Direnişin bitmediği bir coğrafyadır Kafkasya. Zulümler zirve yaparken Allah`tan başkasına dayanmayan yiğitlerin direnişi devam eder. Canlar verilir, şehidler kazanılır sessiz sedasız. Uluslar arası ilişkilerden, hesaplardan, çıkarlardan dolayı kimse sahiplenmeye cesaret edemez onları.

Diktatörler devrilir ardı ardına ve halk devrimleri alkışlanır. Baharlardan söz edilir; ama sanki Kafkasya`nın diktatörleri aynı şekilde zalim ve kan içici değilmiş gibi hiç hatırlanmaz. Kafkasya`nın bitmeyen kışını kimse görmek istemez.

Hatta bazıları yaşananları emperyalist medyanın gözlükleriyle okuyarak 'Onlar da şunları yapmasaydı' der utanmadan.

Ve o coğrafya ağlamaya devam eder.

Direnmeye devam eder yiğitler.

Emperyalist medyanın süzgecinden geçen haberlerden dolayı bir sukunet yaşandığını sanır birçok kişi; ama öyle değildir.

Zalimler vardır, büyük zalim tarafından her bir bölgeye yerleştirilen. Uşak ruhlu ve efendisine köpeklik yapan hainler… Her biri diktatörlükte çağ atlamıştır ve orijinal zulüm yöntemleriyle efendilerinin gözüne girmek istemektedirler.

Kadirov adında bir zalim vardır. Kafkasya`nın bir bölgesinde. Turlar düzenlenir kadirov`un belirlediği yerlere. Bu zalimin yaptığı camilerden, ilme ve alimlere verdiği değerden, imar çalışmalarından söz edilir. Kanlı elleri görülmez nedense.

Direnişi seçenler aynı zamanda yokluğu, hicreti, kimsesizliği seçmişlerdir. Kendileri vurulur, yakınları eziyet görür, türlü zulümlere uğrarlar.

Memleketlerini terk edenler gittikleri yerlerde de rahat yüzü göremezler. Rus`un gücünden korkanlar da, büyük işlerin peşine düşüp de ayrıntılarla uğraşmak istemeyenler de yan gözle bakarlar mazlumlara.

Dünyanın her yerinde takip edilirler ve suikastlere uğrarlar.

Geride gözü yaşlı eşler ve çocuklar kalır.

En son İstanbul`da yaşandı böyle bir tablo. Üç Çeçen müslüman silahlı saldırı sonucu şehid edildi.

Kimi Kadirov adındaki hainin işidir dedi, kimi Rus istihbaratının; ama aslında bunun bir önemi yoktu.

Neticede İstanbul`da istihbaratçılar cinayet işliyorlardı ve ne polisten ne de Mit`ten bir girişim vardı. Hatta daha da kötüsü emniyet, şehid edilenlerin evlerini basıyordu.

Daha önceki cinayetlerin failleri yakalanmamıştı ki, şimdikiler yakalansın.

Daha vahim bir iddia da var.

Deniyor ki, Türkiye istihbaratının bilgisi haricinde bu suikastler yapılamaz. Her zaman olduğu gibi karşılıklı çıkar ilişkileri kapsamında karşılıklı operasyonlara izin verilmiş olması ihtimali var.

Ya da israil ile bozuşurken Rusya ile ilişkilerin bozulması istenmiyor da olabilir.

Bu yüzden de operasyonlara göz yumuluyor iddiası söz konusu.

Her neyse, hükümetin Çeçenlere sıcak bakmadığı kesin. Onlara yönelik hiçbir düzenleme yapmıyor. Mülteci kampları zor durumda.

Hükümet eksenindeki medyadan da gerekli ilgiyi görmüyor Kafkas müslümanları. Onların da daha önemli işleri vardır tabii.

Hükümetle eşgüdüm halinde çalışan sivil toplum kuruluşları da mazlum müslümanlarla aynı fotoğrafta görünmek istemiyor.

Yani Rablerinden başka kimseleri yok!

Onlar da O`na sığınıyor ve direnişlerine devam ediyorlar.

Kimsesizlerin Rabbine sığınıyorlar.

Evleri lüks içinde değil belki, yiyecek ekmeği zor buluyorlar belki; ama şehadetten kaçmıyorlar.

Allah şehadetlerini kabul etsin!