Hakk ve Batıl mücadelesinin arenasında yaşıyoruz. Bu arenadaki savaşta her iki taraftan da canını verenlerin olması doğaldır. Canını verenler arasında elbette bir denklikten söz edilemez. Çünkü bizim şehitlerimiz cennete giderken, onların saflarında ölen leşler ise cehennemin dibini boyluyorlar.

Yani mücadele etmek ve şehit vermek doğal bir durumdur. Şehit olanları özleyeceğimiz için hüzünlenir ama şehitlik gibi hayırlı bir mertebeye ulaştıkları için onlar adına seviniriz. Giden erler gider, yerine yenileri gelir ve sırasını beklerken mücadele hep devam eder.

Allah, zaferi her halükarda Müslümana has, galibiyeti ise aralarında nöbetleşe kılmıştır. Yani her şey doğal bir süreçte ilerliyor. Aradaki güç oranından oluşan tahribat farkından dolayı ürkmeye, korkmaya, dehşete kapılmaya ve umutsuzluğa düşmeye hiç gerek yok. Elden ne kadarı geliyorsa o kadar beklenti içinde olunur ve olanlar olur. Yani olan her şey normaldir.

Ama onlarca belki yüzlerce, daha ilkokula giden tazecik kız çocuğu katledilemez! Kafirliğin bile bir sınırı bulunur be!. Olamaz, böyle bir şey olamaz!

Aylardan Ramazan. O çocukların bir kısmı belki de oruçluydu. Akşam, annesinin dizinin dibine oturup saçları sevgiyle taranacak çocukların saçları Amerikan ve Siyonist bombalarla toza ve kana bulandı. Onlar çocuk! Mutlak küfrün, mutlak kötülüğün sırf; "Bak, ne kadar acımasız olabileceğimizi gör, gözümüzü kırpmadan küçük çocuklarınızı bile öldürürüz!" mesajını vermek için bilerek hedef seçtiği çocuklar! Ve kimseden ses yok! Şimdi kime kızmamız gerekiyor!

Burada olan insanlığın çirkin yüzüne oluyor. Mesela dün ulusal meydanın rezaletini izledim biraz. İlkokula giden onlarca belki yüzlerce küçük kız çocuğu bombalarla vurulmuş ama bizdeki haber değeri öylesine bir an söylenip geçilen bir rakamdan ibaret! Şimdi kime kızmamız gerekiyor!

Maalesef savaşı mübah kılan birçok unsur bulunur. Savaşın içinde bol acı, acımasızlık, vahşet, ölüm, yıkım da olur. Ama yine de savaşmanın bir ahlakı vardır be! Şimdiye kadar Batıl Batı’nın barbar ve yeryüzünün en vahşi lanetlenmiş küfrü kadar ahlaksızca savaş yürütenler çok nadir görüldü. Bu derece ahlaksız olunabilir mi Allah aşkına! Ey bu iğrenç çağda birazcık insan olarak kalabilenler! Söyleyin! ilkokul öğrencisi, hepsi küçük kız çocuğu. Gözlerinizin önünde cesetleri sıra sıra dizilmiş. Bu kadar ahlaksızca bir savaş yapılabilir mi?! Yine de diyoruz ki söz konusu olanlar Barbar Batıl Batı ve Vahşi Siyonizm ise olur! Çünkü onlar zalim.

Ama bizim bugün daha çok kime kızmamız lazım? Mutlak kafirler kafirliklerinin gereğini yapıyorlar ama mesela tam da şimdi, biz ne konuşuyoruz! Neyin hesabını yapıyoruz? Hangi korkular içinde, hangi siyasi hesapların hesabındayız. İçinizden şu anda: “Sünni”, “Şii”, “Oleyyyy Ortadoğu bana kaldı!”, “Tam devlet kurma zamanı”, “Kurtulduk!”, “Bana ne!” “Çok korkuyorum, benim de başıma bir şey gelir mi?”, “Zevk, konfor, makam, para”... gibi bir fikir geçiriyorsanız; Müslümanlığınızı, insanlığınızı, vicdanınızı ve basiretinizi gözden geçirin. Ve düşünün! Bugün kime kızmamız lazım!?

Vicdanımız, akıllı muhasebelerimizin altında ezilmesin artık. Kendimize yazık ediyoruz. İmanımız, onursuz yaşama güdümüzün altında ezilmesin artık. Çünkü hepimiz bir gün mutlaka öleceğiz. Kaçış yok. O kibir ve zulüm leşleri de ölecek. Onlar da ölecek. Ama onlar cehennemin dibine sürüklenecekler.