Günümüzde bireylerin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri, son dönemlerde hızla artan “toplumsal şiddet olayları”dır. Sosyal medya kullanımının hayatın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, Türkiye’nin neresinde olursa olsun yaşanan olaylardan herkes haberdar olabilmektedir. Ne yazık ki kimi zaman yaşanan olumsuz olaylar, başka olumsuz olayları tetiklemeye de aracılık etmektedir.
Toplum içinde artan şiddet olaylarının birçok sebebi mevcuttur. Ekonomik sorunlar, geçim sıkıntısı, toplumsal kutuplaşmalar, aile içindeki anlaşmazlıklar, çocukların yeteri kadar değerlerini tanımaması, sosyal medyada ve televizyon ekranlarında yayınlanan ahlaksızlıklar, gençlere rol model olarak sunulan kimi tanınmış şahsiyetlerin çarpık yaşamları ve toplum içinde artan maneviyatsızlık… Bunların her biri önemli bir sebep olarak önümüzde durmaktadır.
Yukarıda saydığımız sebeplerin her birinin çok önemli olduğunu kabul etmekle birlikte, kanaatimce manevi yaşamdan uzaklaşma bunların en başında gelmektedir. Evet, toplum olarak Müslümanız. Birileri birilerine “Müslüman mısınız?” diye sorduğunda genel anlamda verilen cevap “Elhamdülillah Müslümanız” şeklinde olmaktadır. Ancak Müslümanlık yalnızca söz ile yerine getirilen bir sorumluluk değildir. Müslümanlığın gereklilikleri yerine getirilmediğinde, ortaya ismi Müslüman ancak yaşamı Müslümana benzemeyen bir profil çıkmaktadır. Böyle olunca da toplumda İslam’ın kabul etmediği olumsuz gelişmeler yaşanmaktadır.
Örnekler önümüzde durmaktadır. Herhangi bir gün internet başına geçip kısa bir araştırma yaptığımızda, aynı gün içerisinde Türkiye’nin farklı illerinde yaşanmış cinayet, kavga, intihar, şiddet içerikli olaylar ve ailevi sorunlar gibi pek çok üzücü gelişmeyle karşılaşırız. Maalesef her geçen gün bu tür olaylarda artış yaşandığını görmekteyiz.
Peki, artan toplumsal şiddet olaylarına karşı neler yapılmalıdır? Bu olayların azalması için dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir? Giderek artan ve insanlık için büyük bir problem hâline gelen toplumsal şiddet olayları nasıl sona erer?
Elbette bu büyük soruna verilecek cevaplar kolay değildir. Bir soruna çözüm aranırken, öncelikle o sorunun sebeplerinin iyice tahlil edilmesi gerekir. Aksi hâlde kalıcı bir çözüm üretmek mümkün olmaz. Ancak maneviyatsızlık, aziz İslam’ı gereği gibi tanımama ve Müslümanca bir hayattan uzaklaşma problemi çözüldüğünde, toplum içindeki şiddet olayları ve huzursuzluklarda da ciddi anlamda azalmalar yaşanacağı kanaatindeyim.
Aziz İslam dini mensuplarına; iyiliği ve güzelliği yaymayı, yardımlaşma ve dayanışmayı artırmayı, akrabaya ve komşuya iyilikte bulunmayı, kötü sözden ve haramdan sakınmayı, güler yüzlü ve güzel sözlü olmayı, faize ve zinaya yaklaşmamayı, aile kurumuna sahip çıkmayı, İslami daveti hayatın merkezine almayı, hakkı ve adaleti ayakta tutmak için adil şahitler olmayı emreder. Bu emirleri gerçek anlamda yerine getiren bir kişi, başkasına zarar verebilir mi? İslami yaşamı hayatının merkezine alan bir insan, Allah’ın haram kıldığı bir cürmü işlemeyi göze alabilir mi?
Elbette hayır. O hâlde mevcut toplumsal şiddet olaylarının çözümü için, İslam’ı bilen ve onun kaidelerini samimiyetle hayatına yansıtan iman sahibi nesillerin yetişmesine ihtiyaç vardır. Toplumun hassasiyetlerinden haberdar olan, Allah’ın emir ve yasaklarına hakkıyla uyan gençlerin yetişmesi için tüm imkânlar seferber edilmelidir. Aileden başlayarak eğitim kurumlarına, medyadan sivil toplum kuruluşlarına kadar herkes bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmelidir.
Unutulmamalıdır ki insanı hem bireysel sıkıntılarından kurtaracak hem de topluma faydalı bir birey hâline getirecek yol, aziz İslam’ın belirlemiş olduğu ilahi yoldur. Bu yoldan uzaklaştıkça huzursuzluk artmakta, bu yola yaklaştıkça ise hem birey hem toplum selamete ermektedir.