Bir zamanlar haydutlar dağlarda yaşardı. Çünkü toplum onları reddederdi. Kanun tanımaz, zorbalıkla geçinen bu insanlar, halkın gözünde itibarsızdı. Bu yüzden saklanmak zorundaydılar. Korkuyorlardı… Hem devletten hem toplumdan.
Üç-beş kişilik çeteler halinde dolaşır, fırsat buldukça insanların malına çökerlerdi. Bunlar ne kadar zulmederlerse etsinler, hiçbir zaman meşruiyet kazanamazlardı. Peşlerinde hep bir yakalanma korkusu vardı. Yakalanır, yargılanır ve cezalandırılırlardı. Kısacası haydutluk, utanılacak bir suçtu.

Peki bugün?
Bugün haydutluk şekil değiştirdi. Artık dağlarda saklanan haydutlar yok. Onların yerini takım elbiseli, kravatlı, saraylarda oturuyorlar. Ve kürsülerde konuşan “modern haydutlar” türedi. Üstelik bunlar saklanmıyor. Aksine alkışlanıyor, destekleniyor, hatta korunuyor.
Daha da vahimi, bu haydutlar devlet kurup insanlığın başına bela oldular. Artık bireyden küresel ve kurumsal hâle geldiler. Haydutluk organize olmuş, sistem haline gelmiştir. Güçlü olanın hukuku belirlediği, zayıf olanın ezildiği bir dünya düzeni kurmuşlar. Uluslararası hukuk sadece işlerine geldiğinde hatırlanan bir metinden ibarettir. İnsan hakları mı? Güçlünün propaganda aracından başka bir şey değil.
Haydutlar birliği Başkanı Trump açıkça şunu diyor; “ben hukuka değil, kendi aklımı ve vicdanımı dinlerim. Ve kimseye hesap vermem” diyor. Çünkü güç, haklı olmanın önüne geçmiş durumda.

Ama sorun burada da bitmiyor.

En acı olan, bu düzenin mağduru olan insanların hâlâ gerçeği görmekten kaçınmasıdır. Özellikle bazı kesimler hâlâ şunu diyebiliyor; “ama onlar da şöyle yanlış yaptılar. Mezhepleri hatalıdır” diyerek yapılan haydutluğu görmüyor. Hâlâ mezheplerin farklı olmasını büyük sorun olarak görüyor. Benim saf Müslüman kardeşim, karşısında kendisini yok etmek isteyen haydut devletler var, onları görmüyor ama mezhepleri farklı oldukları için bunu büyük sorun hâline getirebiliyor.

Evet, herkes hata yapabilir. Devletler de, toplumlar da eleştirilebilir. Ama teraziyi şaşırmamak gerekir. Küçük hatalara takılıp büyük zulmü görmezden gelmek, en az o zulüm kadar tehlikelidir.

Bugün artık gerçekleri süsleyerek anlatmanın kimseye faydası yok. Dünya düzeni adalet üzerine değil, çıkar üzerine kurulmuş ve bu düzeni yönetenler, eski zamanların haydutlarından çok daha tehlikeli haydutlardır. Çünkü bugünkü haydutlar soykırım ve katliamlar yaparak ayakta kalıyorlar. Ve algıları şekillendiriyor ve bunu “meşru” gösteriyorlar.

Eskiden haydutlar mağaralarda saklanırdı.
Bugün ise saraylarda, kürsülerde ve uluslararası platformlarda hüküm sürüyorlar.
Ve biz hâlâ onları “lider” diye alkışlıyoruz.
Asıl sorun belki de burada başlıyor. Allah’a emanet olunuz.