Siyonist - Haçlı ittifakı, İran'a saldırdı ve tüm dünya için yeni bir sınav başladı.
Gazze ve Filistin konusunda sınıfta kalan insanlık, İran konusunda da sınıfta kaldı. Haydutların, bir ülkenin yöneticilerini, halkını ve ülkesini hedef aldığı insanlık dışı bir savaşta, halkı Müslüman olan devletler, bilhassa bölge devletleri İran'ın yanında olması gerekirken, tek başına bıraktı. Gazzelileri yanlız bıraktıkları gibi...
Ama bölge ülkeleri, aslında İran'ın bölge cephesi olduğunu hatta orman kanunlarının hakim kılınmak istendiği bir dünyada insanlık cephesi olduğunu unutmaktadır. Oysa aslında tüm Müslümanlar hatta tüm insanlık aynı gemidedir ve aynı haydutların tehdidi altındadır.
Hiç bir halk ve ülke, yarın Amerika - israil ittifakının hedefi olmayacağını garanti edemez.
Tüm insanlık ve Müslümanlar, tarihi bir tehdit ile karşı karşıyadır. Bu tehdit ile "ortak kader" doktrini çerçevesinde mücadele etmek gerekir. Amerika'ya ve israile sırtını dayayan ve sözde koruma hizmeti karşılığında haraç veren gerici Arap rejimleri, israil ve Amerika'nın kendilerini hiçbir şekilde koruyamadığını gördüler. Kendi ülkelerindeki Amerika üsleri kenidlerini koruyamadığı gibi, ülkelerine büyük bir felaket getirdi. Özellikle BAE ve Bahreyn çok büyük bir zarar ve yıkım gördü. Kendi ülkelerindeki Amerikan üslerinin, kendilerinin değil, sadece israilin güvenliği için var olduğu bir kez daha teyit edildi. Hatta Amerika'nın kendilerini koruması bir yana, komşu İran'a dönük saldırılarda kalkan olarak kullanıldılar. Kendi omuzları üzerinden İran'a ateş edildi ve İran hedef yapıldı. Bu durumda kendi topraklarından komşu İran'a saldırı olunca meşru müdafaa çerçevesinde İran da misilleme yaptı. Olan gerici Arap rejimlerine oldu. Ne turizm kaldı ne de petrol sevkiyatı... Böyle devam ederse bu ülkeler onlarca yıl geriye gidecek.
"Şeytanın eşeğine binenin menzili ancak ahır olur" gerçeği bir kez daha tecelli etmektedir. Hatta büyük Şeytan Amerika bu vahim tablo ile yetinmeyip koruyamadığı Arap devletlerinin ordularının kendi yanında savaş girmesi ve dahası, kendilerini koruması konusunda tehdit etmektedir.
"Tarih tekerrür etti ve şeytan ile çuvala girenler bir kez daha çıplak kaldı."
Bölgede çok önemli bazı gelişmeler var ki, bu savaşın gölgesinde kaldı.
Şu an Lübnan ağır bir bombardıman altındadır. Bu güne kadar yüzlerce masum sivil katledildi. Sivil yaşam alanları hedef alınmaktadır. Kara harekâtının başlayacağı/başladığı konuşulurken, bu ağır savaş suçu dünyanın gündemine gelmemektedir.
Hizbullah'ın silahsızlandırılması bahanesi ile Lübnan işgal edilmek istenmektedir. Bölge ülkelerinin bu vahim tabloyu gündeme alması ve girişimlerde bulunması gerekir. Bölge ülkelerinden herhangi birisinin felaketi, diğerleri için hayırlı olmaz.
Lübnan'ın Suriye'ye katılması için ellerini ovuşturanlar, büyük bir gaflet ve ihanet içerisindedir. Bilinmelidir ki, Hizbullahsız bir Lübnan ölüdür ve israilin dikensiz bahçesi gibidir. Böyle bir durumda siyonistler Lübnan'ın Suriye'ye katılmasına müsaade etmeyecegi gibi sıranın Suriye'ye geleceği bilinmelidir.
Eğer iddia doğru ise bu maceradan vazgeçilmelidir.
Yine Gazze'den her gün saldırı ve insan hakları ihlalleri gelmektedir.
Batı Şeria'da da işgal derinleşmekte ve insan hakları ihlalleri vahşet boyutuna ulaşmıştır.
İran'a yönelik vahşi saldırılar, insanlığa ve bilhassa Müslümanlara bu saldırganlığı unutturmamalıdır.
Savaşın gölgesinde savaş bahanesi ile Mescid-i Aksa Ramazanda ibadete kapatıldı. Tüm Müslümanların onuru ayaklar altına alındı. Bu gün Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasına ses çıkarmayanlar, yarın Mescid-i Aksa yıkılırsa bile sadece onursuz bir kınama ile yetineceklerdir. Ya da Mescid-i Aksa'yı bir füze ile yok edip suçu İran'a attıkları zaman bu gafiller siyonistler yerine İran'ı kınama yarışına girecek ve bu oldu bittiye razı olacaklardır.
Ey Müslümanlar, onurunuza sahip çıkın ve ayağa kalkın.