• DOLAR 5.897
  • EURO 6.511
  • ALTIN 281.94
  • ...

Biz öyle bir Muhammed`i(aleyhi selam) tanıyoruz ki onu anlatmada şiirler, mersiyeler, kasideler yetersiz kalır…

Öyle bir Muhammed (aleyhi selam) ki en güzel çiçekler, güller onu tarifte aciz kalır…

 Bizim tabi olduğumuz öyle bir Muhammed`imiz (aleyhi selam) var ki onun tek teline zarar gelmesin diye çolak kalan Talhaları vardı. Öyle bir Muhammed ki ona gelen ölüm cellâtları ona dokunmasın diye ölüme bezenen Musap`ları vardı. Ona uzanan kirli dilleri koparmak üzere yerinde durmayan Muhammed bin Mesleme ve Umeyr b. Adi b. Hareşe gibi fedaileri vardı…

O öyle bir Muhammed ki uğruna canlar verilen, yardan, yarandan geçilen nebiler seyididir,  her peygamberin ümmetine son vasiyetidir,  İsa`nın müjdesi, Musa`nın hayran kaldığı nebidir…

Çekilen onca zahmetin ardından âlemlere rahmet olarak lütfedilen,  kız çocuklarının kurtarıcı peygamberi… Kendisine reva görülen türlü eziyetler karşısında “bilmiyorlar bilselerdi yapmazlardı.” şefkatiyle bezenmiş bir elçi, Taif`te ki dışlanma ve küçük düşürülmeye karşı bile azap meleklerini geri çevirip rahmet melekleriyle rabbinden onlara hidayet dileyen bir Nebi, O Rabbinin “habibim” diye hitap ettiği en sevgili insan… İşte bizim tanıdığımız Muhammed bu ve daha yetersiz kaldığımız tarifsiz bir peygamber… Muhammed ve Mahmut ismiyle daha dünyayı şereflendirmeden önce övülmüş bir peygamber… Hangi densizin ne haddine onu karalamak, küçük düşürmek? O, övülmüştür ve kıyamete kadar da övülecektir.  Veyl olsun onu tanımadan onu karalayanlara, veyl olsun Ebu Lehep gibi, insanlar onun etrafında toplanmasınlar diye şehrin başında durup gelenlere onu küçük düşürecek hakaretlerle iftira edenlere…

Vallahi o gün “Daru`n Nedve” deki endişe neyse bugün Batı`yı alarma veren endişe de o dur, o gün müşriklerin Muhammed ismindeki korkuları ne idiyse, bugünün batısının da korkuları aynıdır.  O gün bu ismin tanınıp sevilmesinde kaybedilecek makamlar mevkiler neyse, bugünküler de aynı değerdedir.  Bugün aynı korkuyu taşıyanlar, açıp siyer kitaplarını baksınlar, anlamazlarsa bir daha baskınlar, tekrar tekrar okusunlar o gün ki korkular, önlemler, toplantılar Muhammed`in dininde ne gibi gerilemeye, ne gibi reddedilmeye yaradı?  Vallahi yine onlar ta boğazlarına kadar battılar, aşağılandılar, alçaldılar. Yükselen, yücelen, sevilen, âşık olunan bir tek nefesi için bin kez ölünen yine Muhammed oldu. Çünkü ona “Ve refe`na leke zikrak”  diye seslenmişti Rabbi. “Biz senin ismini, şanını yücelttik.” kim buna engel olabilirdi? Onun şanının, Bizanslılar, Romalılar Persliler tarafından dahi kabul edilmesine hangi karikatür, hangi iftira, hangi karalama engel olabildi?

 Bugün için de Rabbimiz; “Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır.” diye buyuruyor. İslam hakim olacak, son nebi Muhammed aleyhi selamın şeriatı yeryüzünün bütün saltanatını kapsayacak..!

Hala korkmasın mı batı? Yüzyıllardır Müslümanların kanını canını tüm değerlerini çiğneyerek geldikleri bu devasa konumu yine onlara mı bırakacaklar. Yıllarca ellerinde evirip çevirdikleri bu insanların İslam`a koşmalarına göz mü yumacaklar?

 Onlar, İslam`ın ayak seslerini bu kadar yakından hissetmeseler, bütün o önemli toplantılarını bırakıp İslam`ı konu almazlar, ülkelerinde İslamafobia alarmı vererek tehlikenin ne kadar yakın olduğu konusunda birbirlerini haberdar etmezler. Ama bilsinler ki akıbet aynı olacak. Bütün çabalar boşa çıkacak. Onların her bir kara propagandalarında kendi halkları arasında binlerce gönül, İslam`ın sıcaklığıyla tanışacak. Onların korktuğu o Muhammed isminin zarafeti,  taze tomurcuk açmış gönüllerde eşsiz bir iz bırakacak. Kendi elleriyle ektikleri bu tohumlara kendileri de şaşıp kalacaklar… “Ve raeytennase yedxulune fi dinillahi efwaca”  buyruğu tazelenince, sığınmak için Ebu Süfyan`ların evlerini arayacaklar. O gün en güzel akıbet elbette ki Müslümanların olacak.