Bismihi Teâlâ

Vakıf…
İyilikte yarışmaktır.
En hayırlı olma gayretidir.
Veren el olmaktır.
Başa kakmadan paylaşmaktır.
İçtenliktir. Samimiyettir.
Yardımlaşma ve dayanışmadır.

Kısacası vakıf, bir toplumun vicdanıdır.

Her yıl mayıs ayının ikinci haftası “Vakıflar Haftası” olarak kutlanır.
Peki, gerçekten hissediliyor mu?
Toplumda karşılık buluyor mu?
Okullarda yeterince anlatılıyor mu?

Ne yazık ki hayır.

Oysa vakıf kültürü,

medeniyetimizin en büyük mirasıdır.
Sık sık “Vakıf Medeniyeti” deriz.
Geçmişten örnekler anlatırız.
Ecdadın yaptığı hayır eserleriyle övünürüz.

Fakat büyüklerin dediği gibi;
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”

Bugün rastgele on kişiye sorsak:
“Vakıf nedir?”
“Vakıflar ne iş yapar?”

Kaç kişi doyurucu cevap verebilir?

Elbette devletin resmi kurumu olan Vakıflar Genel Müdürlüğü var.
Vakıf işlerini düzenliyor.
Tarihi eserleri koruyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde hizmet veriyor.

Fakat mesele sadece binaları ayakta tutmak değildir.
Asıl mesele, vakıf ruhunu canlı tutabilmektir.

Çünkü vakıf;
sadece taş duvarları değil, insanı da ayağa kaldırmalıdır.

Bugün vakıflar isterse toplumda fırsat eşitliğine büyük katkılar sağlayabilir.
Daha fazla öğrenciye burs verebilir.
Yurtlar açabilir.
Aşevleri kurabilir.
Kimsesizin kapısını çalabilir.

Hatta afet zamanlarında ilk sahaya inenlerden olabilir.

Yangında…
Selde…
Depremde…

Millet, vakıf elini yanında görmek ister.

Çünkü vakıf, yalnızca tabelada duran bir isim değildir.
Toplumun yükünü omuzlayan bir merhamet hareketidir.

Bugün irili ufaklı pek çok vakıf ismi duyuyoruz.
Ancak iş icraata gelince aynı yoğunluğu görmek zorlaşıyor.

Özellikle eğitim vakıfları üzerinde durmak gerekir.
Eğitime yön veren çalışmalar nerede?
Gençliği kuşatan projeler yeterli mi?
Manevi ve ahlaki gelişimi destekleyen adımlar atılıyor mu?

Toplum artık sadece açıklama değil,

örnek çalışma görmek istiyor.

Bu noktada birçok gönüllü İslami, insani STK’ların gayreti dikkat çekiyor.
Gece gündüz çalışan insanlar var.
Kendini hizmete adayan gönüllüler var.
“Halka hizmet, Hakk’a hizmettir” anlayışıyla koşanlar var.

İşte vakıf ruhu tam da budur.

Vakıf kültürü;
Paylaşmayı öğretir.
Merhameti büyütür.
Toplumu birbirine yaklaştırır.

Bu yüzden vakıf anlayışı,

eğitim sisteminin de merkezinde olmalıdır.
Çocuklar yalnızca başarıyı değil, dayanışmayı da öğrenmelidir.
Sadece kazanmayı değil, paylaşmayı da bilmelidir.

Çünkü güçlü toplumlar, yalnızca ekonomiyle değil;
Vicdanla ayakta kalır.

Kalın sağlıcakla.