İkinci Dünya Savaşı’nda İtilaf Devletleri ülkeyi dört bir yandan kuşattığında, Üstad Bediüzzaman, talebelerine ders vermeye devam ediyordu. Ancak bu kuşatmadan hiç bahsetmiyor, iman konularını işliyordu. Bu durum birkaç gün böyle sürünce talebeler merakla sordular:
“Üstadım, savaştan daha büyük bir tehlike mi var ki hiç bahsetmiyorsunuz?”
Üstad şu tarihi cevabı verdi:
“Evet, imanı kaybetme tehlikesi var.”
Bu cevap, bugün tam da konuşulması gereken bir hakikati ifade etmektedir. Özellikle Suriye olayları üzerinden Kürt halkı adına mücadele verdiğini iddia eden bazı çevrelerin İslami değerlere açıkça hakaret etmesi, bu tehlikeyi daha da görünür kılmaktadır. Namazda, Abdullah Öcalan’a secde eden, hatta “Biz Allah’tan daha büyüğüz” diyebilecek kadar sapkın bir zihniyetle karşı karşıyayız. Kemalizm’in seksen yılda bu halka giydiremediği “dinsizlik” gömleğinin, kırk yılda hangi noktaya getirildiğini hepimiz görüyoruz.
Bu durum, Kürt halkı için savaşlardan ve ölümlerden çok daha büyük bir tehlikedir. Kemalist ideolojinin Müslüman halka karşı yürüttüğü dinsizlik projesinden bile daha vahim bir noktaya gelinmiştir. “Kürtlerin düşmanı İslam’dır” algısını Kürt halkının zihnine yerleştirmek için her türlü şarlatanlık denenmektedir. Bu zihniyet, her fırsatta Müslümanları hedef almış, halkın dini değerleriyle alay etmekten geri durmamıştır.
Dini değerleri ve Müslümanları hedef alan PKK–PYD–DEM çizgisi, Müslüman Kürt halkının İslami duyarlılığını adeta kırmızı renk görmüş hırçın bir boğa gibi hedef almıştır. Müslüman Kürt halkının artık bu çirkef yüzü görme zamanı gelmiştir.
Suriye olayları üzerinden yayımlanan videolarla namaza hakaret ve Allah’a dil uzatacak kadar cüretkâr bir noktaya gelmişlerdir. Onurlu Müslüman Kürt halkının hiçbir ferdi bunu kabul edemez. Ancak bu fikriyatı yaymaya çalışan bozuk zihniyetin yöneticilerinden hiçbiri bu görüntüler karşısında bir açıklama yapmamıştır.
“Haşa, bu meczubun söylediklerinden beriyiz” diyen oldu mu?
Namazla alay edenleri eleştiren bir yönetici duydunuz mu?
Buradan bir kez daha çağrı yapıyoruz: Nusaybin’de indirilen bayrak için yaptığınız özür açıklaması gibi, neden bu konuda da bir açıklama yapmıyorsunuz? Eğer bu zihniyet sizi temsil etmiyorsa, “Bütün Kürt halkından özür diliyoruz” desenize.
“Allah en büyüktür” desenize.
“Hiçbir Kürt, kendini Allah’tan büyük göremez” desenize.
Diyemeyeceğinizi biliyoruz. Çünkü Kürtler için “dinsizlik” ihalesi aldığınızı da biliyoruz. ABD ve siyonist israilden medet umduğunuz müddetçe bu fosseptik çukurundan çıkamayacaksınız. Artık mazlum Kürt halkının yakasından düşün. İdeolojik fikirlerinize kurban ettiğiniz gençlere yazık. Ahireti tarumar olmuş, Allah’ı tanımayan bir Kürt devleti kursanız ne olur?
Bırakın, onurlu ve İslami değerlere sahip bir halk olarak bir gelecek inşa edilsin.
Allah’a savaş açanların Kürtlerle ve Kürtlükle hiçbir ilgisi yoktur. Ne bedel olursa olsun biz bu zehri içmeyeceğiz.