ABD’nin Epsteinci sapkın yönetici grubu defalarca İran’ın İslami yönetiminden dem vurarak bunun bir tehlike olduğunu söylediler.
Amerikalıların İran’ın İslam yorumu hakkında konuşmaları aslında Evangelist-Siyonistlerin İslam’a karşı oluşturduğu blokun teopolitikasını (dinsel politikasını) gösteriyor.
Yani bugün yaşadığımız kavganın altında petrol, doğalgaz, enerji arz yollarının kontrolü gibi sebepler olmakla birlikte asıl mesele teopolitikadır.
Milliyetçi söylemlerle asıl kimliğini gizleyen TV yorumcuları yaşanan savaşı devamlı ‘Enerji arz yolları savaşı!’ olarak anlatsalar da gerçekte konu İslam Coğrafyası ve Yahudiler olunca şüphe bırakmayacak şekilde bir DİN SAVAŞIDIR.
Yani savaşın asıl sebebi büyük bir İslam düşünürünün dediği gibi;
“İSLAM’IN İNSAN-I KAMİL YETİŞTİRME İMKÂNIDIR!”
Bir yandan İslamabad’daki ateşkes görüşmeleri bir yandan tehditler, tahkir ve hakaretler.
İslamabad’da yapılan görüşmeye katılan kişilere bakıldığında bu görüşmenin saldırganlar nezdinde tamamen sembolik olduğu görülüyor.
İran’dan her konuda kendi alanlarında tam donanımlı 71 kişilik bir ekip bulunurken, ABD kadrosunda sadece ağızlarından tehditler dökülen ve israilin çıkarlarını konuşan figürler bulunuyordu.
ABD Başkan Yardımcısı Vence dışındakiler zaten daha önce iki defa sözde müzakere masasına oturmuş ve bu müzakereler esnasında İran’a saldırı yapılmasını adeta planlayan Witkoff ve Kushner isimli Yahudilerdi.
Aynen Jeffrey Epstein isimli sapkın MOSSAD ajanı gibi yani.
Epstein’in ölmediğine olan inanç gittikçe artıyor.
Yani Epstein kıtalar dolaşıyor.
Epstein ölmüş olsa bile 30 yılı aşkın ince elenmiş sık dokunmuş yoğun bir çabayla oluşturduğu ‘ARŞİVİ’ MOSSAD tarafından kıtalarda dolaştırılıyor.
İslamabad’da sözde barış görüşmeleri esnasında ABD, Trump’ın eşi Melaine Trump’ın Epstein ile çekilmiş bazı fotoğraflarını konuşuyordu.
‘Arkası yarın’ modunda sınırlı sayıda sızdırılan fotoğraflarla Trump’ın evinin içine pimi çekilmiş bir bomba atılırken İran’a yönelik söylemlerin aniden sivrilmesi de sağlanmış oldu.
Sonra mı?
Sonrası malum!
Melania Trump’ı, Epstein ve onun kendisi gibi Yahudi olan ortağı Ghislaine Maxwell'i birlikte gösteren fotolarının servis edilmesi, bu işin Temsilciler Meclisine konu olması Siyonist Lobi’nin Ortadoğu ile ilgili hedeflerine ulaşamadığı için Trump’ı tekrar sahada görmek istedikleri şeklinde yorumlanabilir.
Ateşkes kararı alındığı gün, terörist Netanyahu; “İranla savaş bitmedi!” demiş ve bu sürecin evirileceği yeri işaret etmişti.
Melania’nin fotoları yayınlanınca Siyonist katil genelkurmay başkanı Zamir, orduya ‘İran’a karşı savaşa hazır olun!’ çağrısında bulunarak aslında hem hazırlıklarını hem de hedeflerini göstermiş oluyordu.
Neredeyse tüm stratejisyenler tarafından kabul edilen ABD’nin İran karşısındaki mağlubiyetine ve çaresizliğine rağmen tekrar savaşa dönmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.
Bu konuda Tucker Carlson’ın iddiaları artık ABD’de taban buluyor.
Amerika’da Trump’ın MAGA Hareketi’nin önde gelenlerinden olan Tucker Carlson, "Trump'ı her zaman sevdim ve tüm köleler için olduğu gibi onun için hâlâ üzülüyorum… Başka güçler tarafından eli kolu bağlanmış durumda. Kendi kararlarını veremiyor. Bunu izlemek korkunç.” Diyerek herkesin anladığı bir gerçeğe parmak basıyordu.
Görünen o ki İran’a karşı başlatılan teopolitik (Dinsel) savaşta bir raund daha yaşanacak.
Ancak ne yaparlarsa yapsınlar bu din savaşında üstün bir İslami anlayışa sahip olan İran ve bileşenlerini dize getirmelerinin mümkün olmadığı söylenebilir.
Burada ilginç olan nokta İran’ın izzetle direnmesi değil elbet.
Burada ilginç olan ve can sıkan nokta; bazı İslam ülkelerinin bu Teolojik/Din Savaşında Haçlı Siyonist Epstein sapkınlarının yanında durmaya daha yakın görünüyor oluşudur.
Daha ilginç olanı; Aksa Tufanı’ndan bugüne Mazlum Gazzeliler için sokaklarında en küçük bir gösteriye izin vermeyen birçok devletin, bu din savaşında utanmadan ve tarihten hiçbir ders almadan Haçlı Siyonist blokta yer almaya hazırlanmalarıdır.