• DOLAR 5.932
  • EURO 6.543
  • ALTIN 284.6
  • ...

HasbunaAllah ve nimel vekil…

On beş günü aşkındır Gazze sokaklarında, Şifa Hastanesi`nde, anneler ellerinde yaralı ve şehitleri taşırken dile getirdikleri bir teselli ve ferahlık namesi… Çaresizliğin kimsesizliğin doruğunda imanı şahlanan ve düşmanın yüzüne tükürürcesine “senin her türlü aşağılık saldırı ve baskınlarına karşı Allah bize yeter ve o ne güzel vekildir” diyen Gazze mücahitleri… Ne mutlu darlıkta da ferahlıkta da Allah`ı vekil olarak görmekten şaşmayanlara…

Bu son yaşananlardan sonra Gazze`den söz etmek gerçekten cesaret istiyor. Öyle ki, Onlar acıları katmer katmer sinelerine işlerken ve hala ayakta durabiliyorken Müslümanların sadece onların yaşadıklarını yazıp çizip yorumlaması, yaşadıkları zulme son verilmesi için serin odalarında mis gibi seccadelerinin üzerinde oturup sadece dua etmeleri ve bu şekilde Gazze`nin yanında olduklarını söylemeleri bana göre bir cesaret!

Elbette, onların kimsesi olmasa da Rableri var ve onlara yeter yetecektir de. Zaten, Onların yaşam adına, gelecek adına, zevk sefa adına çok uzun vadeli planları yok. O anneler çocuklarını mürüvvet görmek için yetiştirmiyorlar. Genç kızlar ömür boyu beraber mutlu kalma hayaliyle hayatlarını birleştirmiyor mücahitlerle, bilakis onlar ümitlerini hayatlarını şehadetle birleştiriyorlar. Onların çocukları şehadete doğuyor ve anneler çocuklarının bileklerini sıvazlarken Mescidi Aksa`nın bu bileklerle korunacağının hayalini canlandırıyorlar. Bu sebeple değil mi ki siyonistler çocuklarla birlikte onlara o ruhu veren annelerin de katledilmesi talimatını veriyor!

Onlar bu metanetle, cesaretle, imanın kuvvetiyle bütün ümmetin taşıması gereken yükü taşırken ümmetin vicdanı taş kesilmiş.  Kâbe`nin görevi ile şereflendirilmiş, Kureyş suresindeki nimetlerle zenginleştirilmiş Arap krallığı dolarların gölgesinde istirahatte Allah`ın lanetini bekliyor. Diğer İslam ülkelerinin bir kısmı ne olup bittiğini anlama müsaadesini kullanırken bizler de duayla yetinebiliyoruz. Avazımızca bağırıp dile getirmeye çalıştığımız bu zulümler maalesef sadece dillerimizde kalıyor.

 Onların ruhları bekledikleri güne kavuşmanın sevinciyle cenneti süslerken yarın İslam ümmeti onlarla karılaşırsa şayet kendilerine hangi yüzle bakacak. İslam dünyasını Allah`a şikâyet ederek bu dünyayı terk eden pirleri şeyh Ahmet Yasin şuan hala bu suskunluğun gayretsizliğin kokuşmuş tembelliğin devam ettiğini görüyorsa Rabbe ne şikâyette bulunuyordur? Bu ümmetin yarın hesap gününde o yavruların hesabını vermeye gücü yeter mi. Nitekim zalim haydut alçak katillere baktığımızda ayeti kerimelerde onların zulmünün devamının kendilerine tanınan mühlet olduğunu görmekteyiz ve böylelikle Allah`ın sabrının en geniş halini müşahede etmekteyiz. Peki, Müslümanların suskunluğunu, duyarsızlığını neye dayandırmak gerekiyor. Müslümanlar hiç olmadıkları kadar karanlık bir zillet perdesinin altında eziliyorlar, kâfirler Allah`ın şu vaadinin geleceğine dayanarak yeryüzünü Müslümanlara dar ederken, Müslüman ülkeler o vaadin sahibi olduklarını yani yeryüzünde Müslümanların hâkim olacağı gerçeğini unutmuş gibi kuklaları olduğu batıya boyun eğiyor.

Birleşmiş Milletler, insan haklarını korumayı hedefliyorken, Müslümanları insan olarak bile saymıyor. Onları katledenleri kahraman sayıp en kısa yoldan Müslümanların yok edilmesini bekliyor ve bunu yaparken dünyanın kendine bakışını hiç umursamıyor bile. Kameraların önüne geçip kendini seyreden Müslümanların gözüne baka baka İsrailli annelere taziyede bulunuyorken bunca mazlum, mağdur insanların ölümü karşısında hiçbir girişimde bulunmayıp sadece endişelendiğini ifade ediyor. Ey İslam ülkeleri! Duyun, görün artık. Atın üzerinizdeki zillet örtüsünü. Bu dünyanın hedefinde sen varsın; adın namın, kimliğin, mezhebin ne olursa olsun er ya da geç seni yok etmek için büyüyor batı, sen Müslüman kardeşlerinle birleşmeden kendi hâkimini kendi koruyucunu kendin kurmadan, ne insan hakları seni insan bilir ne de birleşmiş milletleri seni korur…

Ve ya Rabbi, son olarak bütün acziyetimizle ellerimizi Filistin için açıyoruz. Şunu biliyoruz ki sen onlardan haberdarsın, Sen onlara herkesten daha yakınsın. Onlar da Sana bizden daha yakınlar, onların duaları bizden daha çabuk Sana ulaşır ve cevap bulur. Bizler darmadağınık sesimizi ve gücümüzü Sana şikâyet ederek onları, onlar hürmetine korumanı diliyoruz. Kardeşlerimizin hürmetine onları galip ve muzaffer eyle! O lanetlediğin, yeryüzünün en aşağılık mahlûkları kıldığın siyonistleri de kahhar isminle kahr`u perişan eyle! Küçücük Filistinli çocukların kalbindeki imanı, onların kalplerini yerinden söküp onları zelil kılacak, birliklerini bozacak, güçlerini zayıflatacak bir korku eyle! Ve bu bayramı Müslümanların mücahitlerin gönlünü ferahlatacak, acılarını unutturacak zafer bayramı eyle!