• DOLAR 8.845
  • EURO 10.335
  • ALTIN 495.568
  • ...

Amerika’da çıkan bazı dergiler, bu yangınların olabileceğini geçen Ocak ve Nisan ayında haber vermiş. Şimdi birçok ülkede aynı anda bu yangınların olması, küresel şeytani bir elin yeryüzünde fitne ve bozgunculuk çıkarmak istediğinin açık bir ispatıdır. Yangınlardan sonra Konya’da yaşanan olaylar ve bu sürecin bir Kürt-Türk Savaşı’na, iç çatışmaya dönüştürülmeye çalışılması çok ciddi oyunların oynandığının göstergesidir. Şeytanın çocuklarının dünya genelinde büyük bir bozgunculuk çıkarmaya çalıştığını görmemiz gerekiyor.

Küresel Şeytani Güçlerle ancak Küresel Rahmani Güçlerle birlik olunarak baş edilebilir. Yani Yeryüzündeki bütün Müslümanlarla irtibata geçip ortak akıl oluşturup şeytan ve taraftarlarıyla nasıl mücadele edebileceğimize karar vermeliyiz. Mısırlı, Suriyeli, Endonezyalı, İranlı, Iraklı, Arabistanlı kısacası tüm Müslümanları temsil edecek İslam İşbirliği Teşkilatı gibi bir kuruluşun çatısı altında şeytani güçlerle aktif mücadele önlemleri almalıyız. Bunlar büyük fikirler… Gelin kendimizin yapabileceği şeylere bir bakalım:

Umut Kervanı Vakfı’nın fidan dikmek için başlatmış olduğu yardım kampanyasını takdirle karşılıyoruz. Ağaçlandırma konusunda tüm Müslümanları duyarlı olmaya çağırıyor yeryüzünün her karışını ağaçlandıralım, diyoruz. ‘Bu dünyada senin de bir ağacın olsun!’ sloganıyla gelin yeryüzünü yeşillendirelim. Uzaklara gitmeye gerek yok herkes kendi mezarlıklarını, kendi yakınlarının ölmüşlerinin mezarının başına veya tam ortasına birer fidan diksin. Şehirlerimizin ana caddelerine çınar ağaçları dikelim. Bunlar önceliklerimiz olmakla beraber yanan ormanlarımızın yeşillenmesi için her birimiz fidan dikmek için birer bütçe ayıralım.

Meşhur bir düşünür der ki: “Ben yıllarca dünyayı değiştirmek için çaba sarf ettim. Sonra fark ettim ki dünyayı değiştiremem. Dedim ki bari kendi şehrimi değiştireyim; baktım ki ona da gücüm yetmiyor. Dedim bari mahallemi değiştireyim; baktım ki ona da gücüm yetmiyor. Dedim bari hiç olmazsa kendi ailemi değiştireyim; kendi ailemi değiştirebilmek için çok geç kalmıştım. Kendi ailemi de değiştiremedim. Artık yaşlanmıştım, dedim bari kendimi değiştireyim. Dünyada görmek istediğim değişiklikleri, kendimde gösterebilirim diye düşündüm ama bunun içinse yaşlanmıştım. Bari dünya için şu sözü bırakmak istiyorum: ‘Dünyada görmek istediğiniz değişimin kendisi olmalısınız.’

Her insan hükümeti eleştirir, büyük şeyler konuşur, büyük projeler üretir. Dünyayı değiştirmek, ülkeyi değiştirmek, siyaseti değiştirmekle ilgili yorumlar yapar. Fakat insanların çoğu, kendisinin yapabileceği, gücünün yetebileceği konular hakkında düşünmek istemez. Çünkü düşündüğünde bir mesuliyet olmuş olur, yapması gereken şeylerin farkına varmış olur. Bu da onu hem bedenen hem madden yorabilir. Bu yorgunluğa katlanmamak için gücünün yetmeyeceği, kendisine dokunmayacak konularda çok rahatlıkla atıp tutar. Ama kendisine dokunabilecek, kendisinin yapabileceği, kendisinin gücünün yetebileceği konuları hiç düşünmek istemez. Bu konularda kılını kıpırdatmak istemez. Biz bu tür insanlardan olmayalım. Gücümüzün yetebileceği, kendi çabamızla elde edebileceğimiz, başarıların peşinde koşalım. Büyük şeyler söylemeye gerek yok! Küçük şeyler yapalım ama biz yapalım bizim elimizle gerçekleşsin.

Öldükten sonra unutulmayıp hayırla yâd edilebilmek için arkamızdan kalıcı eserler bırakalım. Mesela bir fidan dikelim, büyüsün, kök salsın dünyamıza. Tüm kötülüklere rağmen dimdik ayakta dursun. Bu fidanımızı korumak için elimizden geleni yapalım, onu sulayalım, büyütelim. Yangınlardan, felaketlerden koruyalım. Bizim elimizde büyüsün kök salsın dünyamıza. Dünyada görmek istediğimiz değişimin kendisi olalım ve bu yönde çabalar sarf edelim, büyük konuşmaya gerek yok! Küçük şeylerle başlayalım ve hiçbir iyiliği küçük görmemek duasıyla, Allah’a emanet olun.