• DOLAR 7.464
  • EURO 9.024
  • ALTIN 438.14
  • ...

Korona haberleri gençliğimizin Kıbrıs haberleri gibi olmuş. Oldukça sıkıcı bir hal almış. Önceleri günlük tabloyu heyecanla bekliyorduk. Ya şimdi? Konumuz hem korona hem korona değil, diyerek canınızı sıkmamak için böyle bir başlangıç yapalım.

Koronavirüsün insanlığa verdiği ders ve ibretler çoktur. Yaratılış olarak hem derslere hem de ibretlere karşı bir soğukluğumuz, bir alerjimiz olduğu için, koronavirüsün ve hayatın bize verdiği ders ve ibretleri alanlarımız da çok azdır.

Allah’u Teâla bazı kulları överken şöyle buyurur:  “Sözün tamamını dikkatle dinlerler, sonra sözün en güzeline tâbi olurlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerine hidâyet verdiği kimselerdir ve işte onlar, (gerçek) akıl sâhiplerinin ta kendileridir. (Zümer 18)… Bu ayete göre Allah’a yönelmiş kullara onları yoldan çıkarmak için her şey söylenecektir. Ama onlar söylenen her sözü dinler akıl süzgecinden-filtresinden geçirir, doğrusunu bulup ona uyarlar. Böylece övgüyü hak ederler.

Ders çıkarmak ibret almak da herkese nasip olmaz. Bunun için Allah’ın الذين...  diye buyurarak belirttiği akıllı kullar olmak gerekiyor.

Sözün tamamını dinleyip en güzeline uymak, korona hadisesinin tamamına bakıp dersler çıkarmak, çıkardığı derslerden ibret almak ancak akıl sahiplerinin işi…

Koronavirüsün verdiği derslerden bir tanesi de bir nefesin kıymetin bilmek…

Burada Kanuni Sultan Süleyman’ı hatırlamamak elde değil. Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi. Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”  yani halkın, milletin yanında en kıymetli olan şey devlettir. O da sıhhatli bir nefes kadar değerli değildir.

Kime ait olduğunu bilmediğim şu sözü de hatırlarken hatırlatmalıyım: “Bir nefeste iki şükür vardır; almazsak ölürüz, vermezsek ölürüz”

İtalya'da 93 yaşında biri covid-19’a yakalanır, şifa bulur. Adam taburcu olacaktır. Kendisinden kullandığı solunum cihazının(oksijen tüpünün) ücreti istenir. Adam ağlamaya başlar. Doktor: “Prosedür bu, ödeme yapmanız gerekir” der.
Adam doktora ibretlik şu açıklamayı yapar:
"Ödeyeceğim para için ağlamıyorum. 93 yıldır Allah’ın havasını bedava soluduğum halde hiçbir ücret ödemeyişime ağlıyorum. Cihazınızın bir günlük kullanma bedeli için benden gün başına 500 Euro istiyorsunuz. Kim bilir Allah’a ne kadar borcum var! Bunun için Allah’a bir kere bile şükretmemişim. Bu nefeslerimizin değerini bilmemişiz. Yolumuz hastaneye düştüğünde nefes almanın parayla olduğunu öğreniyoruz. 93 yıldır her gün alıp verdiğim nefesler için Allah'a şükürler olsun"

Ne yazık ki sadece nefesimizin değil, sahip olduğumuz birçok değerimizin kıymetini bilmiyoruz. Şükür ile ilgili şöyle bir bilimsel açıklama var, dersek birçok kişinin dikkatini çekecektir.

 Şükretmenin fizyolojimiz ve psikolojimiz üzerinde olumlu etkileri varmış. Şükür bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiriyor, kan basıncımızı düşürüyormuş.

Kaliforniya Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada şükretmenin beynin moleküler yapısını değiştirdiği, vücudu sakinleştirdiği ve dinçleştirdiği ortaya çıkmış. Şükretmekle duygu dünyamızda fırtınalar kopuyormuş. Yükselen dalgalar ruhumuza masaj yapıyormuş. Ruhu gıdıklıyormuş. Daha merhametli oluyormuşuz. Tatsız dünyadan özel tat alıyormuşuz. Ruha vurduğu şükür pompası nedeniyle zorlukların üstesinden daha kolay gelebiliyormuşuz… Ve daha neler…

Bize “İman ikiye ayrılır, yarısı sabır ve yarısı da şükürdür” diye bizlere ders veren peygamberimize salât ve selâm, bize bu yazıyı yazma imkânı veren Allah’a şükürler olsun.

Eğer bu yazım nedeniyle sizler de Allah’a şükretmişseniz bir kez daha Allah’a şükürler olsun.