• DOLAR 5.815
  • EURO 6.466
  • ALTIN 276.05
  • ...

Şehadeti böyle tanımlıyor Allah aşığı olan bir şehid. Tanığı olduğumuz şehidlerin, aşkı tarif eden hayatları olmazsa, ucuz aşklar uğruna dünyalarını karartmış, aşkı yaratılana vermekle yaradandan uzaklaşmış âşıkların boş kahramanlıkları gelir aklımıza… Mesela şehadeti hiç tarif edemeyiz, uğruna ölmeyi sadece dilde bırakmamayı, kurban olmanın sırındaki kurb`a yani yakınlığa erişme arzusunu, pervaneler misali özden geçmenin tarifini, daha yaşarken şahadetin misk kokusunu etrafına salmayı, bakışı, iltifatı, tebessümü ve aşk- ı ebede karşı olanlara karşı dik duruşlarıyla bir sevda adamı olmayı… Şehadeti istemek için şehidçe yaşamak lazım. Nitekim Allah-u Teâlâ her kulu ilk yarattığında ecelini tayin etmiştir. Bu gerçeği göz önünde bulundurduğumuzda, İslam davası uğruna can vermiş bütün şehidlerin hayatlarında ortak bir yol, ortak bir modelle karşılaşırız. Birinin adı Hamza, birinin adı Hüseyin... birinin adı Cafer,  birinin adı Mus`ab ve mücadelesi, cesareti dillere destan olan nice şehidler… Feda ettikleri aynı; malları, canları, tüm sevdikleri ve sevgisi öze yerleştirilmiş canları… Şahadet, adanılan bir bahçe misalidir, kıyamete kadar güllerini tek tek seçecek bir buket şeklinde hakiki maşukun sevgisine sunacak. Ne mutlu adı Bedir`de, Uhud`da, Hendek`te ve tüm İslam şehidleriyle beraber anılacak şahadet adaylarına... Şehidleri konuşmak, hikâyelerin dinlemek, isimlerini zikretmek, onların halkalarına katılmak onlarla olmak kadar huzur verir insana. Ölümü şart koşan bu sevdanın sahibini hatırlatır, dünya lezzetlerini terk etmenin lezzetine ulaştırır. Bir de şubatta konuşmak şahadeti, her yaprağında bir yıldızın kaydığı, haşin ve kurak bir kışın ardından baharı müjdeleyen şahadet ayı… Şöyle gözlerini yumar bu ayı tefekküre dalarsın, gözlerinde canlanır Hama… Hama`ya sinen ceset kokuları, baharda açan taptaze çiçekler misali şahadetin o cezp edici kokusuna dönüşür. Ve esarete düşmüş çocuklar, kadınlar gelir gözlerinin önüne, dayanamaz gözlerini dehşetle açarsın. Tekrar yumarsın, tağuti hükümleriyle tarihe acı bir milat atan katil ve zalimleri, mahşere havale eden İskilipli Atıf`lar gelir. İslami hizmetleriyle adı unutulmayan Hasan el Benna`lar… Kara tenini, İslam`ın ve şahadetin nuruyla aydınlatan Malcolm X`ler  şubat`ın on dördüne gerçek sevgiliye ulaşmanın tarihini atan iftihar tablosu ve kuran aşığı Şeyh Zeki`ler, Molla Ğıyas`lar… Her anın kayıp, her anın hüzün, her anın bir cengâverin gidişiyle mahzun olduğu bir ay... Anlarsın şubat ayındasın, adı keder, adı gözyaşı, adı sevda olan evet adı şahadet olan bir aydasın… Anlarsın şahadetin aşk, aşkın şubat olduğunu, şubatın seven ve sevilenleri buluşturan vuslat ayı olduğunu… Canlarını en sevgiliye sunarken ardından adına destanlar yazılacak bir şahsiyeti miras bırakacak; her biri bir dava aşığı ve adı şubata nakşedilmiş bir sevda öğretmeni… Rabbimiz, şehidlere ölüler demeyi yasaklayıp onların aramızda yaşadıklarını vaat ediyor. Öyleyse onlar hayatta olsalardı onlarla olacak beraberliğimiz nasılsa, bugün davalarıyla olan beraberliğimiz de öyle olmalı. Onlara karşı muhabbetimiz onların feda etmek zorunda kaldıkları sevdiklerine ve ailelerine karşı olmalı. Allah`a teslim olmuş her Müslümanın şehid gibi yaşaması, şehadeti anlatmak için ise şehid olması gerekir. Şubat kervanına aday olmak temennisiyle Allaha emanet olun.