Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan evlerimize misafir geldi. Hoş geldin Ramazan.
Kapılarının sonuna kadar açıldığı, gönüllerin yumuşadığı, duaların semaya yükseldiği mübarek bir zaman dilimidir Ramazan. Bu ay; sabrın, şükrün, paylaşmanın ve arınmanın ayıdır. Ramazan’ımız hayırlara vesile olsun, hanelerimize huzur, kalplerimize iman, sofralarımıza bereket getirsin.
Resulullah ( s.a.v )buyurdu ki
(Ramazan) öyle bir aydır ki; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise ateşten kurtuluştur.”

On bir ay boyunca sınır koymadan midemizi fazladan yorduk. Bu sebepten dolayı ortaya çıkan birçok rahatsızlık için Ramazan adeta bir şifa vesilesidir. Ancak Ramazan yalnızca bedeni dinlendiren bir perhiz ayı değildir. O, aynı zamanda ruhumuzu arındıran, kalbimizi incelten, irademizi güçlendiren bir terbiyedir.
Oruç, insana sabrı öğretir. Açlıkla geçen saatler, nimetlerin kıymetini yeniden fark ettirir. Bir yudum suyun, bir lokma ekmeğin ne büyük nimet olduğunu idrak eden insan; şükretmeyi, kanaat etmeyi ve paylaşmayı öğrenir. Bu yönüyle Ramazan, birey açısından güçlü bir irade eğitimidir. Nefsini terbiye eden insan, hayatın diğer alanlarında da ölçülü ve dengeli davranmayı başarır.
Ramazan aile için de bir eğitim ayıdır. Aynı sofrada buluşmanın, birlikte iftar açmanın, birlikte dua etmenin verdiği huzur; aile bağlarını kuvvetlendirir. Günlük hayatın koşuşturması içinde ihmal edilen sohbetler, bu ayda yeniden canlanır. Sofralar sadece yemek yenilen yerler olmaktan çıkar; sevginin, paylaşmanın ve muhabbetin mekânı hâline gelir.
Toplum açısından bakıldığında ise Ramazan, dayanışma ve yardımlaşma ayıdır. Zekâtlar, fitreler, sadakalar ihtiyaç sahiplerine ulaşır; gönüller arasında köprüler kurulur. Varlıklı olanla dar gelirli olan aynı açlığı hisseder, aynı sabrı yaşar. Bu ortak tecrübe, toplumsal empatiyi artırır, kardeşlik duygularını pekiştirir.
Öte yandan Ramazan, israfın ve lüzumsuz harcamaların önlenmesi için de büyük bir fırsattır. Ölçülü tüketim, bilinçli alışveriş ve sade bir yaşam anlayışı bu ayda daha görünür hâle gelir. Ne var ki, Ramazan’ı sadece gösterişli sofralarla ve aşırı tüketimle geçirmek, onun ruhuna aykırıdır. Asıl olan; sadeleşmek, arınmak ve fazlalıklardan kurtulmaktır.
Ramazan; sadece aç kalmak değil, kötü sözden uzak durmak, kırıcı olmamak, kalp incitmemektir. Dilimizi, gözümüzü, gönlümüzü de oruca alabilmektir. Çünkü gerçek oruç, insanı daha merhametli, daha adil, daha duyarlı bir hâle getiren oruçtur.
Dileğimiz odur ki Ramazan, hayatımızda kalıcı güzelliklere vesile olsun. Bu ayda kazandığımız sabır, ölçü, merhamet ve paylaşma bilinci yalnızca bir aya mahsus kalmasın; yılın tamamına yayılsın. Ramazan’ı hakkıyla değerlendirebilenler için bu ay, bir takvim diliminden ibaret değil; bir diriliş ve yenilenme mevsimidir. Bu vesileyle bu Ramazan ayında sosyal medyadan uzak durmak, vaktimizi Kur’an okuyarak, ibaret ve tefekkür ile geçirmeye çalışalım.
Ramazan’ımız mübarek, gönüllerimiz huzurlu olsun. Allah’a emanet olunuz.