Bismihi Teâlâ

Öyle bir klik,
öyle kökleşmiş bir anlayış var ki…
tepeden inmeci,

buyurgan,
değişime kapalı inadından ödün vermez.

Zaman değişir, aktörler değişir;
fakat zihniyet yerinde sayar.

Kendini bu memleketin yegâne kurucusu,
tek söz sahibi,
hatta efendisi addeder.
Yüksek özgüveni nereden gelir bilinmez;
rejimin sağladığı imkânlardan mı,
yoksa başka saiklerden mi…
Oraya girmeyeceğim.

Fakat yaklaşımı özetleyen cümle ibretliktir:
“Bu memlekete komünizm lazımsa,

onu da biz getiririz. Sizin ne işiniz var?”

Yani düşünmek de,

karar vermek de,
geleceği tayin etmek de
sadece belli bir zümrenin hakkıdır.
Halka düşen ise yerinde oturmak…

Bu, modern zamanların ağa-serf ilişkisinden başka nedir?
Çağlar değişse de feodalite kabuk değiştirerek yaşamaya devam ediyor.

Türkiye’de erdeme,
milli kültüre,
dini referanslara dair bir vurgu yapıldığında
kırmızıyı görmüş gibi öfkelenen,
adrenalini tavan yapan bir anlayış var.

Hiç mi sükûnete ermez?
Hiç mi özgüvenini korku tellallığıyla beslemekten vazgeçmez?

Sığınılan en güvenli liman ise tek bir kavram:
Laiklik…

Çoğu zaman bir pranga gibi işletiliyor.
“Abanın altında sopa” göstermek misali.
Değerler eğitimi üzerinde bir tehdit gibi sallanıyor.

Bu kavram üzerinden
milli ve manevi değerlere
hoyratça yükleniliyor.

Son olarak MEB’in “Maarifin Kalbinde Ramazan” başlığıyla okullara gönderdiği genelge…
Üzerinden günler geçmeden bir anda feryat figan yükseldi:
“Laiklik elden gidiyor, şeriat geliyor!”

Genelgede etkinliklerin aile ve okul inisiyatifine bırakıldığı açıkça ifade ediliyor.

Ancak eleştiriler sürüyor.

İtirazın dozu düşmedi.

Demek ki mesele metnin içeriği değil.

Asıl itiraz:
-BİR: Maarif eğitim modelindeki “erdem-değer-eylem” doktrinine.
-İKİ: Bütüncül eğitim anlayışına.
-ÜÇ: Okulun aynı zamanda bir “yaşam alanı” ve “toplum merkezi” olarak görülmesine.

Sahi,
kültürel aktarıma,
milli ve manevi değerlerimize bu denli mesafeli durmanın
topluma ne kazandırdığı söylenebilir?

Elbette cehl-i mürekkep ile mücadele etmek kolay değil.
Fakat asıl soru şu:
Kendi toplumunun değer kodlarıyla barışamayan bir anlayış,
ne kadar özgürlükçü olabilir?

Kalın sağlıcakla.