“Ve mekeru mekran kübbara.”

“Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular.” (Nuh 22)

Ebu Hureyre(ra)’tan nakledilen bir Hadis-i Şerif’te Resulullah(sav) şöyle buyuruyor: “Salih ameller için acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda kişi, mümin olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mümin olarak geceler, kâfir olarak sabahlar. Dinini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, İmân 186)

Sivas’lı şair merhum Ruhsatî (ö. 1911) şiirinde taşlama üslubuyla, benzer ahvali güzel özetler. Şiir sade ve latif olduğu için müsaadenizle hepsini aktaralım:

Bir vakte erdi ki bizim günümüz,
Yiğit belli değil, mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor,
Devâ belli değil, dert belli değil.

Fark eyledik ahir vaktin yettiğin,
Merhamet çekilip göğe gittiğin,
Gücü yeten soyar gücü yettiğin,
Papak belli değil, börk belli değil.

Adalet kalmadı, hep zulüm doldu,
Geçti şu baharın gülleri soldu,
Dünyanın gidişi acayip oldu,
Koyun belli değil, kurt belli değil.

Başım ayık değil kederden yastan,
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan,
Harâba yüz tuttu bezm-i gülistan,
Yayla belli değil, yurt belli değil.

Çark bozulmuş, dünya ıslah olmuyor,
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor,
Âşık Ruhsatî dediğin bilmiyor,
Yazı belli değil, hat belli değil…

(Papak: deri ve keçeden yapılan başlık. Börk: deri ve kürk karışımı başlık)

Aslında insanın karışamadığı evrende ateistlerin iddia ettiklerinin aksine bir kaos, karmaşa ve belirsizlik yoktur.

Üstad, hayalen çıktığı uzayda her yıldızın, asteroidin ve gezegenin farklı yönlerde korkunç hızlarda hareket ettiğini görünce tam bunların birbirine çarpmasından dehşete kapılacakken “Allah göklerin ve yerin nurudur” (Nur 35) hakikatinin imdadına yetiştiğini ve tarifsiz kaygılardan kurtulduğunu söyler.

Fakat, yaratıcısına isyan etmiş beşerin ürettiği problemlerin haddi hesabı yoktur.

Mesela Trump’ın şu anda sergilediği tavrı aşırı saçma ve kural dışı bulanlar, ABD’nin önceki sicilini ne kadar temize çıkarabilirler?

Kendisi de Amerika New Jersey doğumlu olan tarih profu David E. Stannard, sadece 1490 ile 1890 arasını anlattığı “Amerika’nın Soykırım Tarihi” eserinde Kuzey ve Güney Amerika’nın yerli halklarından yüz milyondan fazlasının nasıl toplu katliamlara tabi tutulduğunu anlatır.

Peki sonraki 150 yıl..

Her yıla 1 milyon kişi denk geliyor dense azdır. Dolaylı soykırımları ise milyarı geçmiştir.

Bir de tarihi, ekonomik, siyasi, kültürel ve coğrafi yıkımları var. Kurdukları devasa sömürü düzenleri, yağmaladıkları kıtalar, talan ettikleri medeniyetler, altüst ettikleri şehirler, yaydıkları zehirli fikirler, zararlı alışkanlıklar, azgınlıklar, fitneler ve fesatlar, dibi görünmeyen husumetler, düşmanlıklar var.

Sonra her ülkenin, her yörenin ve her ferdin başına ördükleri çoraplar:

Mesela bu ülkeye musallat ettikleri ve gündemden hiç düşmeyen atıştırmalık sorunlar:

“Her şeye yüzde elli yüzde yüz zam gelirken yüzde 12’lik artışla emekliye dar edilen hayatlar.”

“Ömür boyu nafaka, artan boşanmalar, hızla dağılan yuvalar, azalan doğumlar.”

“12 yıl mecburi eğitimle çöpe atılan hayatlar, kariyer hedefiyle unutturulan değerler, sabiteler.”

“Yalan tarih anlatısına kurban edilen şiarlar, görkemli hatıralar.”

“En temel insani hakları pazarlık konusu yapılan unsurlar, ırkçı dayatmalar.”

“Ahlaki yozlaşmalar, dinin kutsallarına yönelik hakaretler ve buna karşı duyarsızlıklar.”

“Sokak köpeklerinin parçaladığı çocuklar ve itperestlere arka çıkan kabadayılar.”

Mevcut ABD-Siyon imparatorluğu dağılırsa her şey çözülür mü?

Herhalde çözülmez. Çünkü şeytana itibar eden nefsi emmare tezkiye ve terbiye edilmeden deccalin biri gider biri gelir.

Ama bir küresel haydutun gitmesi de az bir şey değildir.

O yüzden çıldırıp sağa sola çatarken erken dağılma sinyalleri veren bir ABD yönetimi izlemek de hoştur lo..