• DOLAR 5.797
  • EURO 6.495
  • ALTIN 277.84
  • ...

Saldırılar, taşlamalar, iftiralar ve karalamalar…  Son dönemlerde ister istemez tüm medyanın gündemine almak zorunda kaldığı bölgesel kaos...!  Bu taşkınlığın mağdurlarını gündeme getirmekten, bu saldırıların asıl amacının insanların inancına karşı olduğunu dillendirmekten imtina edenler, bu mağdur halkı kendi yağlarında kavrulmaya terk ettiler. İnsanlar kendi evlerinden köylerinden hatta şehirlerinden uzaklaşmak zorunda kaldı, işyerlerini kapatmak zorunda kaldılar. Haraç vermek zorunda olanlar oldu, belediyelerde çalışabilmek için bedel vermiş olma şartına tabi tutuldular.  Örtülerinden, ibadetlerinden, İslam`ın gereğini yaşamaktan ötürü tartaklandılar, bıçaklandılar öldürüldüler.

Bütün bunlar ve dahası yaşanırken ülke gündeminin gözleri kör kulakları sağır kaldı. Bu görünmez bölgede zulüm alçaklık ve taşkınlıklarıyla elini kolunu sallar hale gelenler şimdi de annelerin ciğerini sökme eylemine giriştiler. Daha korunmaya, kollanmaya, şefkatle kucaklanmaya muhtaç olan küçücük çocuklar annelerinin yüreğini parçalayan bir belirsizliğe götürülüyor.  Demokrasi, adalet ve özgürlük tellallarının ses getirdiği bir ülkede, annelerin sinelerini yakan bu ateş böyle bir ülkenin yüz karasıdır.

İşin acı olan başka bir yanı var ki yıllardır akılları çelinerek hayatları karartılmış daha henüz doğru ve yanlışı ayırt edebilecek yaşındayken birden bire ülkenin teröristi, katili olarak kendini bulan bunca gence rağmen,  medya yeni bir gündem oluşmuş edasıyla bu acıları dillendiriyor. Başbakan`ın bir kez dillendirmesiyle gündem çalkalanıyor ve acılı ailelerin feryadı duyuluyor. Oysa bu acı, bu endişe, bu telaş o mazlum insanların gündeminden hiç düşmedi.  Bağrı yanık anneler, babalar gözyaşları döküp taş kalpli zalimlere seslenerek acılarının duyulmasını istiyorlar. Bu zulümden bu acıdan beslenenler nerden anlayacaklar ki sizin  dilinizi..?

Daha bir iki ay önce memlekette bir ablayla konuşurken, kızının arkadaşının okulunda yirmiye yakın çocuğun götürüldüğü hatta bunlardan birinin kızın en yakın arkadaşı olup; edepli, sessiz, içine kapanık bir kız olduğunu anlatıyordu. Bunlar gibi başlarından çok trajik olaylar geçmiş sinelerine çekmek zorunda kalmış nice aileler var ki onların ıstırapları emsalsizdir.  Onların kaybettiklerinden sonra yapabilecekleri tek şey, kendilerine bu azgınca zulmü reva görenleri Allaha havale etmek ve bu zulmün bu endişenin giderilmesinde yetkili olup da etki göstermeyenleri, bu sorumsuzluğun girdabında boğulmaya terk etmektir.

Temennimiz başka annelerin bu acı tabloya dâhil olmaması, daha kendilerini savunma ve ifade etme rüştüne yeni ulaşmış başka çocukların bu karanlık kuyulara düşmemeleridir. Bunu engellemek adına A, B, C hangi plan uygulanacaksa daha fazla yürekler kanamadan bunların devreye sokulmasıdır.