Epstein ve Maduro olayları kimi kesimlerde infial yarattı. Çünkü yüzlerini hayranlıkla döndükleri, “kendilerini medeni, diğer insanları hayvansı” gören zihniyetin aslında ne kadar barbar, mağdur-mazlum rolü oynayan lanetlenmiş faşist zihniyetin aslında ne kadar vahşi olduğunu ilk defa bu kadar açık gördüler. Oysa emperyal vahşetin bu sistemini uzun yıllar boyunca her konu edindiğimizde, bizi aşırı komplocu olmakla suçlamışlardı. Bilhassa Epstein ifşası sonrası uyanıp, bizi komplocu olmakla suçlamaktan vazgeçecekler mi? Maalesef cevap hala “hayır!” gibi görünüyor!
Yine de notumuzu düşelim:
Ey Kardeşler, Dostlar! Ey Ümmet! Küresel kurumlar (BM, IMF, NATO…) Barbar Batı hegemonyasının ve bilhassa vahşi Siyonizm'in çıkarları için kurulmuştur. Mevcut Küresel Sistem, geri kalan dünyayı ise sadece köle kılmak için vardır. Uluslararası adalet kurumlarının, kanunlarının, insan hakları raporlarının, kadın hakları palavralarının, hümanizm yalanlarının hepsi oynanan bir oyundan ibarettir. Lütfen, artık kendilerini bağlamayan o yasalara bağlılıktan kurtulmanın bir hal-çaresine bakalım.
Küresel sistemin çarklarında dönen ülkelerin; medyasında, akademiyasında, askeriyesinde, ekonomisinde, bürokrasisinde, sanat çevrelerinde, kimi muhalefet rolü üstlenmiş partilerinde Siyonizm, ciddi şekilde yapılanmıştır. Bu yapılanma temizlenmedikçe ülkenin ve ülkede yaşayan insanların özgürleşmesi asla mümkün değildir.
Aramızda oluk oluk akan kardeş kanının, sefalet ve kaos’un en büyük sebebi, yüzümüzün hala bu sisteme dönük olmasındandır. Artık uyanıp yüzümüzü kendi özümüze döndürelim!
Barbar Batı'nın ve Vahşi Siyonizm'in algı oyunlarının kuklası olmayalım. Aramızdaki gönüllü kuklaları desteklemekten de vazgeçelim. Çünkü onlar dünyayı, zihnimizde oluşturdukları algılarla yönetmeyi başarıyorlar.
Afganistan ve İran üzerinden bu algı oyununu bariz şekilde görüyoruz.
İddia ediyorum, eğer “dünyanın süper gücüyüm” diyenlerin havaalanlarından rezilce kaçış görüntüleri eşliğinde, Afganistan’ın emperyalizme karşı yapmış olduğu mücadele, sol bir zihniyet tarafından verilmiş olsaydı, bugün seküler zihniyetlerin Afganistan'ı, “yeryüzünün en büyük devrimi” diye reklam ettiklerini görürdük. Ama işin içinde İslam varsa, muhalif görünen tüm seküler zihniyetlerin de vahşi küresel sistemin oyuncağı olduğunu ve Afganistan'ı “kadın ve demokrasi” üzerinden vurmaya çalıştığını görüyoruz. Bu algı oyununu oynamalarını onlardan kim istiyor olabilir!
“Kadın ve demokrasi” oyunu, İran üzerinden de oynanıyor. Çünkü vahşi küresel sistemle sorunları var. Mahsa Amini üzerinden koparılan algı fırtınasını, cezaevindeki birilerinin bu algıya destek için saçlarını kazıttığını hatırlıyor musunuz? Dertlerinin kadın hakları ve demokrasi olduğunu mu sanıyorsunuz? İran, dünya kapitalist sisteminin uyumsuzları listesinin başlarında değil mi? Sosyalist zihniyet, kapitalist zihniyeti mi yoksa onun düşmanını mı desteklemeliydi?
Peki Emperyalist, Siyonist ve Sosyalist zihniyetlerin Suudi, Ürdün, BAE… gibi ülkeler için, kadın ve demokrasi üzerinden bir propaganda kampanyası yürüttüklerini hiç gördünüz mü? Oysa bu ülkelerde kadın ve demokrasi konusu, zihniyetlerine göre çok daha gerilerde görülmeli değil miydi? Ulusal medyanın ve solcu zihniyetlerin, (çarpık zihniyetlerine göre) aslında bu ülkelerdeki kadınlar için saçlarını kazıtmaları gerekmez miydi? Çarpık zihniyetlerin, çarpıklık içindeki çarpıklığına bundan daha bariz örnek var mıdır?
Ne ulusal medya ne de cezaevinde olsa bile seküler zihniyet, küresel sisteme uşak olmuş ülkelerde demokrasi veya kadın için algı çalışması yapmıyor-yapmaz. Çünkü aslında hepsi Emperyalizmin ve Siyonizmin küresel sistemine biat etmiş kölelerdirler.
Bilelim ki sırf İslami inancı hedef almak amacıyla; “kadın, LGBT, demokrasi…” gibi konular kimin tarafından çokça işleniyorsa, “Özgür kadın”, “Jin Jîyan Azadî” gibi algı çalışmaları yürütülüyorsa, zihniyetlerinin sağda veya solda görünmesinin önemi yoktur. Onlar, katıksız bir zalim küresel sistem uşağıdırlar.