Dünyayı kirleten, tabiata ihanet eden, insana kıyan bir yaratık.
Sadece Kızılderilileri değil, siyahileri, çekik gözlüleri; çıkarlarına ters geldiğinde sarı beniz veya beyazları dahi kıyımdan geçiren bir mahlukat.
Küçücük kız çocuklarının tepesine bomba yağdıracak kadar gezegenimizi berbat eden bir güruh.
Beyaz Adam’ın son temsilcisi ise Trump.
Birinci döneminde, ABD vatandaşının menfaatini düşündüğünü, onların Afganistan’da, Irak’ta veya dünyanın başka bir yerinde ölmemesi gerektiğini söylüyordu.
Belki de Amerikalılar, bu tür söylemleri nedeniyle kendisine ikinci bir şans verdiler. Çünkü bol yıldızlı bayraklarına sarılı tabut görmek istemiyorlardı.
O da Amerikalıların kendi sınırları içinde sakince yaşayabilmesi için göçmenleri dahi ülkelerine geri göndererek bir nevi nüfusunu arındırmaya çalışıyordu.
Joe Biden’dan sonra tekrar Cumhuriyetçi Trump’ın seçimleri kazanması, yukarıdaki argümanlara ABD’lilerin onay verdiği anlamına da geliyor.
Ama gelin görün ki “Beyaz Adam” çark etti. Koca dünyayı bir tarafa bırakıp, ülkesini israilin söylemlerine angaje etti.
Epstein isimli şahsın Yahudi olması ve teşkilatlı bir iğrençlikler şebekesi kurması, birçok siyasetçi, ünlü, bu arada Trump’ın da bu iğrençlikler organizesinde bulunması ve bu suç şebekesinin israilin amaçlarına hizmet eden bir casusluk merkezi olması gibi hakikatler, Trump’ın israile böyle koşulsuz teslim olmasında etkin olmuştur.
Trump, Epstein’in yakın arkadaşlarından biri idi. Epstein için; “Onunla birlikte vakit geçirmek çok eğlenceli. Benim gibi, güzel kadınları sevdiği ve bunların çoğunun genç olduğu da söyleniyor.” diyecek kadar bu çirkefliğin içine batmıştı.
Bunun etkisiyle midir bilinmez ama ikinci Trump döneminin birincisi ile büyük farklılıkları var.
Örneğin; Dünyanın gözü önünde bir devletin liderini yatağından kaldırıp eşiyle birlikte kaçıran bir ülke haline geldi ABD. Yani haydutça bir zihniyete büründü.
Bu dönemi herhalde tarih şu şekilde kayda alacak: “ABD, küçücük bir siyonist topluluğun peşine takılarak, sonu gelmez maceralara atıldı. Netanyahu için büyük bir askeri yığınağı Ortadoğu’ya taşıdı ve sonu 3. Dünya savaşı olabilecek bir harbe girdi.”
Öyle ki 3 Kasım 2026’da yapılacak ara seçimlerde siyasi geleceğini riske attı. Çünkü İran’a karşı başlatılan savaşta başarısızlık demek, son Beyaz Adam’ın bohçasını toplaması anlamına gelmektedir.
İran, ABD için bir bataklığa dönüşürse, Trump 3 Kasım’daki seçimleri kaybeder ve birçok yorumcuya göre kendisi hakkında azil süreci başlatılır. Tabi böyle bir olasılık gerçekleşirse Netanyahu da iktidarını kaybeder. Bu durum israil ve ABD’nin argo tabirle karizmalarının çizilmesi ve belki de zirveden aşağıya doğru yuvarlanmalarının başlangıcı olacaktır.
Kendi kanaatimi söyleyeyim: ABD’nin yakın zamanda yıkılacağı veya etkisiz bir devlete dönüşeceği tezleri hiç bu kadar reel olmamıştı.
ABD’lilerin son İran saldırısını desteklemediği kamuoyu yoklamalarında açık seçik görülüyor. Asker tabutlarının ABD’ye gelmesi halkta iyice bir Trump karşıtı düşüncenin gelişmesine neden olacaktır.
Böyle bir durumda, israilliler yeni bir Epstein bulmak, yeni şantajlar hazırlamak durumunda kalacaklardır.