Tarih, bazen bir geceye asırların muhasebesini sığdırır.

15 Temmuz da böyle bir gecedir.

O gece yalnızca bir darbe girişimi püskürtülmedi; aynı zamanda ümmetin hafızasına şu hakikat yeniden kazındı: Allah'ın izniyle iman, en modern silahlardan daha büyük bir kuvvettir. Tankların önüne çıkan bedenler kadar, o bedenleri harekete geçiren iman da o gecenin en büyük şahidiydi. Salâların semaya yükseldiği, tekbirlerin meydanları kuşattığı o saatlerde insanlar, canlarını değil; Allah'ın emanetini koruma şuurunu omuzlamıştı.

Fakat Kur'an bize yalnızca görünen düşmanlara karşı değil, görünmeyen tehlikelere karşı da uyanık olmamızı emreder. Çünkü şeytanın en büyük başarısı, insanı savaş meydanında değil; hak ile batılın yer değiştirdiği zihin dünyasında mağlup etmektir.

Bugün tankların sesi duyulmuyor olabilir. Fakat kalpleri kuşatan başka sesler var.

Kur'an'ın sesini bastıran eğlenceler…

Hayâyı değersizleştiren ekranlar…

Aileyi zayıflatan ideolojiler…

Tüketimi ibadet gibi sunan modern hayat…

Ve kulluğu unutturup nefsi ilahlaştıran bir dünya tasavvuru…

İşte asıl işgal budur.

Çünkü bir şehrin surları yıkılmadan önce, o şehrin iman surları yıkılır.

Kur'an, Bedir'de müminlere zaferi sayı çokluğuyla değil, imanla verdi. Uhud'da ise müminlere, emre itaatten uzaklaşmanın ağır bedelini gösterdi. Demek ki zaferin anahtarı teknoloji değil; takva, ihlas ve istikamettir.

Bugün de değişen bir şey yoktur.

Bir ümmeti ayakta tutan şey, yalnızca güçlü ordular değildir. Onu ayakta tutan; secdede gözyaşı döken anneler, Kur'an ile büyüyen nesiller, haram karşısında titreyen vicdanlar ve hakkı söylemekten korkmayan müminlerdir.

Bugün çocuklarımızın elindeki telefon, bazen bir okuldan daha fazla eğitim vermektedir.

Fakat hangi eğitimi?

Sabır mı öğretiyor?

Takvayı mı büyütüyor?

İffeti mi koruyor?

Yoksa nefsi kutsayan, haramı sıradanlaştıran, dünyayı tek gaye hâline getiren bir hayat anlayışını mı fısıldıyor?

İşte her anne-babanın, her eğitimcinin ve her müminin kendisine sorması gereken soru budur.

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." (Tahrîm: 6)

Bu ayet, çocuklarımızı yalnızca açlıktan değil; inançsızlıktan, ahlaksızlıktan ve kimliksizleşmekten de korumakla yükümlü olduğumuzu hatırlatır.

İmam Gazâlî, "Kalp boş bırakılırsa hakikatle değil, hevâ ile dolar." der.

Bugün ekranlar, sosyal medya ve dijital kültür, boş bırakılan kalpleri ve zihinleri doldurmak için yarışıyor. Eğer biz evlerimizi Kur'an'ın nuru, zikrin huzuru ve ilmin bereketiyle inşa etmezsek, o boşluğu başkaları kendi fikirleriyle dolduracaktır.

Asıl tehlike de budur.

Çünkü toprağı işgal edilen milletler, mücadele ederek özgürlüklerini yeniden kazanabilirler. Fakat akidesi işgal edilen toplumlar, işgal altında olduklarını bile fark edemezler.

İşte bu yüzden Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), ümmeti için sadece dış düşmandan değil; kalpleri esir alan dünya sevgisinden de sakındırmıştır. Dünya sevgisi büyüdüğünde cihad ruhu zayıflar, takva geri çekilir, ümmet şuuru çözülür ve izzet yerini zillete bırakır.

Bugün yeniden bir dirilişe ihtiyacımız var.

Sloganlarla değil, secdelerle…

Öfkeyle değil, ihlasla…

Tepkilerle değil, takvayla…

Kuru hamasetle değil, Kur'an'ın inşa ettiği şahsiyetle…

Çünkü Allah'ın vaadi açıktır:

"Şüphesiz Allah, bir kavim kendilerinde olanı değiştirmedikçe onların durumunu değiştirmez." (Ra'd: 11)

15 Temmuz'u gerçekten anlamak istiyorsak, onu sadece tankların durdurulduğu bir gece olarak değil; imanımızı, akidemizi ve nesillerimizi koruma sorumluluğunu yeniden hatırlatan bir ikaz olarak okumalıyız.

Tanklar bir gecede durdurulur.

Fakat kalpleri ve zihinleri hedef alan işgal, sessiz ilerler.

Önce hayâ gider…

Sonra iffet…

Sonra merhamet…

Sonra ümmet şuuru…

Ve en sonunda insan, Rabbinden uzaklaştığını bile fark edemez.

Bugün bize düşen görev, yalnızca hudut nöbeti tutmak değildir. Kalbimizin kapısında, evimizin eşiğinde ve çocuklarımızın zihin dünyasında da nöbet tutmaktır.

Çünkü gerçek istiklal, yalnızca sınırların korunması değil; tevhidin, takvanın, iffetin ve Kur'an merkezli bir hayatın korunmasıdır.

Allah, kalplerini Kur'an ile dirilten, basiretini vahiy ile aydınlatan ve fitnelerin karanlığında istikametini kaybetmeyen kullarından eylesin. Âmin.

Vesselam...