Rahmet ve mağfiret ayında ne konuştuk, ne yaptık?
Cesaretimiz varsa bakalım.
Kaç kez hesaba çektik kendimizi, kaç kez kınadık nefsimizi?
Kaç kez ölümü düşündük?
Ölümler coğrafyamızın en çok terennüm edilen kelimesi iken…
Ölümlerimiz zalimlerce sadece rakamlarla ifade edilirken…
Kaç kez düşündük ölümü?
Siyaset konuşmayalım bugün diyoruz; ama…
Ateş çemberindeki coğrafyamızdan, yanı başımızda alevlenen savaştan, açlıktan ölen çocuklardan söz etmezsek olur mu?
Coğrafyamızı kuşatan diktatörlerden, inancımıza saldıran zalimlerden, şeytandan görevi devralmış olan uluslar arası sistemin hocalarından söz etmezsek olur mu?
Kur`an ayından, af ve mağfiret ayından söz ederken bunlardan da söz edeceğiz mecburen.
Evet hepsini biliyor Rabbimiz; ama biz yine de hatırlatıyoruz kendimize, unutkan insan hafızasına.
'Yaratan bilmez mi?' (Mülk:14)
Elbette bilir.
'Size bir iyilik dokunduğunda tasalanan, bir kötülük isabet ettiğinde sevinenlerin` kalplerindeki kini de bilir, yüreği ümmet için çarpan iman kahramanlarını da bilir Rabbimiz.
Açlıktan ölen çocukları elbette bilir Rabbimiz; ama o coğrafyayı yağmalayan zalimleri de bilir.
Evet, Ramazan ayının yarısını geçtik.
İftarlarla, sahurlarla, uzun günlerle, sıcaklarla geçirdik.
Tevekkül edip Ramazan sofrasına daldığımızda şeytanın vesvesesinin boş olduğuna bir kez daha şahit olduk ve takat veren Rabbimize şükrettik.
Yusufları, hüzünleri, kıyamları, direniş ve dirilişleri andık.
'Kaç Ramazan daha?' diye inleyen içimizdeki sese zaman zindanından çıkıp arınmanın önemini anlattık.
Kaç Ramazan daha, evet!
Rabbim bilir ancak.
'Yaratan bilmez mi?' mazlum yüreklerin içindeki kıpırtıyı.
Elbette bilir!
Elbette bilir Rabbimiz.
Siyaset konuşmayalım diyoruz bugün ama… İftar sofralarında veriliyor siyasi mesajlar.
Öfkeler kabarıyor, yumruklar sıkılıyor.
Oruçla kendinizi kontrol altına alın mesajını veriyor Rabbimiz.
Şehvetlerden uzaklaşıp kendinizi ve evreni anlamaya çalışın!
Ama biz ne yapıyoruz?
Dünyanın merkezine kendimizi koyuyor ve 'Evren beni anlasın' diyoruz.
'Esas benim, benim dışımdaki her şey ise ayrıntıdır' diyoruz.
Böylece geçiyor Ramazanlar.
Ne biz Ramazanı anlıyoruz ne Ramazan bizi. Yabancı gibi bakıyoruz birbirimize.
Sonra haddi aşıyor, Ramazanı kendimize benzetme gayretine girişiyoruz.
Eğlence diyoruz, şenlik diyoruz.
Gösterişten, cakadan ve bilumum egoist dürtünün boyalarından sürüyoruz Ramazana.
Ramazanın ruhu çekilip gidiyor aramızdan. Şekil kalıyor elimizde ve o soğuk şekil etrafında dönüyoruz.
Ramazanlar başladığı gibi bitiyor.
Bir şeyler eklemiyor üstümüze çünkü tanımıyoruz Ramazanı.
Ruhunu alıp giden bir şekil etrafında dönüyoruz çünkü.
O yüzden Ramazanın gidişi üzmüyor bizi.
Bir dahaki Ramazanı özlemle beklemiyoruz o yüzden.
Ramazanı bir dostu karşılar gibi karşılayanlara selam olsun!
Bir dahaki Ramazanı özlemle bekleyenlere selam olsun!