Amerika, işgalci israile silah ve finansal yardımda bulunmaya devam ediyor. Siyonizme olan bu destek, artık perde arkasında veya sessiz sedasız gerçekleşmediği ortada iken çuvala girmeyen mızrak gibi gizlenemiyor da… Bunu görmemeye devam edenler taraflı olan satılık kimselerdir. Sosyal medyada gezen bir videoda bir Amerikan Kongre üyesinin bir gazetecinin “Önce Amerika mı yoksa israil mi?” sorusuna “Önce israil” demesi de oldukça manidar karşılandı.
Elbette tüm bu olanlar sadece ekranlarda kalmıyor yahut unutulup gitmiyor. İzleyenlerde olduğu gibi Amerika halkında da bir uyanışa neden oluyor. Bu tepki uyanışı, Trump ve derin Amerika’yı eleştirme, hesap sorma ve işgalci israilden vazgeçmeye zorluyor. Özellikle gençlerin pek iltifat etmediği bu yaklaşım, beraberinde sorgulamayı ve bilinçli tepkiyi yayıyor.
Öyle ya! Neden işgalci israili besliyoruz? Neden gelirimiz hibe olarak ve herhangi bir karşılık beklemeden veriliyor? Yahudileri neden ortağımız gibi görüyoruz? Kendi vatandaşlarımıza yapmadığımız hizmeti neden işgalci israile yapıyoruz?... Gibi sorular artık sıklıkla sorulmaya, sıklıkla sosyal medya ve basında dile getirilmeye başlandı.
Bu tepkinin iç siyasete yansıması Gümrük polislerinin artan zulmüne karşı seçim kaygısına veya oy kaybına dönüşünce, gümrük polislerinin sahadan çekilmesiyle neticelendi. Umarız aynı tepki, işgalciye verilen veya verilecek silah ve ekonomik destek yönüyle de aynı sonucu beraberinde getirir. Genellikle iktidarlar seçim zamanı oy kaybı yaşamamak adına prensiplerinden ödün vermekten kaçınmazlar. Trump, Netenyahu’nun buna sebep olduğunu biliyor ama koltuk sevdası daha ağır basan bir tip. Epstein onun hakkında ‘kendinden başkasını düşünmeyen biri’ diye tahlil etmişti.
İşgalci israile karşı Amerika kongresindeki olaylı boykot tasarısı için israil aleyhinde bir tepki gelişti: “Siyonistlerin Amerikan siyasetinden tamamen yasaklanması gerektiği” görüşü dile getirildi. Bir konuşmasında Trump, israil'in 15 sene önce ABD Kongresi üzerinde tam bir kontrole sahip olduğunu ifade ederken, şimdi ise bu derecede güçlü olmadığını dile getirdiğini unutmayalım. Kısaca işgalci israil eskiden açıktan bu kadar eleştirilmezdi. Bugün kongrede bile eleştiriliyorsa siyasi bir uyanış da gelişiyor demektir.
Elbette biz ekonomik uyanıştan bahsederken dini uyanışı da unutmayacağız: Amerikan Dini Özgürlükler komisyonunda Katolik olan Carri Boller adlı kadın, siyonizmi ret ettiğini açıkça söylemekten çekinmedi. Hatta işgalci israilin Gazze’de soykırım yaptığını Birleşmiş Milletler Raportörü Albenessa gibi herkesin duyacağı şekilde dile getirdi. Bu durumda Amerikan Kongresinde Katolik ve siyonist kavgasının büyüdüğünü ve daha da büyüyeceğini göreceğiz inşallah. Buna paralel Katolikler arasında artan bu isyan, halka da sirayet edecek gibi görünüyor. Çünkü Amerikan Katolik Dernekler, Boller’re desteklerini açıklamakta çekingen davranmadılar.
Papanın da Filistinliler hakkında devletlerinin olmasına yönelik açıklaması, bu cephenin daha da genişleyeceği, bu bilincin daha da artacağına işaret ediyor. Maymun gözünü açtı. Hiçbir şey artık eskisi gibi değil.