7 Ekim Aksa Tufanı hareketinden bu yana Gazze Şeridi’nde insanlık tarihinde görülmemiş vahşet ve soykırım sahneleri yaşandı ve yaşanmaya devam ediyor. Sürekli saldırı ve yayılmacı kanlı bir politika izleyen işgalci terör rejiminin karşısında etkili bir güç görmediği sürece durmayacağını, işgal, soykırım, saldırı ve vahşetlerine strateji olarak devam edeceğini söyledik, yazdık.

Siyonist terör rejimi bu sürede tarihte görülmemiş şekilde işlemediği insanlık ve savaş suçu kalmadı. İnsanlıktan çıkmış bu katiller sürüsünün hiçbir kırmızı çizgisi yoktur. Uyduğu hiçbir anlaşma ve uluslararası sözleşme de yoktur. Daha önce yazdığım gibi: Terör rejimi “Büyük israil Devleti” ve “Arz-ı Mev’ud” hayalini gerçekleştirmek için dünyayı ateşe vermekten çekinmiyor, çekinmeyecek. Bu sapkın ideolojisi uğruna yapmayacağı vahşet, saldırganlık ve düşmanlık yoktur. Ancak karşılarında caydırıcı bir güç görmedikleri sürece yayılmacı ve saldırgan tavrından vazgeçmeyecektir. Anladıkları tek dil güçtür.

28 Şubat’ta haydut devlet ABD ile İran İslam Cumhuriyeti’ne saldırarak hem bölgeyi hem dünya ticareti ve enerji arz meselesi anlamında dünyayı kaosa sürüklemedi mi? Şimdi ABD’nin o eski kibirli halinden eser kalmayan şizofren ve her açıklamasında olmadık yalanlar atan başkanı Trump’ı, İran’a Hürmüz Boğazı’nı açmaya ve ateşkesi kabul etmesi için yalvartacak duruma getirmedi mi?

Peki, 7 Ekim’den sonra Müslüman halklar ve devletler olarak güç birliği yapıp israil terör örgütü (İTÖ)’nün bu yayılmacı işgal politikasına karşı kararlı bir şekilde dursaydık Haçlı-Siyon ittifakı bu kadar cüretkâr olabilir miydi? Bugün İran ve direniş cephesinden yedikleri darbeleri zamanında ve sadece İran değil, Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ve İslam ülkeleri ellerini taşın altına koysalardı, tehlike kartopu gibi büyümez ve ümmet olarak varoluş savaşı vermezdik. Eğer bugün de aynı hatayı yapıp (Allah korusun) İran’ı ve direnişi; HAMAS’tan Hizbullah’a, Ensarullah’tan Irak’taki direniş güçlerine varıncaya kadar, destek olmaz isek yarın ortada arayacağımız bir ümmet maalesef olmayabilir.

7 Ekim öncesinde de sonrasında da ümmet, dünya kamuoyu ve devletler olarak Haçlı-Siyon şer ittifakının katliam, vahşet ve soykırımını izledik ve sessiz kaldık. Her defasında İTÖ önüne bir hedef koyduğunda, “yok bunu yapamazlar” “uluslararası toplum buna izin vermez” “yok buna cesaret edemezler” dediğimiz ne varsa İTÖ, ABD ve batılı emperyalistler desteğiyle hepsini ve daha fazlasını yaptı. Artık “işlemediği hangi insanlık ve savaş suçu kaldı?” diye düşünecek duruma geldik. İnsanlığın kazanımları ve uluslararası normlarda hangi kırmızıçizgi varsa, insanlığın değerleri olan savaş ahlakı ve savaş hukukunu ortadan kaldıran her türlü askeri ve siyasi adım gibi ne varsa yaptı ve yapmaya devam ediyor.

Hastane bombalayamaz denildi bombaladı. Sivil hedefleri vuramaz denildi vurdu. Esirlere sistematik işkence yapıldı. Camiler ve kiliseleri defalarca vurdu. BM okulları ve mülteci kamplarını bombaladı. Ambulansları ve sağlıkçıları bilerek vurdu. Gazetecileri sistematik olarak hedef aldı. Kadın ve çocuklara soykırım uyguladı. Çocukları çadırlarda yakarak öldürdü. Açlık ve ilaçsızlığı silah olarak kullandı. Birleşmiş Milletler binaları ve hastanelerini, okullar ve sivil çadırları bombaladı. Bu suçları işlerken açıktan ve övünerek yaptı ve defalarca yardıma giden ambulansları bombaladı. Mescid- Aksa’yı kapatamaz denildi 28 Şubat’ta kapattı. Filistinli esirleri idam etme yasası çıkardı ve idamlara başlıyor. Gazze’de yasaklı fosfor bombaları kullandı. Şimdi “nükleer silah kullanamaz” ve “İran’a kara harekâtı başlatamazlar” deniyor.

Biz ümmet olarak böyle dağınık ve ihtilafları körükleme oyunlarına düşersek maalesef bunlar da olacaktır. İçinde bulunduğumuz durumu Enfâl 46. ayeti ne güzel anlatıyor: “Allah'a ve Peygamber'ine itaat edin ve çekişmeyin. Yoksa gücünüz, devletiniz gider. Sabredin. Allah sabredenlerle beraberdir.”

Artık biz “Yapamazlar, yapamazlar” demeyi bırakalım ve Enfâl 60. Ayetinde buyurulduğu şekliyle hazırlıklı olalım.

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz…”

Selam ve dua ile…