna gitmedi, onları satmadı.

Dokuz yıllık direnişin sonunda yakalandı ve idam edildi.

69 yaşındaydı ve Müslümanca yaşayıp Müslümanca ölmenin, izzetle direnmenin en güzel örneklerinden birini ümmete miras olarak bıraktı.

Şehid oldu. Allah onu kendi katında rızıklandırsın.

Ve Libya`nın diktatörü Muammer Kaddafi.

O da 69 yaşında.

Genç yaşında askeri darbe yaptı ve 41 yıldır ülkenin tek hakimi.

İslam ilkelerine dayanan yeşil sosyalizm kuracağını iddia etti. Arap birliği için çalışacağını, bağımsız ülkelerle birlikte ırkçılığa, sömürgeciliğe karşı çıkacağını söyledi.

Mısır`ın meşhur firavunlarından Cemal Abdünnasır`ı örnek alan Kaddafi, Mısır`da gerçekleştirilen reformları kendi ülkesinde de uygulamaya başladı.

O Abdünnasır ki, Fizilal`il Kur`an`ın yazarı Seyyid Kutub`u idam ettirmişti.

Kaddafi onu örnek alıyordu kendine.

İdeolojisine 'Üçüncü evrensel sosyal teori' diyordu ve 'Yeşil Kitap' adında bir kutsal kitapları vardı.

Kendisi ideoloji dese de aslında Libya`ya yeni bir din dayatıyordu Kaddafi.

Tek hakim olması onda megalomaniye sebep olmuştu.

Kendini en büyük tarihi kişilikler arasında görüyordu.

Ülkede baskı ve zulümle kurduğu otoriteden yola çıkarak kendini ulaşılmaz görüyordu.

Gerçekten de Libya`da Kaddafi`den başka bir güç yoktu.

Hukuk da Kaddafi, kanun da Kaddafi, Hükümet de Kaddafi, ticaret de Kaddafi, basın da Kaddafi…

Yani Libya babasının malı sanki yediğini yiyor, dağıttığını dağıtıyor.

Sosyalist Arap milliyetçisi olduğu için yönetim anlamında islam`a mesafeli.

Despot olduğu kadar zalim ve gaddar.

Lübnan`ın önde gelen simalarından Musa Sadr en son Libya`da kayboldu ve 32 yıldır kimse akıbetini bilmiyor.

Kaddafi tarafından öldürüldüğünü söyleyenler olduğu gibi halen zindanda tutulduğunu söyleyenler de var.

Kaddafi kimseye hesap vermiyor.

Batıya karşı dik duruyormuş görüntüsü veriyor; ama işin aslı hiç öyle değil.

Lockerbie soruşturmasında en sonunda batıya teslim olup ajanlarını onlara teslim etti.

Hatırlanacağı üzere 1988`de bir Amerikan uçağı havada infilak etmiş, oluşturulan soruşturma komisyonu olayın sabotaj olduğunu ve sorumluların Libyalı ajanlar olduğuna karar vermişti.

Başta adamlarına sahip çıkacağını söyleyen Kaddafi bazı anlaşmalar neticesinde onları Batı`ya teslim etmişti.

Baskılar ve ambargolara karşı direnme mesajı veren Kaddafi, Saddam`ın devrilmesinden sonra Amerika ve Avrupa ile ilişkilerini düzeltti, onlara sıcak mesajlar verdi.

Hamas`a karşı Fetih`i destekledi.

Artık Amerika`nın terörist ülkeler listesinde Libya yok.

Berlusconi`ye elini öptürüyor, İtalya`da çadır kurup mankenlere dolarlar dağıtıyor.

Şimdi Libya`da halk ayakta.

Bu diktatöre 'yeter' diyor Libya halkı.

Halkının üzerine uçaklarla bomba yağdıran Kaddafi ülkeyi terk etmeyeceğini söylüyor.

'Gerekirse şehid olurum' diyor.

Halkını katlederken öldürülürse şehit olacakmış.

Demek ki şehidlik kavramı sadece Türkiye`de istismar edilmiyormuş.

Allah`ın dininin hakimiyeti için mücadele edenlere ve bu uğurda öldürülenlere ancak şehid denebilir.

Mesela Ömer Muhtar bir şehiddir.

Allah`ın dini için savaştı, küfre ve zulme direndi ve canını onurlu bir şekilde feda etti.

Muammer Kaddafi ise halkını uçaklarla bombalayan diktatör diye anılacak.

Allah zalimleri kahretsin!