Şehirlerin merkezi camileri ibadetle birlikte stratejik öneme sahiptirler. Şehirlerin en kalabalık meydanında yer alan bu camilerimiz İslam davetinin sembolleridir, namazın haricinde çok daha fazla görev ifa ederler. Aslında Medine’deki Mescid-i Nebevi’yi temsil ederler, onun bir şubesidirler. Bütün camiler böyle olmasına rağmen merkezdeki o büyük camiler çok başkadır.

Her şeyden önce bir İslam şehri kurulurken önce bu cami kurulur, daha sonra medresesi, hamamı ve her şey onun etrafında yer alır. Şehrin kalbi o camidir.

Özellikle namaz sonrası dışarı taşan Müslümanlar o şehre ayrı bir hava katarlar, namaz kılmayanlar veya cemaati kaçıranlar üzerinde büyük etki bırakırlar.

Eğer farkına varmışsanız corona mı dersiniz kovid mi dersiniz en büyük darbeyi camilerimize vurmuştu. Camilerin cemaati bu salgınla birlikte tarihin en düşük seviyesine inmişti.

Salgın tamamen geçeli üç dört yıl olduğu halde cemaatle namaz kılanların tedirginliği henüz geçmemiş olmalı ki bir türlü eski seviyesini bulamadı. Daha hâlâ saflardaki seyreklik devam ediyor, “safları sıklaştırın” diye ısrar edemiyoruz.

Fakat elhamdülillah bu ramazan dikkatimizi çekecek düzeyde bir artış görüyoruz.

Söylediğimiz gibi şehirlerin, ilçelerin meydanlarında yer alan büyük camiler zannettiğimizden büyük bir misyona sahiptir.

Ramazanda namaz kılanların sayısını artırmak birinci hedefimiz olması gerektiği gibi birkaç dakikamızı vererek namazlarımızı bu merkezi camilerimizde kılmak, namaz harici buluşmalarımızda da oraları tercih etmek önemlidir.

Bunun adı; camiyi hayatın merkezine almak demektir, bir anlamda Allah ile komşu olmak demektir.

Rabbim ibadetlerin en verimli olanını yapmayı nasip eylesin!