Daha önce dile getirdiğim bir espri vardı; Batı illerinden bir müftü Diyarbakır’ı ziyaret ediyor, Cuma vakti sohbet yapması için kendisine bir cami veriliyor, cübbesini ve sarığını giyinen müftü caminin imamına “Hoca efendi, hangi konuda konuşayım?” diye sorunca imam sakin bir ses tonuyla; “Müftü efendi, İslam kardeşliği hakkında konuşmayın da ne konuşursanız konuşun!” diyor. Zannedersem meseleyi anlamışsınızdır.
Farkındaysanız kürsülerden, minberlerden, ekranlardan çokça duyduğunuz bir ayet var, “sıkıca tutunun” diye bize uzatılan bir ip var; Allah’ın ipi.
“Va’tasımû bihablillahi cemî’an velâ teferrakû – hepiniz toptan Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp bölünmeyin!”(Âl-i İmran 103)
Zannedersem en çok dinlediğimiz ve aşina olduğumuz ayet-i kerime bu olsa gerek. Hem sadece Türkiye’de değil bütün İslam âleminde böyle.
Şimdi tutunmamız gereken bu ip; Kur’an mıdır, İslam mıdır, Peygamber Aleyhisselam mıdır diye uzun uzun izahını, tefsirini yapmayacağım.
Bundan daha önemlisini söyleyeceğim; Birincisi bu âyeti okuyanın hangi niyetle okuduğu, nereye çağırdığı, nasıl bir hedef gösterdiğidir, toplanma noktasının neresi olduğudur.
Sonra “hepiniz” derken kimleri içine aldığı, bu çağrıyı yapanın gözünün önüne kimleri getirdiğidir.
İkincisi de anlayanın nasıl anladığı, hem Allah’ın ipinin mahiyeti hem de “bölünüp parçalanmayın” uyarısındaki sınırların ne olduğudur.
Bu konuyu niçin irdeliyoruz? Çünkü etkisini göremediğimiz için, hatta bazı durumlarda tam aksine ayrıştırdığına kanaat getirdiğimiz için üzerinde duruyoruz.
Eğer siz “hepiniz topluca Allah’ın ipine sarılın” diye insanları çağırdığınız yer bir kavmin, bir ırkın, bir kralın, bir ulusun bayrağının altı ise öncelikle orası Allah’ın ipi değildir, ümmetin toplandığı yer değildir.
Hatta böyle bir durumda bu çağrı bir bölünme çağrısı, ümmetten ayrılma çağrısı olmaktadır, yanlış mı düşünüyoruz?
Çoktan beri bu ayetler ışığında vahdet konusunun işlendiği Türkiye’de İslami camialar arasında vahdetin bir türlü sağlanamaması, ülke sınırlarını aşamamasının sebeplerini burada aramamız gerekmez mi?
Selam ve dua ile!