Ülkemizin gündemi ve dünya gündemi çok hızlı değişiyor. Önemli konular dahi bu hız arasında medyada ve zihinlerde maalesef bazen yer bulamıyor. Diyarbakır’da özel bir hastanede takipleri esnasında ikili tarama testini kabul etmediği iddia edilen bir gebe kadın, çocuğu down sendromlu doğunca hekimi mahkemeye vermiş. Mahkemede kadın doğum hekimine 77 milyon tazminata karar vermiş. Hem de iddia o ki tazminat saati gece 3’te, İcra kararı ise sistemlerin açıldığı sabah 09.00’dan 20 dakika hemen sonra. Tuhaf olduğu kadar düşündürücü! İddia bu son kısımları doğru ise Hâkim Bey’i çalışkanlığı için tebrik ederiz. Gece 3’lere kadar çalışmış.

Down sendromu için yapılan ikili tarama testi sadece bir tarama testidir. Yüzde yüz doğru bilgi vermez. Test negatif gelir ama çocuk down sendromlu olabilir. Test pozitif gelir çocuk normal gelebilir. Sonuçta bir tarama testidir. Risk sınıflaması yapar. Kesin yüzde yüz tanı koyma becerisi yoktur. Bu tarama testinin amacı down sendromu riski yüksek bebekleri aileye bildirerek aile bebeği istemez ise çocuk ailenin izni ile öldürülmesidir. Çocuk kürtai ile aldırılır. Kanınız dondu değil mi? İkili testi kabul etmediği iddia edilen anne çocuk down sendromlu olunca doktoru şikâyet ediyor ve hekim sen neden down sendromu testlerini zorla yaptırmadın, neden çocuğu zorla öldürmedin, neden polis zoru ile anneyi kürtaja almadın diye hâkim, hekime 77 milyonluk ceza yazıyor. Anlaşılan hâkim, Türkiye ekonomisine hâkim değil. Hiç hayatınızda 77 milyon tazminat veren bir avukat, mühendis veya hâkim duydunuz mu?

Bu derece normal hayatın akışına uygun olmayan 77 milyon TL gibi tazminatlar bir takım hasta ve yakınlarını ve bazı mesleklerin buradan kolay para kazanma aracı olarak görmesine yol açacaktır. Adalet sistemi ile sağlık sisteminin devamlı karşı karşıya gelmesine neden olacaktır. Hastaları bir sorun olmasa bile belki bir eksiklik buluruz düşüncesi ile doktoru şikayet etmeye teşvik eden kolay para kazanmak isteyen bir meslek kitlesi türemesine neden olacaktır.

Down sendromlu bebek öldürülemez, bu bir cinayettir.

Down sendromlu bebeği almadı diye bir hekim yargılanamaz.

Down sendromlu bebeğin de yaşamaya hakkı vardır.

Hasta istemediği bir işlem için hekim onamı almak zorunda değildir. Onam hekimin hastaya uyguladığı cerrahi işlemler için alınır. Hastanın istemediği ve yapılmayan işlemler için onam alınması gerekirse epikrize bir cümle ile not edilir. Hekim hastanın her sözü için noter imzalı tutanak tutarsa hekimlik yapamaz. Bunu beklemek zır cahillik değil düpedüz art niyetliliktir.

Doktorlara ve özellikle cerrahlara operasyon çekerseniz bedelini savaşta, depremde, tüm afetlerde hep beraber öderiz. Cerrahların ameliyat yapmaması, yeni cerrahların yetişmemesi, cerrahların hastadan kaçacak haleti ruhiyeye büründürülmesi milli güvenlik sorunudur.

Ülkemizin sağlık sitemini modern ülkelerin ilerisine taşıyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın konudan haberdar olmasını ve hassasiyet ile yaklaşmasını tüm hasta ve hekimler adına istirham ediyorum. Kadın doğum doktoru azalıyor, bebeklerimizi kim doğurtacak? Kalp damar ameliyatı yapan kalp damar cerrah sayısı ülkede kaçtır haberi olan var mı? Kalın bağırsak kanseri olduk, güzel bir ameliyat ile 15 yıl daha yaşayacağız ama ameliyatı yapacak cerrah bulamayacağız. On yıl sonra beyin kanaması geçiren hastayı acil ameliyat edecek beyin cerrahı bulamayacağız. Unutmayın! 10 yıl çabuk geçer.

KONU ÇOK MUHİM VE CİDDİ! İLGİLİ VE YETKİLİLERE DUYURULUR.