Günlerdir dünya kamuoyunun gündeminde aynı dosya var: Jeffrey Epstein ve kurduğu karanlık ilişki ağı.
ABD vatandaşı olan bu ismin etrafında şekillenen ve kamuoyunda “Epstein dosyası” olarak bilinen süreç, yalnızca bir suç hikâyesi değil; aynı zamanda güç, para ve istihbaratın insanlar üzerinde nasıl nüfuz ettiğini gösteren çarpıcı bir tablo olarak bir kez daha kendini gösterdi.
ABD’de “Epstein Adası” olarak anılan özel mülkte yaşandığı öne sürülen olaylar, uzun süre kamuoyunun erişemediği karanlık bir alan olarak kaldı.
Yaşanan tüm bu karanlık işlerin sahibi ABD devletinin ta kendisidir. Ama her zaman ki gibi kurnazlık yaparak devleti bu kirli işlerden uzak tutmaya çalıştılar. Kirli işleri birkaç şahsın sırtına yıkarak sisteme kurban ederler.
Açığa çıkan belgeler ve mahkeme süreçleri, reşit olmayan çocuklar ve kadınların istismar edildiğine dair milyonlarca dosya ve belgeyi gündeme taşıdı.
Bu iddialar, yalnızca bireysel bir suç meselesi değil; bu aynı zamanda sistemin hangi noktalarda bu işlere ortak olduğunu gösterdi.
Daha da düşündürücü olan ise şu: İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük kavramlarını dünya siyasetinin merkezine yerleştirdiğini söyleyen ülkelerde böylesi rezil olayların ortaya çıkması, küresel rezaletlerin bir göstergesidir.
Sözde insan hakları savunusu yapan bir coğrafyada böylesi insanlık dışı uygulamaların yaşanıyor olması, o ülkede insan haklarından söz etmeye hiç kimsenin hakkı olmadığını gösterir.
Eğer insan hakları ve demokrasi dediğiniz şey buysa batsın sizin demokrasiniz, batsın sizin insan haklarınız, batsın sizin medeniyetiniz, diyorum. Sizin savunduğunuz medeniyet tüm pisliğiyle yüzünüze fışkırdı. Bu mudur sizin medeniyetiniz?
ABD ve Batı dünyası olarak uzun yıllardır Afganistan'a savaş ve ambargolar uyguluyorsunuz. Ve oradan çekilirken de işlediğiniz insanlık dışı uygulamaların faili olarak hafızamızda tazeliği korunuyor.
Aynı şekilde Afganistan ve İran’ı kadın hakları ve demokrasi üzerinden sürekli bu ülkeler tehdit etti; hatta bu ülkelerin iç işlerine müdahale ederek insanları yönetimlere karşı isyana, ayaklanmaya teşvik edip onları destekledi. Bir daha görüldü ki ABD’nin derdi ne kadın hakları ne insan hakları ne de demokrasidir.
Tek istedikleri şey, başka ülkelerin emperyalist arzularına boyun eğmesi, onları sömürge hâline getirmektir.
Sizin demokrasi anlayışınız güçlünün zayıfı yemesidir.
Sizin demokrasi anlayışınız kadını köle gibi, bir meta olarak TV ekranlarında reklam yaparak onlar üzerinden maddi çıkar sağlamaktır.
Batsın sizin medeniyetiniz, batsın sizin şeytani planlarınız. Yaşasın zalime karşı dik durup direnen yiğitler Yaşasın. Allah’a emanet olunuz.