Haydut devlet ABD ve terör rejiminin Ramazan ayında İran İslam Cumhuriyeti’ne saldıracağı bekleniyordu. Zaten uzun süredir saldırı planı ve tehditler gündemdeydi ve cumartesi günü sabah saatlerinde terör rejimi ve haydut ABD, İran’a yönelik ağır bir saldırı başlattılar.
İran’a saldırıda geçen yıl haziran ayında “12 gün savaşı” olarak bilinen savaş benzeri bir senaryo yaşandı. Geçen yıl İran ile ABD arasında dolaylı müzakereler devam ederken İran’a saldırı başladı. Bugün de aynı şekilde önce Umman’da ardından Cenevre’de müzakereler devam etti. Son olarak Viyana’da ABD ve İran teknik komiteleri arasında yapılması planlanan toplantılardan 48 saat önce ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun 2–3 Mart tarihlerinde İran dosyasını görüşmek üzere siyonist rejime gerçekleştireceği ziyaret öncesinde, ABD ve siyonist rejim İran’a saldırı başlattı.
ABD ve siyonist terör rejimi insanlık tarihi boyunca elde edilen savaş hukuku ve müzakereler gibi bütün insani kazanımları ve insani teamülleri çiğnediler ve insani hiçbir vasıf ve ilke ile ilgilerinin olmadığını ispatladılar.
ABD ve terör rejimi İran’da İslam rejimini çökertmek ve kendi kontrolünde bir yönetim oluşturmak amacıyla başlattığı saldırılarda İran İslam Cumhuriyeti Rehberi Seyyid Ali Hamanei ve birçok üst düzey devlet yetkilisi ve komutanı şehid etti. Uzun süredir zaten Hamanei’nin hedef olduğu ve vurulacağı tehditleri açıktan yapılıyordu. Buna rağmen “neden korunamadı?” sorusu akla gelebilir. İranlı yetkililer, Hamanei’nin sığınak teklifini zillet olarak görüp kabul etmediğini ve kendi çalışma ofisinde kalmaya devam edeceğini söylediğini açıkladılar. Hamanei, halkla aynı şartlarda kalacağını belirterek şehadeti tercih etti.
Peki, şehadeti tercih eden Hamanei’nin durumu bu iken, aylardır İran ve Hamanei için TV kanallarında yapılan maksatlı yorumlara ne diyeceğiz? Yorumları yapanlar utanır mı acaba? Yok efendim, “Hamanei sığınağa gizlendi”, yok “Rusya’ya kaçtı, kaçıyor” şeklinde yapılan yorumların aslında dezenformasyon ve algı maksatlı olduğu ortaya çıktı.
Emperyalist ABD ve siyonist terör rejimi, HAMAS ve Hizbullah’a karşı yaptıkları stratejiyi İran’da da uygulamak istediler. Liderleri şehid ederek İran devletinin çökeceğini ve içeride fırsat kollayan sözde muhalif özde ajan-provokatör kesimlerin isyan ederek İslam rejimini değiştireceklerini hesap ettiler, ediyorlar. Bunun için dini lider Hamanei başta olmak üzere lider kadroyu ortadan kaldırmaya yöneldiler ama yanıldıklarını görecekler. Liderleri şehid ederek cihad ve direniş ruhunu bitiremezsiniz. Şehadetle bu dava bitmez. Tarihte nice önderlerimiz şehadet şerbetini içti yine de bu İslam davasının nuru sönmedi, sönmeyecektir. Şehit Fethi Şikaki’nin dediği gibi: “Liderleri şehid olmuş hiçbir hareket yenilmez.”
Evet, inancı ve davası değerli olanlar en değerlilerini bu davaya feda ederler. Feda olanların kanının bereketi ile Hak davası çökmez aksine daha da güçlenir. Bu nur hiçbir şekilde sönmedi, sönmeyecektir. Yeni gelen kadrolar Allah’ın izni ve yardımıyla daha güçlü bir şekilde bu davaya sahip çıkacaklar ve zafere ulaşacaklardır. Tarihte hep böyle oldu bundan sonra da böyle olacaktır.
Saldırıya hazırlıklı olan İran yönetimi zaten her ihtimale karşı planlar yapmıştı ve hemen bu planlarını devreye koydu. Daha önce ilan ettiği gibi kendi topraklarını ABD ve terör rejimine kullandıran ülkelerin hedef olacağını söyledi ve o ülkelerdeki ABD üslerini ve terör rejimini hedef aldı. Şimdi Körfez ülkeleri İran’a tepki gösteriyorlar. Sen hem kendi topraklarını düşmana kullandıracaksın hem de karşılık görünce ağlayacaksın. Yok öyle yağma. ABD ve israil terör örgütü (İTÖ)’ne uşaklık yaparsan sonucuna da katlanırsınız.
Haydut ABD ve terör rejimi, İran’ın bu kadar hazırlıklı ve ağır bir mukavemet göstereceğini ve halkın meydanlara çıkarak yönetime ölümüne destek vereceğini hesap edemediler. Devrim Muhafızlarının “Sadık Vaat 4” adını verdikleri operasyonda, İTÖ ve bölgedeki ABD üsleri ağır kayıplar aldı. Yakında aldıkları can yakıcı darbeler nedeniyle aracı ülkeleri devreye koyarak ateşkes talep ederlerse şaşırmayın.
Sonuç itibariyle: ABD ve İTÖ’nün sapkın “Arz-ı Mev’ud” planları başta olmak üzere siyon-emperyal planlarını uygulamak için hiçbir İslam ülkesinin ayakta kalmasını istemiyor ve bunun önünde engel gördüğü İran’ın ardından Türkiye’ye çeşitli bahanelerle saldıracaktır. Bunun için şimdi yapacağımız en iyi tavır, bütün mezhebi ve kavmi ihtilafları ve sorunları bir tarafa bırakarak, her imkanla İran İslam Cumhuriyeti’ne ve halkına destek olmaktır. Gün birlik olma günüdür. Gün ırki ve mezhebi ihtilafları ve geçmişi gündeme getirerek ayrıştırma günü değildir. Vesselam…