LGS sonuçları açıklandı, tercih süreci devam ediyor. Bu hafta ise binlerce gencimizin hayatında yeni bir sayfanın açılacağı YKS sonuçları açıklanacak. Şimdi öğrencilerin ve ailelerin önünde aynı soru var:
“Puanım ne olacak, hangi okulu ya da üniversiteyi tercih etmeliyim?”
Elbette puan önemlidir. Sıralama önemlidir. Tercih listesi dikkatle hazırlanmalıdır. Ancak bugün çocuklarımızın en fazla ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca bir puan hesabı değil; sağlam bir istikamet ve doğru bir rehberliktir.
Öncelikle velilere seslenmek gerekiyor:
Çocuğunuzun puanını kendi itibarınızın ölçüsü hâline getirmeyin!
LGS'de veya YKS'de alınan sonuç, bir insanın değerini belirlemez. Bir sınav sonucu çocuğun zekâsını, ahlakını, karakterini ve gelecekteki bütün imkanlarını ölçemez. Sınav sonucu üzerinden çocuğunu başkalarıyla kıyaslayan, “Falancanın çocuğu senden yüksek aldı” diyerek evladının gönlünü kıran aileler, belki de farkında olmadan en büyük zararı vermektedir.
Çocuğunuzun puanını değil, yeteneğini ve istidadını tanıyın.
LGS tercihlerinde de YKS tercihlerinde de en büyük hata, başkalarının tercihlerini kendi çocuğuna ölçü almaktır. Arkadaşı ne yaptı, komşunun çocuğu hangi bölümü yazdı, sosyal medyada hangi meslek “popüler” ilan edildi… Bunlar bir gencin hayatını belirleyecek ölçüler değildir.
Tercih, bir başkasının hayalini değil, öğrencinin kendi kabiliyetini ve hedefini dikkate almalıdır.
Özellikle YKS sonuçları açıklandığında öğrencilerimize şu hakikati hatırlatmak gerekir:
Bir puan hayatın sonu değildir, bir puan da hayatın garantisi değildir.
Yüksek puan alan öğrenci de imtihan edilecektir, beklediği puanı alamayan öğrenci de… Asıl mesele, insanın kendisine verilen imkanları nasıl değerlendirdiğidir.
Kur'an-ı Kerim, “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır” buyurur. O halde öğrencilerimize başarının yalnızca sonuçtan ibaret olmadığını öğretmeliyiz. Çalışmak, gayret etmek, sabretmek ve sonucu Allah'a havale etmek…
Müslüman’ın imtihan karşısındaki duruşu budur.
Ancak burada bir başka tehlikeye de dikkat çekmek gerekiyor:
Tercih döneminde piyasaya çıkan sözde uzmanlar! Her puan türü için kesin konuşanlar, “Bu bölümü yaz, kesin iş bulursun” diyenler, öğrencinin bütün hayatını birkaç dakikalık sosyal medya videosuyla şekillendirmeye çalışanlar… Evet! aileler ve öğrenciler bu gürültüye karşı dikkatli olmalıdır.
Tercih, resmî kılavuzlar, okul ve üniversitelerin gerçek verileri, öğrencinin kabiliyeti ve güvenilir rehberlik esas alınarak yapılmalıdır.
LGS tercihinde aileler çocuklarıyla birlikte karar vermeli; fakat çocuğun yerine hayat kurmamalıdır. YKS tercihinde ise öğrenciler, sadece “puanım yetiyor” mantığıyla değil, “Ben bu alanı gerçekten okuyabilir miyim, bu mesleğin sorumluluğunu taşıyabilir miyim?” sorularını sormalıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir okula yerleşmek değildir.
Mesele, bir insan yetiştirmektir.
Bugün LGS ve YKS tercihleri üzerinden çocuklarımızın önüne bir gelecek haritası koyuyoruz. Bu haritanın üzerinde yalnızca okul ve bölüm isimleri değil; ahlak, sorumluluk, emek ve istikamet de bulunmalıdır.
Velilere tavsiyemiz şudur: Çocuğunuza baskı değil, güven verin.
Öğrencilere tavsiyemiz şudur: Puanınızı küçümsemeyin lakin puanınız sizi mağrur etmesin.
Eğitimcilerimize tavsiyemiz şudur: Tercih dönemini yalnızca teknik bir rehberlik faaliyeti olarak görmeyin; gençlerimizin ruhuna ve geleceğine dokunun.
Ve bütün öğrencilerimize son sözümüz:
Çalıştınız, gayret ettiniz, elinizden geleni yaptınız. Şimdi tercihinizi akılla yapın, istişare edin, araştırın ve Rabbimize tevekkül edin. Çünkü insanın görevi sonucu zorlamak değil, üzerine düşen sorumluluğu hakkıyla yerine getirmektir.