Geçen hafta ülke olarak önce Şanlıurfa Siverek’te sonra da Kahramanmaraş’ta yaşanan okula yönelik silahlı saldırı olayı ile sarsıldık. Eğitim sendikaları, eğitimciler yaşananlara tepki gösterip sorunların çözülmesini sağlamak ve işin vahametine dikkat çekmek için dersleri boykot ettiler.
Bu iki olaydan sonra İçişleri, Adalet, Sağlık ve Milli Eğitim bakanları Kahramanmaraş’a giderek durumu yerinde incelediler. Daha sonra İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda; İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in katılımıyla, 81 il valisi, emniyet müdürleri, jandarma komutanları ve il milli eğitim müdürleriyle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. “Toplantıda, olaylar tüm yönleriyle ele alınmış; okul güvenliğine ilişkin mevcut uygulamalar, risk alanları ve ilave tedbir ihtiyaçları ayrıntılı şekilde değerlendirilmiştir.” açıklaması yapıldı.
Maalesef ülke olarak, halk olarak sürekli aynı yanlışı yapıyoruz. Deprem olur; deprem gündemimize gelir tedbirleri konuşuruz. Orman yangınları olur; yangınlar gündemimize gelir. Otelde yangın olur; otellerin yangın merdiveni ve diğer güvenlik konuları gündeme gelir. Trafik kazaları aynı, salgın hastalıklar aynı, silahlı saldırılar aynı, otobüs kazaları aynı, aynı, aynı…
Şimdi okullarda güvenlik sorunu ve eğitimde şiddet sorunu uzun süredir eğitimciler tarafından dile getirilmesine ve öğretmenlerin saygınlığına yönelik öğrencilerin ve velilerin baskıları ve fiili saldırıları olmasına rağmen maalesef şimdiye kadar tedbir alınmadı? Neden bu iki olay sonunda saldırganlar hariç 8 yavrumuzun ve canını feda eden kahraman öğretmen Ayla Kara’nın ölümüne kadar beklendi? Şimdi bu tedbirler alınabiliyorsa, zamanında da alınabilirdi. Demek ki, istenirse tedbir alınabiliyor.
İkinci bir konu aile kurumuna yönelik sistematik saldırılar, mafya ve aile ilişkileri ile toplum ahlakını, aziz dinimiz İslam’ı ve örfümüzü temelinden dinamitleyen ifsad faaliyetlerine neden sessiz kalındı? TV dizileri, sosyal medya platformları, “oyun” adı altında çocukların intihar ve cinayete sürüklenmelerine neden göz yumuldu? “Aile elden gidiyor” ve “nesil elden gidiyor” uyarıları neden görmezden gelindi? Batı’nın dinimizi, milletleri ve ümmeti ortadan kaldırmak amaçlı bize dayattığı aile ve nesli ortadan kaldırıp ucube bir insan cinsi ortaya çıkarmaya matuf şeytani faaliyetlere neden kanun ve sözleşmelerle destek verildi? Okullarda ve kurumlarda insanlık nesli düşmanı LGBT sapkınlığı propagandasına neden izin verildi ve halen “toplumsal cinsiyet eşitliği” kılıfı altında neden yol veriliyor?
Devletlerin vatandaşına-halkına karşı sorumlu olduğu “Zaruret-i Hamse” (5 zaruret) denilen asli görevleri vardır. Bunlar: “Dinin korunması, hayatın korunması, aklın korunması, neslin korunması ve malın korunmasıdır.” Devletlerin aile kurumunu ve nesli koruması da asli görevlerindendir ve gerçek beka sorunudur. Nesil ve aile giderse toplum çöker, toplum çökerse millet çöker, devlet çöker, ümmet çöker.
Yıllarca bu konularda uyarılar yapılmasına rağmen azgın azınlığın tepkisinden çekinildiği için maalesef adım atılmadı ve atılmıyor. 6284 sayılı yasa başta olmak üzere, CEDAW, Lanzarote Sözleşmesi vb. olduğu gibi duruyor. Tek parti döneminde ABD ile imzalanan Fulbright Anlaşması ile eğitim sistemi ABD’ye teslim edilerek, nesillerimiz bilinçli olarak inanç ve değerlerimizden uzaklaştırılıp, batı tipi bir nesil yetiştirmenin önü açıldı. Bütün bunlar bilindiği ve eğitim sistemimizin hali ortada iken sanki ülkede ve eğitimde İslam’ın hükümleri hâkim ve cari imiş gibi olan her olayı İslam’a mal etmeye çalışan iflah olmaz bir kesim var. Atalarımız ne güzel söylemiş “Ne ekersen onu biçersin.” Siz zehirli zihniyetinizle zehir ektiniz niye şifa olmuyor diye bize hesap sormaya ve inancımızı mahkûm etmeye kalkıyorsunuz?
İslam’a, İslam ahlakına, aile kurumuna, manevi eğitime düşman olanlar bu olayı fırsat bilip Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e saldırıp istifasını istiyorlar. Onların kuyruk acısını biliyoruz. Sayın bakanın Ramazan ayında okullara gönderdiği “Ramazan Genelgesi” nedeniyle düşmanlık yapıyorlar. Bunu bilmediğimizi, görmediğimizi mi zannediyorsunuz?
Sonuç olarak: Aile kurumunu yıkmak ve itibarsızlaştırmak için her şey yapıldı ve buna göz yumuldu. Aynı şekilde gençlerin ve neslin İslam'dan uzaklaştırılması için sistematik ifsad faaliyetlerine göz yumuldu. Şimdi okul saldırıları olunca bu nereden çıktı diyoruz? İslam'dan, Peygamber efendimizin ahlakından ve maneviyattan yoksun sadece maddi hedeflere odaklanmış bir gençlikten ne olması beklenir? Çözüm İslam'a, Peygamber efendimizin sünnet ve ahlakına ve manevi eğitime yönelmektir. Vesselam…