Bunun için gitti Şam`a. Söyleyeceklerini söyledi; ama sanırım bir şey elde edemeyecek.

Esad`ın etrafını kuşatmış olan Baas`ın kemik takımı hiçbir uzlaşmaya yanaşmayacaklardır. Kritik bir süreç yaşanıyor Suriye`de; ama Baasçıların iktidarı kolay kolay bırakmaya niyetleri yoktur.

Baskıyla, korkutarak, işkence ederek kurdukları sistemlerini bırakıp nereye gidecekler?

Hepsi varlıklı, hepsi lüks içinde yaşayan adamlar. Cennetlerini bırakmak anlamına gelir iktidarı terk etmeleri.

Halkın taleplerini rahat yaşamlarına tehlike olarak gördükleri için müsamaha göstermiyorlar.

Halkın talepleri onlar için kabus anlamına geliyor. Öyle ya gün gelir de bunların hesabı sorulursa ne olacak?

Buna engel olmak için her yola başvuruyorlar. Acımasızca katliamlar yapıyorlar, şehirleri viran ediyorlar.

Amerikan müdahalesine zemin hazırlıyorlar. Ama Amerikan müdahalesi Baas zulmünden aşağı değil.

Amerikalıların girdiği yerde kaos vardır, yıkım vardır, katliam vardır çünkü.

Somali`de, Irak`ta, Afganistan`da, Libya`da… Pakistan`ın durumu da hiç iyi değil.

Şimdi Suriye`ye girmeyi düşünüyorlar.

İktidara kene gibi yapışmış diktatör Esad ve avanesi bulundukları konumu kolay kolay terk etmeye yanaşmayacakları için müdahale durumunda savaş ve yıkım vardır Suriye için.

Kaos katliam ve huzursuzluk vardır.

Kendi şartları ve hesaplarına uysun diye kaosa zemin hazırlıyor kan içici emperyalist. Bunun için planlar yapıyor ve planlarını eyleme döküyor.

Baasçılar fildişi kulelerinden bakıp yorumlamaya çalışıyorlar olanları.

Kaddafi de öyle düşünüyordu. Ama Amerika ve Avrupa müdahale etti. Kaddafi`nin yerine uygun bir adam bulamadılar diye Libya`yı fiilen ikiye böldüler.

Bu savaş bitmez artık. Zaten emperyalistin istediği de bu değil mi?

Aynı plan Suriye için işliyor ve Baasçılar buna çanak tutuyor.

Televizyonda bir tartışma programına bakıyorum. Suriye konusu tartışılıyor. Birkaç gazeteci bazen sunucunun sorularına bazen de birbirlerine cevap yetiştirerek kendi tezlerini anlatıyor.

Gazetecilerden biri aslen Suriyeli olan Hüsnü Mahalli.

Hüsnü Mahallinin Suriye`deki rejimle ne kadar içli dışlı olduğunu bilmeyen yok. İdeolojik olarak Baasçı, sosyalist ve Arap milliyetçisidir Mahalli. Filistin konusundaki tutumu stratejik ve pragmatiktir.

Bunlar bilinen şeyler. Biz tartışma programındaki sözlerine bakalım Mahalli`nin.

Rejimin katliamları, Suriye polisinin pervasızca silah kullanması ve sivil göstericileri öldürmesi soruluyor Mahalli`ye.

Son derce rahat konuşuyor Mahalli.

'Suriyede kırk yıldır kitlesel gösteriler olmamıştır' diyor.

Polisin hiç böyle bir şeyle karşılaşmadığını bu yüzden panik yaşadığını söylüyor. Polis kitle gösterileriyle karşılaşmadığı için öyle durumlara müdahale etme yollarını, biber gazını, tazyikli suyu da bilmiyormuş.

O yüzden de gösteri yapanlara silahlarla ateş ediyormuş. O yüzden öldürüyormuş.

Son derece rahat konuşuyor Mahalli.

Polisi suçsuz gösterme çabasına girişiyor. Göstericilerin de silah kullandığından söz ediyor. Kırk yıl gösteri yapmayan halkın memnuniyetten mi, korkudan mı böyle davrandığını söylemiyor Mahalli.

Tutuklananların çoğunun zaten öldürüldüğünü, bu yüzden polisin tutuklama yapmaya gerek duymadığını söylemiyor.

Hama`yı geçiştiriyor ve Hama sonrası yaşanan büyük kıyımdan söz etmiyor.

'Polis bilmiyor' diyor, 'Polis şaşkındır' diyor. Tanklarla kuşatılan şehirleri, viraneye çevrilen evleri, kan gölüne dönen sokakları görmüyor, görmezden geliyor.

Bol bol siyonistlerin planlarından, Amerika`dan söz ediyor; ama sonra ağzından kaçırıyor.

'Suriye`deki tek muhalefet radikal islamcılardır' diyor.

Laik gazetecilere bir mesaj veriyor bu arada. Türkiye`deki hükümete bu noktadan yüklenin, demeye getiriyor.

Amerika`ya da 'Biz olmazsak senin için daha kötü olacak' demek istiyor.

'Biz olmazsak' diye başlayan diğer tehditleri hatırlıyorum.

Birbirine düşman gibi görünenlerin ne çok ortak yönü varmış.