Yarın Ramazan Bayramı.

Otuz günlük oruçtan sonra Müslümanlara Yüce Allah'ın bir hediyesi, bir lütfu ve ödülü mesabesinde olan bu güzel gün, yarın.

Elbette kimse oruç sonrası bayramı bir kazanım olarak görmez.

Oruç bir teslimiyet ve itikat olarak üzerimize farz yazılmış bir sorumluluk.

Bu sebeple bayramı değil, rızayı hedefleyen bir ibadet.

Bayram ise bu hedeften öte bir ikram ve ilahi bir sofradır.

Bayram, aslında çocuklar demektir.

Saf, duru ve arı bir yaklaşım; çocuk dünyasının doğal yansıması.

İçinde kötülük, önyargı veya benzeri art niyetler bulunmayan çocuk dünyası, bayramı temiz duygularla yaşayan en güzel dünyadır.

Dünyayı çocuklar yönetsin derken galiba bu eşsiz yaklaşım kast edilmiş olsa gerek.

Büyüklerin gözüyle bayrama baktığımızda Şair Abdurrahim Karakoç'un dediği gibi yaklaşıyoruz meseleye:

Hani ya o özlem, hani ya o tad?

Ne dışım kaygusuz ne içim rahat

Haftalar öncesi her gün, her saat

Babamdan sorduğum bayramlar hani?

Mehmet Akif ise Bayram şiirinde Fatih'i anlatırken yerel motifleri o kadar hoş işliyor ki, ele alınan konu bayram olarak canlandırılmış bir tabloyu gözler önüne seriyor.

Çocuklar ve büyükler iç içe, bayram çadırları, salıncaklar, defler ve oyunlar, gösteriler ve başını almış giden bir şamata…

Dünya çocuk dünyası…

Baloncular, fırıldaklar, topaçlar, horoz şekerleri, sesli oyuncaklar, atlıkarınca, çekçekler, geviş getiren develer, davullu zurnalı oyunlar, elleri sıkı sıkı tutulan ve süslenerek bayram meydanlarına gelen çocuklarla anneler…

Bayram şenliği ve bundan tevellüd kültürü kendine has kokan bir ortam…

Gayem, eski bayramlara özlemi dile getirerek nostalji yapmaktan çok, çocuk ve bayram ikileminin ne çok değişimler geçirdiğini gözler önüne sermektir.

Eve kapanıp telefon veya tabletlerden, bilgisayarlardan sanal bir bayram dahi yaşayamayan ve şehrin gürültüsünde kaybolan acınası çocuklarımız gerçeğine vurgudur.

Bu gerçek sadece memleketimizde değil, yeryüzünün tüm coğrafyasında özellikle zulme maruz kalan Müslüman topraklarda daha bir göze çarpıyor.

Galiba rahmetli Cahit Zarifoğlu'nun bayram şiiriyle yazımızı bitirmek en doğrusu:

Büyüklerin ellerinden

Küçüklerin gözlerinden

Suriye'nin toprağından

Bosna'nın bayrağından

Ebu Zer'in yalnızlığından

Bilal-i Habeşi'nin ilk ezanından

Tarık bin Ziyad'ın kılıcından

Filistinli Cafer'in haykırışından

Gazze'nin gözyaşından öpüyoruz…

İyi bayramlar meleklerin şehri Gazze.

İyi bayramlar utancımız, açlığımız Afrika.

İyi bayramlar Ömer Muhtar'ın soylu çocukları.

İyi bayramlar acının, ölümün başkenti Hama.

İyi bayramlar Recep onbaşı, Salih uzman, Er Mehmet.

İyi bayramlar kırılganlıklar, üzüntüler

İyi bayramlar ey Hüzün