Milliyetçi, laik Kürtlerin Amerika, israil aşkı mazlum Kürt halkına çok pahalıya patlıyor. Dünyalarını da ahiretlerini de mahvediyor. Kürt halkı bu kör uşaklık yüzünden belini doğrultamıyor. Yılların birikimi olan kazanımlar bir anda berhava oluyor. Kürtlerin kendi dilleri, kimlikleri, hakları ile ilgili talepleri Amerika ve israil uşaklığı yüzünden kirleniyor, Kürtler haklıyken haksız duruma düşüyor.
Sayısız defa ihanete uğramalarına rağmen, yalnız bırakılmalarına rağmen, satılmalarına rağmen laik, milliyetçi Kürtler, Amerika’ya sığınmaktan, ondan yardım talep etmekten, ‘gel bizi kurtar’ diye yalvarmaktan vazgeçmiyorlar. Kendilerini arkadan hançerleyen, kullanışlı bir aparat olarak gören, kullandıktan sonra daha iyi bir aparat bulunca kirli bir mendil gibi bir kenara atan emperyalist Amerika’nın ve soykırımcı israilin çıkarları uğruna binlerce, on binlerce Kürt gencinin kanını heder etmekten çekinmiyorlar. Mazlum Kürt halkının maslahatı, özgürlüğü, geleceği, kalkınması, haklarını elde etmesi, diğer kardeş halklarla eşit ve insanca yaşaması için çalışacaklarına, Amerika’nın çıkarlarının bekçiliğini yapıyorlar, güç ve imkânlarını Amerika’nın projelerinin hayata geçirilmesi için harcıyorlar. Amerika’nın ifsat projelerinin gönüllü lejyoneri oluyorlar.
Milliyetçi, laik Kürtler yaşadıkları her İslam ülkesinde, Amerika ve Batı dünyasının misyonerleri gibi çalışıyor, kültür emperyalizminin en ateşli davetçi ve tebliğcileri oluyorlar. Kürtlük adına ne varsa yine Kürtlük adına yok etmeye çalışıyor, Kürt halkının değerlerine, inançlarına, geleneklerine Kürtlük adına savaş açıyorlar.
Amerika her zaman bunları sattı. Irak’ta da sattı. Saddam, Amerika’nın kendilerine sağladığı kimyasallarla Halepçe katliamını ve diğer Enfal Katliamlarını gerçekleştirdi.
İran İslam Cumhuriyetindeki olaylarda da İran PKK’si olan PEJAK ön plandaydı. Amerika ve israil, İran halkına karşı PEJAK’ı kullanışlı bir aparat olarak gördü ve görüyor. İran’da da PEJAK, Kürt halkının hakları için gayret göstereceğine, Amerika ve israilin emperyalist projeleri için gönüllü bir askeri hareket olarak sahada yerini alıyor. Kürt halkıyla diğer kardeş halklar arasında kin ve nefret tohumlarını ekiyor ve kazanımlarını tehlikeye atıyor.
Türkiye’de de aynı durum söz konusu… Türkiye’de Kürt halkının birçok sıkıntısı var, dil ve kimlik anlamında mağduriyet yaşıyor. Türkiye’de milliyetçi, laik Kürtler Kürt halkının dili, kimliği, kültürü, edebiyatı, gelenekleri için çaba sarf edip Kürt halkını bu ülkenin asıl halklarından biri haline getirme mücadelesi vereceğine enerjilerini sapkın akımları savunup korumak, kültür emperyalizmini yaygınlaştırmak için kullanıyorlar. Kürt halkını dinden uzaklaştırmak için, asli kimliklerinden koparmak için çırpınıyor, Kürt’le, Kürtlükle yakından uzaktan alakası olmayan, marjinal Türk solunu Kürt gençlerine kurtarıcı diye sunuyorlar.
Öyle görünüyor ki bunların akıllanacağı yok. Hala Amerika ve israile gelin bizi kurtarın, lütfen bizi yalnız bırakmayın, biz sizdeniz diye yalvarmaktan vazgeçmiyorlar. Hatta Siyonist rejime, yaşadıkları ülkeyi bombalaması için çağrıda bulunuyorlar.
Alın size ajanslara düşen bir haber; PYD’nin liderlerinden Sipan Hamo, İngiliz Haber Ajansı Reuters'a verdiği röportajda şunları söylüyor: “İran veya Rusya'dan destek almıyoruz. israili bölgede güçlü bir devlet olarak görüyoruz. Suriye'deki belirli azınlıklara (Dürziler) karşı sergilediği tutumun Kürtlere de yayılmasını umuyoruz. İsrailin, Suriye'deki Kürtler adına müdahale (Suriye birliklerine hava saldırısı) edeceğini umut ediyoruz."
israile yalvarıyor, Dürzileri koruduğun gibi bizi de koru diye…
İslam ümmetine, Müslüman halklara düşman, İslam topraklarını işgal edip büyük Yahudi devleti kurma hayali peşinden koşan, katil, soykırımcı, emperyalist, Kürdistan topraklarını dahi vaat edilmiş topraklar sayan şeytani bir güce sığınan, dayanmak isteyen bu insanlardan Kürt halkına bir hayır gelir mi? Mazlumiyetin katmerleşmesinden, kazanımların kaybedilmesinden, masum canların heder edilmesinden, yıkımdan, acıdan, savrulmadan, çöküşten, hayal kırıklığından, ihanetten başka…