Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in müjdelediği şekliyle; “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan” bereketleri ve hayırları içinde barındıran Ramazan Ayı’nın son günlerini, maalesef İslam coğrafyasında yaşanan soykırım, vahşet, saldırı ve işgal girişimleri ile geçiriyoruz.

7 Ekim’den bu yana geçen Ramazan aylarını Gazze soykırımı ve vahşetin ezikliği ile geçirdik. Bu yıl da sözde ateşkese rağmen Gazze ve Lübnan, Ramazan ayını katliamlar ve abluka altında karşıladı. Ama ne var ki siyonist işgalci katiller ve emperyalistler akan Müslüman kanından tatmin olmamış olacaklar ki, 28 Şubat sabahı İran’a saldırı başlattılar.

Son yıllarda siyon-emperyalistlerin saldırı, işgal ve vahşetleriyle huzurlu bir Ramazan geçirmemize ve Ramazan’dan faydalanmamıza fırsat vermedikleri gibi ümmet olarak bayramı da bütün sıkıntılara rağmen huzurlu karşılamamızı ve yaşamamızı istemiyorlar.

Bu soykırım saldırıları ve sivillere yönelik vahşet tablosu siyon-emperyalist hegemonyanın sonunun yakın olduğunun alametidir. Vahşeti ne kadar artırırlarsa sonları o kadar yakındır. İran’dan beklemedikleri bir direniş ve ağır darbe alınca sivil hedeflere yönelik saldırılara yöneldiler. İran karşısında ne yapacaklarını şaşıran haydut ABD ve soykırımcı terör rejimi bir taraftan diğer devletleri işgale katılmaya çağırırken, diğer taraftan içinde bulundukları zillet halinden sıyrılmanın yollarını arıyorlar. Neredeyse arka kapı diplomasisi ile yardıma çağırmadıkları ülke ve NATO gibi kurumlar kalmadı. Savaş yenilgisini örtmek için kendilerince “onurlu bir çıkış” kapısı ararken, sarı domuz Trump da İran’a karşı zafer kazandıklarını ve İran’ın müzakere istediği yalanını her defasında söylemeye ve çelişkili açıklamalarına devam ediyor. Artık dünya da Trump ve terör rejiminin yalanlarına inanmıyor.

Şimdi içinde bulundukları aciz hale rağmen İran ve Lübnan’a yönelik kara savaşından bahsediyorlar. Yazıyı yazdığımız sırada terör rejimi Lübnan’a yönelik kara harekâtı başlattı. Daha önce Hizbullah’ın aldığı darbeler sonucu bittiğini ve kolunun kanadının kırıldığı propagandasını yapıyorlardı. Lübnan Hizbullahı saldırılara karşılık vermeye ve işgalciler darbe almaya başlayınca Lübnan’da sivillere yönelik saldırılar yapmaya başladılar. Başlattıkları kara harekâtından inşallah pişman ve helak halde geri çekilecekler.

Gazze’de soykırıma devam eden, İran’ın ve Hizbullah’ın füzeleriyle ağır darbe alan haydut ABD ve soykırımcı siyonistler ne yapacaklarını bilemez haldeler. Terör rejiminin son çare olarak kimyasal silah kullanma ihtimalinden ve İran’a yönelik kara harekâtından bahsediliyor. Bu durum ne kadar zor durumda olduklarını ve sona yaklaştıklarını gösteriyor.

İnşallah Şeyh Ahmed Yasin’in 1999 yılında söylediği, “2027 yılında israil diye bir varlığın olmayacağı” şeklindeki müjdesinin yakında gerçekleşeceğini göreceğiz. Ebabil kuşları görevini gören İran’ın füzeleri İTÖ’yü yerle bir edecektir inşallah. Gazze direnişi, Lübnan ve İran’ın mukavemeti Allah’ın yardımı ile zafer elde edeceği ve siyonist işgalcilerin ve emperyalist ABD’nin ve destekçilerinin mağlup olacağı konusunda hiçbir zaman şüphemiz olmadı, olmayacaktır. Yeter ki bizler üzerimize düşeni yapalım.

Ümmet olarak şunun farkında olmalıyız ki; yeni ve büyük “haçlı saldırıları” ile karşı karşıyayız. Büyük savaş yaklaşıyor, ya bu hayasızca akına karşı birlik olup ayakta kalacağız ya da ortada ümmet kalmayacaktır. Ya bir olup var olacağız ya bölünüp yok olacağız. Birlik olup ümmeti ve topraklarımızı korumaktan başka çaremiz yoktur.

Peygamber efendimizin bu hadisini hatırlayalım:

“Müslümanlarla Yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç Yahudi’yi kovalayan kimseye, 'Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür!' diyecek. Yalnız Ğarkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır.” (Buharî, Cihad 94, Menakıb 25; Müslim, Fiten 82)

Evet, Peygamber efendimizin müjdelediği o gün yaklaşıyor. Yaptıkları soykırım ve vahşet ile siyonistler dünyanın her tarafında nefret objesi haline geldiler. Sadece İslam coğrafyasında değil, dünyanın her yerinde artık siyonist Yahudilerden nefret ediliyor, istenmiyorlar, hakaret ve saldırıya uğruyorlar. Yakında onları Ğarkad ağacı dışında hiçbir şey ve kimse kabul etmeyecek ve saklamayacaktır. Yeter ki bizler direnişten ve mazlumlardan taraf olalım. Yakında inşallah israil ve ABD hegemonyası yıkılacak ve zafer marşları söylemeye başlayacağız…