• DOLAR 16.671
  • EURO 17.602
  • ALTIN 977.18
  • ...

ÖSYM sorularını inceledik. Özellikle Türkçe soruları bizim kültürümüz, ahlaki ve örfi değerlerimizle çok alakasız. Allah için bu soruları hangi kalem hazırlamış? Bu vatanın ekmeğinden hiç mi yememiş? Hiç mi bu ülkenin manevi değerlerinden bahsetmezsin? Yazık! CİMER’e bu konuyu mutlaka yazalım. Yani bu ülkeyi yönetenlerden; kültürümüzle, inancımızla, örfümüzle, geleneğimizle örtüşen, bize benzeyen bir eğitim sistemi istemek hakkımızdır.

Türkçe soruları, bu ülkenin zihin dünyasını oluşturan sorulardır. Genç dimağlara fikir aşılayan sorulardır. Türkçe sorularını incelediğinizde göreceksiniz; gerçekten halkımız, örfümüz ve inancımızdan çok uzak sorular...

Aslında eğitim sistemimiz bizden uzak bir sistem... I. Dünya Savaşı'nın üzerinden yüzyıl geçti. Biz 1. Dünya Savaşı'ndan sonra kurgulanmış bir anayasayla, bir eğitim modeli ile yönetilmek zorunda değiliz. Ecdadımız bu savaşta yenilmiş olabilir, ülkemiz bu savaştan sonra işgale maruz kalmış olabilir. Alimlerimiz, şeyhlerimiz, üstadlarımız, en kıymetlilerimiz bu savaştan sonra dar ağaçlarında sistemin zulmüne maruz kalarak idam edilmiş olabilir. Bu zulüm bizim neslimize uygulanarak devam mı edecek? Bu Batıcı, emperyalist, sömürgeci, materyalist, inançsız, İslamsız sistem; bizim çocuklarımıza da mı uygulanacak?

Allah aşkına bu ÖSYM'nin sorularını kim hazırlıyor? Soruları yazarken ne hedefleniyor? Uzun uzun paragraflarda en ufak bir insani erdem; çocuklara, gençlere aşılanmaz mı? Erdemden uzak, inançtan uzak, İslam’dan uzak, toplumdan uzak bir gençlik yetiştiriliyor. Sonra bu gençlik nereye gidiyor, deyip de ah vah etmenin ne anlamı var?

Senin kurmuş olduğun eğitim sisteminin çıktısı, günümüz gençliğidir. Öyleyse gelin şu eğitim sistemini bir sorgulayalım.

Aynı şey anayasa için de geçerlidir. Muhalefetten tutun her kesimden insan mevcut anayasanın toplum düzenini sağlayamadığını, darbecilerin yazmış olduğu bir anayasa olduğunu, milletimizin özüyle uyumlu olmadığını ifade ediyor. Anayasaların bir toplumsal sözleşme olması gerektiğini, halkın hak ve hukuklarını, halkın inançlarını muhafaza etmesi gerektiğini herkes ifade ediyor. Sivil olması gerektiğini herkes ifade ediyor; ama iş faaliyete gelince, iş harekete geçmeye gelince, iş değişime gelince, kimseden bir faaliyet, bir gayret, bir çaba, bir özveri göremiyoruz ve bu durum bizi gerçekten endişelendiriyor.

Bu ülkede iki şeyin acilen değişmesi gerekiyor: Birincisi anayasanın ikincisi hâlihazırdaki eğitim sisteminin. ÖSYM başta olmak üzere soru yazan bütün komisyonlar değişmelidir veya bu komisyonların zihniyeti değişmelidir. Kökleşmiş bir zihniyet değişmeyeceğine göre komisyonların değişmesini öneriyoruz. Bu halkın bağrından çıkmış, inanç değerlerine bağlı, İslam'ın özünü bilen komisyonlar oluşturup çocuklarımıza ahlaki, imani erdemleri de kazandıracak sorular hazırlanmalıdır ve bu soruların hazırlanabilmesi için de bu vasıfta bir komisyon oluşturulmalıdır. Aynı şey ders kitapları için de geçerlidir. Baştan sona müfredat ve ders kitaplarındaki metinlerin ciddi anlamda değişime ihtiyacı vardır.

HÜDA PAR, yıllar önce detaylı bir rapor hazırlayıp hükümete sunmuştu. Farklı sivil toplum kuruluşlarının da hazırladığı çok güzel ve ciddi, müspet raporlar var. Yeter ki bu konuda adım atacak bir iradeye, bir samimiyete, bir gayrete sahip olabilelim.

Bu arada camilerimizde Yaz Kur'an kursları var. Allah'a hamd olsun! Gerçekten çok büyük bir nimettir. Biz bu konuyla ilgili daha önceden de yazmıştık. Bir imam ve bir müezzinin bir mahallenin yüzlerce çocuğuna ders verme imkanının olanaksız olduğunu, bu kursların daha verimli hale getirilebilmesi için MEB ve Diyanetin protokol imzalayıp birlikte hareket etmesi gerektiğini ifade etmiştik. Konuyla ilgili girişimler var mı bilmiyoruz; ama bir yaz Kur'an kursu dönemi tekrar geldi. Görünen o ki bu Yaz Kur'an kursunda da yüzlerce çocuğa bir imam ve bir müezzin ders vermek zorunda kalacak. Ne kadar verimli geçer, bu durumda? Gelin bunu birlikte düşünelim. Buradan din kültürü öğretmeni olan, Kur'an dersi verebilecek, müsait olan bütün kardeşlerimize diyoruz ki: Lütfen camilere 9 ile 12.30 arasındaki Kur'an derslerine gidelim. İmamlarımıza, müezzinlerimize yardımcı olalım. Annelerimiz, bacılarımız; pastalar, börekler, çörekler yapsın, camiye giden çocuklara dağıtsınlar. Bakkal amcalarımız; sakızlar, şekerler ikram etsinler. İmkanı olanlar alıp çocuklarımıza dağıtsınlar. Camiyi, cemaati, İslam'ı çocuklarımıza sevdirelim. Cami imamını ve müezzinini daha verimli ders verebilmesi için mahalleli olarak onları destekleyelim. Rabbimiz bu yazın çocuklarımızın kendisine yönelişine bizleri vesile eylesin.