Siyonist teröristlerin her gün onlarca saldırı düzenlediği ve şehidlerin eksik olmadığı Gazze’de ateşkes var öyle mi?

Ateşkes mateşkes yok!..

Ateşkese sadece HAMAS uyuyor.

Ne Refah Sınırı’nın açılması ne yeterli gıda, ilaç, yakıt ve ne de inşaat vesair bilumum malzemelerin girişine izin verilmiyor. Yani siyonistler verdikleri hiçbir sözü tutmuyor.

Zaten onlardan sözlerini tutmalarını beklemek de saflık değil ahmaklık olur…

Tabi ateşkese uymadıklarını da hiçbir sözlerini tutmadıklarını da tüm dünya biliyor ama ne fayda...

Gazze halkı bu mübarek Ramazan ayını da soğukta evsiz barksız bir lokma ekmeğe muhtaç olarak sahura kalkıyor ve şehadetle iftar ediyor...

Sözde ateşkesten bu yana terörist israilin saldırıları sonucu 615 şehid, 2 bine yakın yaralı var.

Çok yoğun saldırıların seyrekleşmiş düzeye indirilmesini ateşkes ihlali olarak görmemiş olacaklar ki; Müslüman ülkelerin gereksiz açıklamalardan ziyade bir yaptırıma gitmeye mecalleri yok maalesef…

Aksiyon almadıkları gibi işgalcinin bu seviyede tutulmasını ise bir başarı addediyorlar. Ki bu başarı zannettikleri de onlara ait değil zaten. Vicdanlı dünya halklarının uyanışı ve son Sumud Harekatı, terörist israilin dizginlenmesini sağlarken siyonist ABD şeytanlığı, süreci farklı bir mecraya taşıma hayalinden vazgeçmiyor.

“Gazze'de ateşkesin sağlanmasının Orta Doğu barışı için çok önemli bir dönemeç” olduğunu ifade eden sözde ateşkesin sözde mimarı Trump, geçtiğimiz haftalarda “Barış Kurulu’nun startını vermişti.

Ancak ateşkesin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmesine rağmen hâlâ ikinci aşamaya geçilmemesi ve siyonistlerin sarı alandan çekilmemiş olması, kukla Trump’ın “Barış Kurulu” tiyatrosuyla Gazze’yi etkisiz hale getirmeyi amaçladığı ve Filistin Devleti’nin tabutuna son çiviyi çakma derdinde olduğu bir sır değil...

***

Gazze enkazı olduğu gibi dururken siyonist ajan Epstein sapkınının boynuna geçirdiği şantaj ilmiği ile dolaşan Trump bu aralar İran’a yönelik olası bir saldırı planıyla meşgul. ABD, 40 bin askerinin konuşlu kalıcı üslerinin yanı sıra bölgeye yoğun savaş gemileri göndermiş durumda. Sebep; Nükleer silah edinme!..

Bu gerilime ilişkin konuşan Trump, "Benim tercihim bu sorunu diplomasi yoluyla çözmektir. Ancak kesin olan bir şey var ki dünyanın bir numaralı terör destekçisi olan bu ülkenin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun olmasına izin veremeyiz." değerlendirmesini yaptı.

Dünyanın en büyük terörünü siyonistlerle bir olup Gazze’de yapan ülkenin, üstelik pedofili sapkını görüntüleri ortaya saçılan başkanı bunu söylüyor..

Eskiden bu tür söylemler karşısında “Dünyanın çivisi çıkmış” gibi laflar ederdik ama sapkın Epstein vahşiliği ve Gazze soykırımı sonrası kalakaldığımız çaresizliğimizle; “Kıyamet kopsun” evresindeyiz…

Sanki kendilerinde Nükleer silah yok da İran bunu edinmekle kötülüğün kapısını aralayacakmış gibi bir havadalar.. ‘Sizde varsa İran ya da bir başka Müslüman ülke neden bu caydırıcı güce sahip olmasın ki?

Hem, elindeki bu nükleer silahı, caydırıcılığın ötesine geçerek Hiroşima, Nagazaki’de kullanan siz ABD’liler değil miydiniz?’

Gazze’ye iki yılda yüz binlerce ton kimyasal bomba atarak tüm insanlığa tehdit olduğunu kanıtlayan terörist israilin elindeki Nükleer silahlar, tüm dünya için tehdidin de ötesinde bir durum değil mi!..

Yaptığı tutarsız politikalar yüzünden Trump’a ABD tarihinde görülmemiş bir halk nefreti var. Özellikle son Gazze soykırımındaki ortaklığın tetiklediği bu nefret artık anketlere de yansıyor. 12 - 17 Şubat'ta yapılan yeni Washington Post/Ipsos anketine göre, Amerikalıların yüzde 62'si Trump'ın işgalci israil’e Filistin’de soykırım desteği vermesini, Grönland konusunu, göçmen polisinin (ICE) cinayetlerini, küresel gümrük vergilerini ve İran'a yönelik olası askeri saldırı planlarını onaylamıyor. Avrupa halkları gibi ABD halkı da uyanıyor, şükür…

Sorunu; uluslararası sistemin adil, uluslararası hukuk işliyormuş gibi düşünen, konuşan yazıp çizenleri bir kenara bırakarak değerlendirin lütfen. Çünkü ne uluslararası sistem ne de hukuk yok artık, sahteydi zaten..

Kendi çıkarlarına uygun inşa ettikleri tüm sistemlerini Gazze açığa çıkardı ve ifsat sistemleri çöktü, bu son çırpınışları aslında. Ama hâlâ bu sistemin değiştirilemez olduğunu sanıp medet uman Müslüman yöneticiler de var maalesef.. Bu siyonist emperyal güç yanılsamasına karşı durulmadığı müddetçe emperyal şer güçlerin bugün hedefe koyduğu İran’la yetinmeyecekleri, tüm bölge İslam ülkelerini ateşe sürükleyecekleri unutulmamalıdır…

Nitekim emperyal şer güçlerin gizli yürüttüğü ancak işgalci israil eski sözde başbakanı Naftali Bennett’in sesli düşündüğü: "Türkiye yeni İran’dır… Türkiye ve Katar Suriye’de nüfuz kazandı ve bunu Orta Doğu’nun geneline yaymaya çalışıyor… Katar ve Türkiye, Müslüman Kardeşler ‘canavarını’ besliyor; bu yapı eninde sonunda İran’ın yarattığı kadar tehlikeli olabilir." cümlesiyle şimdiden bir sonraki hedefin Türkiye olacağı sır değil…