Ahlaklı olmak, herkese gereği gibi davranmaktır. İfrat ve tefrite düşmeden, hareket alanını doğru ölçüler içinde kullanabilmektir. Güzel ahlak ise dünyayı, cennet bahçelerinden bir bahçe kılma ameliyesidir. Burada “ahlaklı” olmakla “güzel ahlaklı” olmayı aynı sayacağız.
“Güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diye buyuran O Server’in “Emin” sıfatıyla anılması bir tesadüf değildir. O, güzel ahlakıyla ve ahlaklı davranmasıyla emniyet ve güvenin timsali olmuş; asırlar boyunca tüm müminlerin ve müminelerin gönlünde taht kurmuştur.
Eflatun, ahlak ile üçkâğıtçılığın, terazinin iki ayrı kefesinde yer aldığını söyler: Biri yükselirse diğeri iner, diyor. Ahlaklı davranma ölçüsünde ahlaksızlıktan uzaklaşılır; iyiliğe doğru meyil artar.
İyi ahlak da kötü ahlak da hayatın her alanı için geçerlidir. Savaşın da barışın da sanatın da ticaretin de bir ahlakı vardır. Ahlakın olduğu yerde sonuçların iyi ya da kötü olması kaçınılmazdır.
İyi ahlak insanı yüceltir; kötü ahlak ise düşürür, küçültür, perişan ve rezil eder. Lev Tolstoy’un dediği gibi: “Ahlak kurallarını çiğnemeyin; çünkü öcünü çabuk alır.”
Ahlak kurallarını çiğneyerek çalanların, içenlerin, eğlenenlerin, barışanların ve de savaşanların eninde sonunda karşılaştıkları akıbet, ahlakın acı sillesi olmuştur.
Güzel ahlaktan daha güzel bir dost yoktur. İyi dostlar edinmenin en kestirme yolu da iyi ahlakla mücehhez olmaktan geçer. Bernard Shaw’ın dediği gibi: “Ahlak duygumuz, ihtiraslarımızı kontrol eder.” Muhteris olmayanın da iyi seveni olur.
Ve unutulmamalıdır ki: İnsan, makamıyla değil; ahlakıyla hatırlanır. Örgütler de devletler de böyledir. Çünkü her organizasyonun kurumsal bir ahlakı ve işleyişi vardır; o yapı, güttüğü stratejiyle anılır. Nihayetinde ahlak ilkelerini hiçe sayanların yıkılması mukadderdir.
Bugün içte ve dışta yaşanan tüm olayları ve gelişmeleri bu doğrultuda ele alabilir; ahlaktan yoksun olanların düştüğü derekeyi bu açıdan değerlendirebilirsiniz.
Unutmayın: Ancak ve ancak ahlaklı seyir yüceltir!