Kahr olsun Büyük Şeytan ABD!

Kahr olsun çocuk katili vahşi Siyonizm!

Kahr olsun tüm İslam ve insan düşmanları!

Evet, insanlık düşmanı ABD; bu mübarek Ramazan ayında, dilleri oruçlu küçücük masum bedenleri bombalarla parçalayarak katletti.

Okul bahçesinde yarım kalan oyunlar…

Sınıf sırasında yarım kalan mısralar…

Kanla boyanmış sırma saçlar, adeta yüreklerimizi parçalar.

Dünyanın neresinde olursa olsun; dini, dili, rengi ve ırkı fark etmez. Eğer bir çocuğun ayakkabısı, çantası okul kapısında yarım kaldıysa, tüm dünya sınıfta kalmıştır.

Masum çocukları siyasi emellere kurban eden şu barbarlar; din bilmez, vicdansız alçaklar, savaşın tüm kurallarını ihlal ederek vahşice ve aynı zamanda acizce masum çocuklara saldırıyorlar.

Zira bu sefillerin yiğitçe çıkıp savaşacak yürekleri yoktur. Ancak Gazze’de, İran’da ve dünyanın birçok yerinde şu kan içici vampirlerin gücü masum çocuklara yetiyor.

Barbar katiller, kâfirler masum çocukları okul sıralarında öldürüyor; dünya ise sessizce sadece izliyor.

Hani nerede insan hakları savunucuları?

Hani nerede çocuk hakları, UNICEF?

Hani nerede dünya Müslüman liderleri?

Vallahi arşa dayanan bu zulmü görmeyen, görmek ve duymak istemeyen, dile dahi getirmekten çekinip korkan tüm Müslümanların Rûz-i Mahşer’de hesabı çetin olacaktır.

Bir tarafta masum çocukların ölümü, diğer tarafta İran lideri Ali Hamaney’in şehadeti bizi derinden mahzun etti.

Şehadete sevdalı İmam, onu o kadar güzel tasvir etmiş ki yüreklerimizdeki küllenmiş şehadet aşkını bir kez daha hatırlatıp harladı:

“Şehadet ilginç bir kavramdır.

Değişik bir mantık ürünüdür.

Derin bir mantıktır.

Şehadet, yani Allah ile anlaşma…

Tıpkı o buz gibidir.

Bir satıcı yaz günü buzu gösterip:

‘Ey insanlar, bunu satın alın!’ diye seslenir.

‘Eğer almazsanız sermayemi yitireceğim.’

Eğer müşteri bulunmazsa, buzu almazlarsa ne olur?

Buz erir, su olur.

Bu can ki bende ve sizde var; tıpkı o buz gibidir.

Bu can yavaş yavaş elden gidiyor, öyle değil mi?

Bu can ki sizdedir; ister satın ister satmayın, sonunda bitecektir.

Ama bir müşterisi var ve diyor ki:

‘Ben bunu senden almak istiyorum.’

Hem de en yüksek bir fiyata almak istiyorum diyor.

O en yüksek fiyat: Cennet!

Cennet yani ebedî saadet…

Öyle bir saadet ki, artık orada buz yoktur ki an be an yok olsun.

Hayat daimî ve bakidir; sürekli bir lezzettir.

Şehadet tacirane bir ölümdür.

Yani zekice bir seçimdir.

Şehit olmayı seçenlere Allah en büyük lütfu ve inayeti bahşeder.

En yüce lütfu onlara verir.

Şehadetin özü budur.”

Evet, Aziz İmam bu muazzam mesajıyla bir kez daha saadetin şehadette olduğunu bizlere hatırlatıp gitti…

Öyle bir gidiş ki Rabbiyle en güzel anlaşmayı yaparak gitti…

Ardından çok güzel izler bırakıp gitti…

Ey Aziz Şehit!

Rabbim şehadetini mübarek eylesin!

Bizleri şefaatinizle şereflendirsin inşallah!

Ne mutlu Allah ile anlaşma yapan aziz şehitlere!

Ne mutlu küfre meydan okuyabilen izzetli yiğitlere!

Ne mutlu zamanın zalim Yezidlerine karşı hakkı haykırıp bu uğurda can veren cesaret timsali Hüseyinlere!

Ve ne mutlu Hüseyin’in aziz davasının banisi olan kahraman Zeyneplere!