Bismihi Teâlâ
Sekiz yıllık zorunlu eğitimle köylerde sadece eğitim sistemi değişmedi.
Bir hayat tarzı da sessizce değişti.
Taşıma sistemle henüz oyun çağındaki çocuklar,
Sabah vakti anne ocağından koparıldı.
Sırtlarına çantaları verildi,
uzun yolların tozuna,
servis araçlarının gürültüsüne emanet edildi.
O yaşlarda çocukların en kıymetli sermayesi zamandır.
Oysa o zamanın önemli bir kısmı,
köy ile okul arasında gidip gelen yolların üzerinde tüketildi.
Bu süreçte köy okulları birer birer kapandı.
Kapısına kilit vurulan sadece binalar değildi;
köyün neşesi, çocuk sesleri
ve yarına dair umudu da o kapıların ardında kaldı.
Aradan yaklaşık çeyrek asır geçti.
Şimdi Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir formül üzerinde duruyor:
Öğrenciyi taşımak yerine öğretmeni taşımak.
Adı “gezici öğretmen” ya da “mobil öğretmen” uygulaması…
Peki, bu model gerçekten köyü ve kırsalı yeniden canlandırabilir mi?
Elbette ilk bakışta maliyet açısından cazip görünüyor.
Ancak mesele sadece maliyet hesabı değildir.
Asıl mesele insan meselesidir.
Daha açık söylemek gerekirse:
Öğretmen bu sistemin neresinde duracak?
Eğer yaklaşım,
“İşine gelen çalışsın, gelmeyen yoluna baksın” anlayışıyla şekillenecekse
bu uygulamanın başarı şansı daha baştan zayıflar.
Çünkü eğitim, buyurganlıkla değil;
motivasyonla, değer vermekle ve aidiyet duygusuyla güçlenir.
Eğer Bakanlık gerçekten
“Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” diyorsa
o zaman öğretmene gerekli imkânları da sunmalıdır.
Öğretmen gün içerisinde birden fazla köye gitmekle yüz yüze kalacak.
Bu, yalnızca fedakârlıkla yürütülecek bir iş değildir.
Mali imkânlar, özlük hakları ve çalışma şartları buna göre düzenlenmelidir.
Dahası, köyde kalmayı cazip hâle getiren bir sistem kurulmalıdır.
Barınma imkânından ulaşım kolaylığına değin pek çok başlık yeniden düşünülmelidir.
Çünkü öğretmen sadece ders anlatan biri değildir.
Bulunduğu yere kültür taşır, umut taşır, gelecek taşır.
Eğer doğru bir politika geliştirilirse
gezici öğretmen uygulaması sadece bir eğitim modeli olmaz;
belki de uzun süredir sessizleşen köylerin yeniden nefes almasına vesile olabilir.
Ama unutulmamalıdır ki
köyü canlandıracak olan sadece bir öğretmenin yolu değil,
o öğretmenin kendini değerli hissettiği bir sistemdir.
Kalın sağlıcakla.