Kurban
Bayram denildiğinde ilk akla gelen isimlerden biri hiç şüphesiz Hz. İbrahim olur. Rivayete göre Hz. İbrahim, rüyasında oğlu Hz. İsmail’i Allah için kurban etmesi gerektiğini görmüş, o da Rabbine olan teslimiyetini göstermek adına bu emre boyun eğmiştir. Tam o anda Allah Teâlâ onu bu ağır imtihandan vazgeçirmiştir.
Ancak Hz. İbrahim’in imtihanı bununla bitmemiştir. Hayatı boyunca Allah yolunda fedakârlık yapmaktan geri durmamış, sevdiği şeyleri gerektiğinde Rabbinin rızası için feda etmeyi bilmiştir. İşte kurbanın asıl manası da burada gizlidir.
Bugün baktığımızda Müslümanların kurban ibadetine olan ilgisinin arttığını görüyoruz. Elbette bu güzel bir durumdur. Fakat kurban yalnızca bir hayvan kesmekten ibaret değildir. Asıl önemli olan, hayatımızda bizi Allah’tan uzaklaştıran şeyleri de kurban edebilmektir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:
“Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Allah’a ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.”
(Hac Suresi, 37. Ayet)
Belki de bugün kurban etmemiz gereken en önemli şey; nefsimizin aşırı arzuları, bitmek bilmeyen istekleri ve kötü alışkanlıklarımızdır. Örneğin sosyal medya bağımlılığını, öfkemizi, kırıcı sözlerimizi, kötü düşüncelerimizi kurban edebiliyor muyuz? Asıl üzerinde düşünmemiz gereken mesele budur.
Gelin, bu bayramda sadece sofralarımızı değil; gönüllerimizi de temizleyelim. Kötü düşünceleri, kırgınlıkları, kin ve nefreti hayatımızdan çıkaralım. Çünkü gerçek kurban, insanın Rabbine yaklaşmasına vesile olan fedakârlıktır.
Öte yandan, toplumda olmaması gereken birçok yanlışın giderek arttığına da üzülerek şahit oluyoruz. Bu nedenle bayramların; birlik, kardeşlik, merhamet ve dayanışma duygularını yeniden güçlendirmesi büyük önem taşımaktadır.
Yaklaşık iki gün sonra Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Bu vesileyle şimdiden herkesin bayramını en içten dileklerimle tebrik ediyorum. Bayramın ülkemize, İslam âlemine ve tüm dünyaya barış, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum. Allah’a emanet olunuz.