Üniversite, yükseköğretim kurumu olarak tanımlanır.
Kelime, bütünlük ve evrensellik anlamları taşır.
Bilgiye erişimin zor olduğu dönemlerde farklıydı.
Belki de daha güçlü bir işlev üstleniyordu.
Bugün ise tablo pek iç açıcı görünmüyor.
Bilgi üretimi ve paylaşımındaki rolü tartışılıyor.
Kalkınmadaki katkısı da sorgulanır hâle geldi.
Bu yıl iki milyondan fazla aday başvurdu.
TYT’ye başvuru ve katılım oranı yüksektir.
AYT’de ise tablo biraz daha farklıdır.
Katılım oranları doğal olarak daha düşüktür.
Günümüz koşullarında bir bölüme yerleşmek zor değil.
Bazen birkaç netle üniversiteli olunabiliyor.
Her ilde üniversite açılması etkili oldu.
Bölüm sayılarındaki artış da bunu kolaylaştırdı.
Ancak başka bir sorun ortaya çıktı.
Bazı bölümler öğrenci dahi bulamıyor.
Kontenjanlar boş kalıyor.
Adeta sessizce terk edilmiş yapılar gibi.
Kimileri ömrünü tamamlamış görünüyor.
Tabela bölümler hâlâ varlığını sürdürüyor.
Üstelik sayıları her geçen gün artıyor.
Her ile üniversite açtık.
Yeni bölümler kurduk.
Peki sonra ne yaptık?
Asıl soru burada başlıyor.
Dört yılını verdiği genç ne bulacak?
İş, istihdam ve gelecek adına ne sunulacak?
Üniversiteyi bitirince kasiyer olacaksa,
Diplomalı işsizler arasına katılacaksa,
Bunu nasıl açıklayacağız?
Bu durum yanıltıcı değil midir?
Bu nedenle gençler tercihlerini bilinçle yapmalıdır.
Çünkü hayal kırıklığı ağır bir yüktür.
Önemli olan yalnızca diploma değildir.
Sadece üniversiteli olmak da yetmez.
Asıl mesele diplomanın karşılık bulmasıdır.
Lisans sonrası sunacağı imkânlar belirleyicidir.
Sırf zaman geçirmek için kampüste bulunmak,
bir çözüm sayılabilir mi?
Gerçek çözüm sağlam zeminde yürümektir.
Bu hafta YKS’ye girecek gençlerimize,
Gönüllerindekinden ziyade haklarındaki hayır nasip olsun.
Kalın sağlıcakla.