Acaba bir insan utancın ve zilletin hangi derecesine kadar tahammül edebilir? Veya her insan utanç ve zillete karşı aynı duyarlılığa mı sahiptir? Zilletin insanı intihara kadar götüren dereceleri olmalı ki toplumda bazen buna şahitlik ederiz. Gerek kendisinin gerek aile fertlerinden birisinin işlediği bir suçtan dolayı çaresiz kalarak canlarına kıyan insanlara rastladığımız olur.
Özellikle toplumda utanç ve zillet karşısında çoğunlukla erkeklik gururu kendisini gösterir.
Böyle durumlar karşısında intihar yoluyla değil de canlarını ortaya koyma yoluyla çıkış aranır. Müslümanlar, kafirler ve zalimler karşısında hiç tereddüt etmeden ve başka bir yol da aramadan canlarını ortaya koyarak gidişatı tersine döndürürler.
Bu noktada bir numaralı etken bayanlardır. Utanç ve zillet sahnelerinde Müslüman bayanlar ortaya çıkar ve erkeklerini can vermeye davet eder hatta mecbur eder. Tarihte eşlerini ve oğullarını cihada sevk eden, ölmeden eve dönmemelerini tembih eden hatta cepheden döndüklerinde köye sokmayacaklarını söyleyen bayanlar biliriz. Böyle bir durum erkeğe ölmekten başka bütün kapıları kapatır.
Mescid-i Aksa’nın günlerdir kapalı kalması karşısında Kadir gecesinde Fatih Camii’nin kadınlar bölümünden bir grup bayan yanlarında getirdikleri başörtülerini üzerine iliştirdikleri bu anlamdaki yazılarla erkeklerin üzerine atmışlar. Yine rivayete göre Selahaddin Eyyubi Diyarbakır Ulu Camii’nde Cuma hutbesi okurken minbere yaklaşan bir bayan başörtüsünü çıkarıp Selahaddin Eyyubi’nin önüne atmış, işte o andan itibaren Kudüs’ün fethine karar vermiştir.
Sizin de tüyleriniz diken diken olmuştur öyle değil mi? Müslüman erkeklerin hiç bu şekilde protesto edildiğini, utanç ve zillet damgası yediğini bilmiyorum. Aslında bu sadece Fatih camiindekiler değil İslam dünyasının bütün erkeklerinin üzerine atılmış başörtülerdir. Hem de tam bir nokta atışıdır.
Bu sadece Fatih Camii’ndeki erkeklerin üzerine atılmış değil, bu ümmetin bütün erkeklerinin üzerine atılmıştır, her bir Müslüman yukarıdan tepesine süzülerek böyle bir örtünün düştüğünü hissetmelidir.
Acaba uyanır mıyız, ar damarımız çatlamadan ayağa fırlayıp yola koyulur muyuz?
Bilmem ki bayramlarımız ne zaman bayram olacak,
Rabbimiz akıbetimizi hayreylesin ve bizi tez zamanda bu utanç ve zilletten kurtarıversin!