İran için savaş, yalnızca cephede verilen bir mücadele değil; enerji yollarından vekil güçlere, psikolojik baskıdan ekonomik yıpratmaya kadar uzanan çok katmanlı bir stratejik satrançtır.

“İran Savaşa Hazır” söylemi, Tahran yönetiminin yalnızca askeri bir propaganda dili kullandığını değil, aynı zamanda uzun yıllardır hazırladığı çok katmanlı savunma ve saldırı stratejisini devreye sokmaya hazır olduğunu gösteriyor. İran’ın temel yaklaşımı, klasik bir cephe savaşından ziyade, rakibini aynı anda birçok bölgede yıpratacak asimetrik baskı kurmaktır. Bu nedenle İran, doğrudan çatışmada hava gücü bakımından geride olduğunu bilse de bölgesel ağları ve vekil unsurları sayesinde savaşı geniş coğrafyalara yayabilecek kapasiteye sahiptir.

İran’ın ilk ve en önemli stratejik kartı Hürmüz Boğazı’dır. Dünya enerji ticaretinin önemli bir bölümü bu dar geçitten geçmektedir. İran Devrim Muhafızları, hızlı botlar, mayınlar, kamikaze dronlar ve kıyı konuşlu füze sistemleriyle Hürmüz’de geçici kaos oluşturmayı hedefleyebilir. Böyle bir senaryo yalnızca Körfez ülkelerini değil, Avrupa ve Asya ekonomilerini de enerji kriziyle karşı karşıya bırakır. Uzman analizlerinde İran’ın enerji akışını hedef alan hamlelerinin küresel petrol fiyatlarını sert biçimde yükseltebileceği belirtiliyor.

İkinci cephe Irak ve Suriye hattıdır. İran destekli Şii milisler, ABD üslerine ve lojistik noktalarına saldırılar düzenleyebilir. Özellikle Haşdi Şabi unsurları, kara saldırıları yerine roket ve insansız hava aracı operasyonlarıyla baskı kurmayı tercih edecektir. İran burada doğrudan savaş ilan etmeden, düşük yoğunluklu ama sürekli bir çatışma modeli oluşturmayı hedefler.

Üçüncü kritik alan Lübnan cephesidir. Hizbullah, İran’ın israile karşı en güçlü vekil gücü olarak görülüyor. Binlerce füze ve gelişmiş dron kapasitesi sayesinde israilin kuzeyinde büyük bir baskı oluşturabilir. İran açısından bu cephe, israil hava kuvvetlerinin dikkatini dağıtmak ve savaşı yalnızca İran topraklarından uzak tutmak için hayati önem taşır.

Dördüncü cephe Yemen olabilir. Husiler, Kızıldeniz’de ticaret yollarını hedef alarak uluslararası deniz taşımacılığını zorlayabilir. Bu strateji, küresel ticaret zincirlerini baskı altına alırken ABD ve müttefiklerini farklı alanlarda savunma yapmaya zorlar. Son dönemdeki analizlerde Husilerin savaşa dahil olmasının bölgesel çatışmayı büyütebileceği değerlendiriliyor.

İran ayrıca siber saldırılar, iç karışıklıkları tetikleme girişimleri ve uzun menzilli füze operasyonlarıyla psikolojik üstünlük kurmaya çalışacaktır. Tahran’ın amacı hızlı zafer kazanmak değil, savaşı uzatarak rakiplerinin ekonomik maliyetini artırmaktır. Bu nedenle İran’ın savaş stratejisi, doğrudan büyük meydan muharebelerinden çok, yayılmış cepheler ve sürekli baskı modeli üzerine kuruludur.

İran’ın dikkat çekici bir başka yönü ise “mozaik savunma” anlayışıdır. Bu modelde merkezi komuta zarar görse bile yerel birliklerin bağımsız hareket etmesi amaçlanır. Böylece hava saldırılarıyla komuta merkezleri vurulsa dahi sahadaki unsurlar operasyonlarını sürdürebilir. İran ordusu ile Devrim Muhafızları arasındaki görev paylaşımı da bu stratejiyi destekler. Düzenli ordu sınır güvenliği ve klasik savunma görevlerine yoğunlaşırken, Devrim Muhafızları daha agresif operasyonlar yürütür. Balistik füze kapasitesi ise İran’ın en önemli caydırıcılık araçlarından biridir.

Bunun yanında İran, savaşın yalnızca askeri değil psikolojik ve diplomatik yönüne de önem veriyor. Kamuoyunda direniş algısı oluşturarak iç desteği korumayı, aynı zamanda Çin ve Rusya gibi aktörlerle ilişkilerini kullanarak uluslararası baskıyı azaltmayı hedefliyor. İran yönetimi için en kritik unsur, rejimin ayakta kalmasıdır. Bu nedenle Tahran, topyekûn saldırı yerine kontrollü gerilim ve uzun süreli yıpratma savaşını daha avantajlı görüyor. Bu nedenle olası bir savaşta İran’ın önceliği, rakibini askeri olarak tamamen yenmekten çok, maliyetleri büyütmek, enerji piyasalarını sarsmak, bölgesel cepheleri çoğaltmak ve uluslararası baskıyı dağıtmak olacaktır. Tahran yönetimi, zamana yayılan çatışmanın sonunda siyasi avantaj elde etmeyi hesaplıyor. Bu hesap, İran stratejisinin temelini oluşturuyor.

Gazze’ye ve İran’a selam, direnişe devam!