• DOLAR 6.863
  • EURO 7.774
  • ALTIN 396.959
  • ...

Bir gün eşi medrese-i yusufiyede olan bir bacı bana dedi ki:  “Hani evlerde, işyerlerinde, arabada arkalarına asılan tabelalarda ‘` Huzur İslam`da ‘` yazıyor. Hiçte öyle degil. Biz İslam`ı yaşayanlarda hiç de huzur yok” Bu lafı, şefkatle beraber beni gülümsetti. Huzurdan kastın hiç bela, musibet, çilenin olmamasını düşünmüştü. Bunun üzerine, “Bacım, orda huzurdan kastedilen, Müslüman hiç zorluk çekmeyecek anlamında değil. Tabiî ki zorluklar olacak.  Ama bu zorluklar haşa Rabbimizin bize gazabından değil aksine imtihan gereği bizi sınavlara tabi tutarak arındırıp karşılığında cenneti ödül olarak vermesi gerektiğindendir. Yoksa müminin çilesi ve vereceği bedeller illaki olacaktır ama her hâlükârda kalbi olarak huzur ve imtihan yaşayacağını biliyor. Çünkü kafirler camdan villalarda yaşasa dahi içleri huzursuz ve ruhları onları sıkacaktır” dedim.

   Önümüzde cennet karşılığında bir nevi pazarlık hükmünde canlarımız ve mallarımızla imtihanlara tabi tutulduğumuzdan hep zorluklardan, meşakkatlerden bahsediyoruz yâda bahsetmek zorunda kalıyoruz.

Peki ya güzellikler? …

Hani içine girdiğimiz yaz ayının tüm güzellikleriyle yaşadığımız bugünlerde, kendilerini yollara, bahçelere, yeşillik manzaralarına ve nehir kenarlarına insanların atmaları ve çocukların koşuşturmaları insana tekrardan yaşama sevinci yaşatıyor, içlerimizde yaşadığımız, beyinlerimizi zorlayan tüm sıkıntı, meşakkat ve zorluklara rağmen… Buna, Allah`ın biz kullarına rahmetinden şefkatinden yaşattığı ‘`Rahmet esintileri`` dersek yanlış tabir mi kullanmış oluruz?

Okul yıllarında Mersin ilinin tarihi yerlerini gezdiğimiz de muhteşem yeşilliğiyle büyüleyen yere “cennet”, kalplere ürkütücü hava hissettiren mağaraya da “cehennem” adlarının verilmiş olması fıtratımıza hitap eden güzel ve kötü hissiyattan alamaz mı?.

Tabi bu “güzellik” mefhumu kişiye göre değişecektir muhakkak. Ama bu mevsimde daha dışarı çıkmadan sabah pencereyi bile tek açtığımızda hücrelerimize kadar hissettiğimiz o temiz havayı soluduğumuzda mutlu olabiliyoruz.

Özellikle eli kalem tutan biri böyle bir manzarada yazmaya kalksa ilhamının ikiye katlanacağı garantidir.

Ruhların cennete olan iştiyaklarından olsa gerek, cennetten bir numune olan dünyadaki bu güzelliklerle huzur buluyor mutlu oluyoruz.

Güzel bakan güzel görür. Güzel gören hayatından lezzet alır.

Dolayısıyla Müslüman, her şeyin en güzeline layık değil midir? Öyleyse girmiş olduğumuz bu mevsimin atmosferine, taşımış olduğumuz o çile ve sıkıntılarla dahi olsa ayak uyduralım, tabi sorumluluklarımıza engel etmeden. Göreceğiz ki mutluluk bizden uzak değil, tüm sıkıntılara rağmen huzurun bizim yaşam biçiminde yani İslam`da olduğuna bir kere daha şahit olacağız. Bir tutam mutluluğu kendimize çok görmeyelim. Mutlu olursak çevremizdekileri de mutlu eder ve yüzümüzden tebessüm eksik olmaz. Biliyorsunuz ki her tebessüm bir sadakadır.

Yeni yazılarımızda buluşmak ümidiyle. Esselamu aleyküm