Bismihi Teâlâ
Okul servisleri evlere şenlik…
Sanırım aileler için adeta bir sabır imtihanı.
Her adımda değişen, cep yakan fiyatlar…
Tam anlamıyla “keyfilik”e dönmüş durumda.
Kontak çevirmeden alınan ücretler…
“Oturduk yerden para kazanmak”
deyiminin adeta ete kemiğe bürünmüş hâli.
Üstelik bir de üstüne tavırları ve tafralar cabası…
Veliler soruyor:
“Bunun bir ölçüsü, bir normu yok mu?”
Okul Servis Araçları Yönetmeliği işliyor mu?
Kolluk kuvvetleri,
okul idaresi,
belediyelerde ulaşım kurumu denetliyor mu?
Servisler, yarıyıl tatilinde çalışmadığı hâlde ücret alıyor.
Resmî tatillerde direksiyon başına geçmeden alıyor.
Kar, buz, sel… Teker dönmeden alıyor.
Dönem sonunda getirmediği günlerin ücretini de alıyor.
Galiba tüm bunlar hava parası…
Peki, bu hangi vicdana sığar?
Elbette herkesin emeği değerlidir.
Direksiyon başında geçirilen saat,
trafikte çekilen çile az buz değildir.
Ancak emek olmadan yemek olmaz.
“Hak alın teriyledir” dememiş mi atalarımız?
Bir işi hakkıyla yapmak sadece para kazanmak değildir.
Aynı zamanda adalet terazisini dengede tutmaktır.
Veliler ise kafası karışık bir vaziyette:
Ücret ödeyip hizmet alamayınca kime başvuracaklarını bilmiyorlar.
Kimse “kul hakkı” meselesine değinmiyor.
Servisçiler gerçekten haklıysa bu kadar şikâyet neden yükseliyor?
Yok eğer veliler haklıysa, o zaman bu derin sessizliğin sebebi ne?
Bu meseleye “balık baştan kokar” misali yaklaşmak gerekiyor.
Eğer sistemin başında denetim yoksa,
aşağıda keyfilik alır başını gider.
Her kafadan bir ses çıkarken,
mağdur olan yine orta yerde kalan veli oluyor.
Şimdi herkesin kendine sorması gereken bir soru var:
“Gerçekten hak ettiğimizi mi alıyoruz,
yoksa alıştığımızı mı sürdürüyoruz?”
Unutmayalım:
“Doğru işin ortağı çok olur.”
Doğrulukta birleşirsek,
belki bir gün okul servisleri de güvenin,
ölçünün ve hakkaniyetin sembolü olur.
Kalın sağlıcakla.