• DOLAR 6.778
  • EURO 7.321
  • ALTIN 358.581
  • ...

LGBTİ akımının tüm dünyada önemli bir proje olduğu artık hemen herkes tarafından kabul görmekte.

Buna rağmen HDP’nin, bu oluşumları kayıtsız ve sınırsız bir şekilde desteklemesi, yürüyüşlerinde milletvekillerinin en ön safta görünecek şekilde yürümesi, basın açıklamalarına bizzat parti yetkililerinin katılması anlaşılır bir şey değil.

Normal bir siyasi parti, içerisinde yaşadığı toplumun değerlerine saygı göstererek politika geliştirir, halkın tepkisini çekecek açıklamalardan ve eylemlerden uzak durur. İdeolojik bir sapkınlığı olsa dahi bunu toplumu ürkütmeden olabildiğince uzun vadeye yaymaya çalışır. Toplumsal dönüşüm projesini hissettirmeden yapmaya çalışır.

Ancak ne hikmetse HDP bunların hiçbirine ihtiyaç duymadan, ideolojik saplantılarının Kürd Halkında yansımasını görmek için çabalar durur, bu konuda hiçbir fırsatı da kaçırmaz.

Bu biraz garip değil mi? Yani bir siyasi parti, tabanıyla zıt bir inanç içinde ve bu inancını onlara dayatmaktan çekinmiyor. Bunu da her zamanki gibi “Özgürlük, eşitlik, düşünceye saygı, insan haklarına saygı…”gibi süslü söylemlerle yapıyor.

İlk etapta HDP’nin kendi ayağına sıktığı şeklinde yorumlar yapılsa da bu partinin kuruluş felsefesine bakıldığında “Aslında varlık sebeplerinden birinin de toplumun genetiğiyle oynamak olduğu” görülür.

Pkk’nin sahadaki siyasi ayağı olarak anılması bir yana HDP’nin hem siyasi girift ilişkileri hem de ünlü spekülatör G. Soros gibi karanlık kişilerin vakıf ve dernekleriyle kurdukları “Ortak çıkar ilişkileri” onu sıradan bir siyasi parti olmaktan uzaklaştırıyor.

HDP, LGBTİ oluşumlarıyla olan yakınlığını gizlemediği gibi bu karanlık ilişkilerini gizleme gereği de duymuyor. Tabii bunu bir özgüven olarak görmek mümkün değil.

Bu daha çok “Sırtlarını dayadıkları uluslararası güçlerin” verdiği güvence ile alakalıdır. HDP de şunu çok iyi görüyor ki bu uluslararası güç; sapkın paganist anlayışından doğan düşüncelerini hem AB’den hem de BM’den çeşitli yasalarla geçirebiliyor. (Örnek olarak İstanbul Sözleşmesi)

CHP’de siyaset yapan LGBT aktivisti(!) Ö. E. Özen, “Kaos Gey Lezbiyen Kültürel Araştırma ve Dayanışma Derneğinin” AB fonlarından sadece 2013 yılında 11 milyon TL destek aldığını belgeleriyle göstermiş ve 2015 yılı başvurularında “Trans Savunuculuğu” ve “Trans Ofis Destek Programı” kapsamında toplam 27 milyon TL’lik AB fonları verildiğini belirtmişti.

Sonraki yıllarda bu miktarın daha da arttığı bilinmekle birlikte ya istihbarat raporları ya da bir gönüllünün itirafıyla ancak öğrenebileceğiz.

Soros vakıflarının Türkiye’de özellikle DOĞU illerinde finanse ettikleri yapılara bakıldığında HDP ile kol kola olan yapılar görülüyor. Soros vakıflarının desteklediği birkaç STK’nın ismine bakmak bile büyük projenin anlaşılması için insana yeterli fikir verir.

Bu STK’lardan birkaçı:

–İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği 

–Kaos Gey ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği  

–Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği – Trans-İzleme

–Muş Kadın Çatısı Derneği 

–Pembe Hayat Lgbt Dayanışma Derneği 

–Sosyal Politikalar, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD) – 

–Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği DUY-DER – Doğubeyazıt, Pervari, Eruh Köyleri…

HDP’nin parti olarak destek vermekten çekinmediği tam aksine gurur duyduğu bu STK’larla HDP’nin fikir birliği yaptığı Soros’un emellerinin aynı olduğu anlaşılıyor.

Yani “Cinsiyet Eşitliği” adı altında ‘CİNSİYETSİZLEŞTİRİLEN” bir toplum. Tüm bunları görünce Kürd halkının bahtsızlığına yanmamak elde değil. Onların arasından çıkıp onların dinine ve namuslarına musallat olan bir parti ile imtihan oluyorlar.