Önce şunu hiç bir zaman unutmayalım; Bu savaşta İran İslam Cumhuriyeti hiç bir durumda mağlup olmayacaktır, mağlup sayılmayacaktır!
İster kaybettiklerinin yanı sıra geride kalan sivil veya asker üst düzey insanlarının tamamını suikastlarla kaybetse de,
Ülkedeki siyasi ve askeri merkezler, yönetim binaları yerle bir edilse de,
Başta uranyum olmak üzere füze üretim tesisleri imha edilse de,
Ve bu arada Hürmüz boğazı gibi bir takım stratejik noktalar işgal edilse de,
İran İslam Cumhuriyeti asla mağlup olmayacaktır, insanlık âlemi her hâlukârda İran’ı galip ve muzaffer ilan edecektir ve bu şeref doğrudan İranlı Müslümanlara ait olacaktır.
Daha da önemlisi, bu savaş nasıl neticelenirse neticelensin Trump ve Netanyahu asla galip olamayacaktır.
Öncelikle insanlık âlemi bu iki iblisi en kısa zamanda alaşağı edecek, bu akıbetten asla kurtulamayacaklar.
Kaldı ki İran için varsaydığımız bu kötü durumların hiç birisi gerçekleşmeden bu kâfir soykırımcılar büyük ihtimalle körfezin bataklığına gömüleceklerdir, ayakları şu anda bu bataklığa gömülmeye başlamıştır bile.
Trump ve Netanyahu ile birlikte körfezdeki piyon krallar da aynı zilletten paylarına düşeni alacaklardır.
Bir gün Amerika ve Siyonistlerin kanlı tırnakları kırılıp mübarek coğrafyamızdan sökülüp atıldığında uşak krallar iyot gibi ortada kalacaklardır.
Gelelim Türkiye’ye, körfezdeki kralların utançtan başlarını kaldıramayacağı bir günde Türkiye tez zamanda kendisine bugünkünden çok daha şerefli bir yer seçmelidir.
Devlet bir yana, Türkiyeli Müslümanlar olarak yarın çok geç olmadan meydanlara inerek Soykırımcı Siyonistleri ve Çocuk katili ve ırz düşmanı ABD’yi şiddetli protestolar başlamalı, İranlı kardeşlerinin yanında olduğunu haykırmalıdır.
Rabbimizden Müslümanları güzel günlere ulaştırması dileğiyle!